ABD ara seçimleri: Trump güç kaybeder mi?

ABD'de bu salı günü Temsilciler Meclisi üyeleri ile Senato’nun üçte biri yeniden seçilecek. Anketlere göre Demokrat Parti Kongre’nin iki kanadından birinde, hatta her ikisinde çoğunluğu elde edebilir ve Donald Trump’ın ülkeyi yönetmesi hayli güçleşebilir. Yorumcular olası sonuçları tartışıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Göteborgs-Posten (SE) /

Seçim, bölünmeyi sona erdirmeyecek

Göteborgs-Posten, ABD toplumundaki derin çatlaklardan endişeli:

“Trump, modern dönemdeki diğer tüm başkanlardan daha fazla istikrarsızlığa yol açtı. Ancak aynı zamanda, Trump’ın gitmesiyle ortadan kalkmayacak gibi görünen, ABD toplumundaki derin sorunların da bir belirtisi. Bugünkü seçim de muhtemelen bu durumu değiştirmeyecek. Bununla birlikte seçim, Amerikan demokrasisinin tek bir başkandan çok daha büyük olduğunu hatırlatması bakımından önemli bir işlev görebilir. Başkanın kendisi hakkındaki büyüklük yanılsaması ne kadar ileri gitmiş olursa olsun.”

Delo (SI) /

Bu kabus bitsin artık

Delo, Trump döneminin yakında tarihe karışacağını umuyor:

“Onun yönetimi, yerleşik dünya düzenini kaosa sürükledi ve ABD'nin küresel önemini ve rolünü paradoksal bir şekilde zayıflattı. Sınırların dokunulmazlığı, serbest ticaret ve normallik artık yalnızca soluk birer anıdan ibaret. Bunların yerini savaşlar, toprak talepleri, gümrük vergileri ve kışkırtıcı söylemler almış durumda. Barış çabalarının birleştirilmesi, enerji fiyatlarının yeniden enflasyona yol açmayacak bir banda dönmesi, uğursuz ticaret savaşlarının sona ermesi ve retoriğin bir zamanlar bildiğimiz düzeye geri gelmesi tüm dünyaya faydalı olur.”

Liberal (GR) /

Trumpizm sınanıyor

Web portalı Liberal, Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin sosyal yapısını kökünden değiştirdiğini vurguluyor:

“Bir zamanlar kendisini serbest piyasayla, banliyölerde yaşayan orta sınıf beyaz seçmenlerle tanımlayan bir parti, işçi sınıfı içinde nüfuz elde etti ve onlarca yıldır Demokratlar için neredeyse garanti gözüyle bakılan sosyal ve etnik gruplara sızdı. … 'Trumpizm'in öncelikle Donald Trump'ın kendisi mi olduğunu, yoksa Amerikan sağının kalıcı bir seçim ittifakına mı dönüştüğünü öğreneceğiz. Eğer Cumhuriyetçiler bu ittifakın büyük bir kısmını aynı aday olmadan da elde tutmayı başarırlarsa, o zaman Amerikan siyasetinde köklü bir değişim gerçekleşmiş demektir. Trump böylece kendisinden sonra da varlığını sürdürebilecek siyasi bir dönüşümü tetiklemiş olur.”

Le Figaro (FR) /

Demokratların başka konulara ihtiyacı var

Le Figaro, Demokratların Trump'la kavga etmeyi bırakıp yurttaşların çıkarlarını daha güçlü bir şekilde savunması gerektiği görüşünde:

“Demokratlar, durmadan Trump'a saldırmakla yetinemezler. Seçmenlerin yaşam maliyetleri ve anlamsız savaşlar hakkındaki endişelerini de dile getirmeliler. Çünkü azınlığa düşse bile 47. Başkan'ın tarzı veya politikaları kökten değişmeyecektir. Seçim kampanyasında takınmış olduğu o giderek daha fütursuzlaşan üslupla, kararnamelerle ve tweetlerle yönetmeye devam edecek. Ve eski destekçisi Tucker Carlson'ın kehanetindeki gibi, İran'a atom bombası atmazsa yatıp kalkıp dua etmek gerekecek.”

NRC (NL) /

Küresel ölçekte etkileri olacak

NRC’ye göre seçimlerin sonucu, dünya genelinde geniş kapsamlı etkiler yaratacak:

“Trump uluslararası normları pek umursamıyor ve sonuçları Ortadoğu’nun çok ötesinde hissedilecek hukuka aykırı bir savaş başlattı. Bu durum, ABD’nin uluslararası arenadaki konumunu zayıflatırken dünyayı da daha güvensiz hale getirdi. Dolayısıyla seçimlerin gölgesinde yanıt bekleyen temel sorular var: Trump, gücün kurallardan açıkça üstün tutulduğu ve kurumların büyük güçlerin baskısı altında ezildiği bir uluslararası düzen kurma arayışını sürdürebilecek mi? Avrupa, Kongre’de yakında eski ittifakın izlerini yeniden görebilecek mi, yoksa iki kıta arasındaki mesafe giderek daha da mı açılacak?”

Sme (SK) /

Seçim sonucuna itiraz edecek mi?

Sme, ABD Başkanı’nın bir yenilgiyi kabullenmeyeceği kaygısı taşıyor:

“Asıl mesele Demokratların kazanıp kazanmayacağı ya da oy oranlarının ne olacağı değil (her ne kadar bunlar da kuşkusuz önemli olsa da). Asıl mesele, devlet kurumlarının ve geriye kalan az sayıdaki, görece sağduyulu Cumhuriyetçinin Trump’ın seçim sonuçlarına bakışına nasıl tepki vereceği. İhtiyatlı bir iyimserlikle, Trump’ın seçim sonuçlarını yalnızca manipüle etmekle kalmayıp doğrudan iptal etmeye yönelik açık girişimin zaten boyunu aşan bir iş olduğunu varsayalım. Ne var ki bunu ona anlatmaya çalışmak boşuna: Kendisi her yerde kazandığına emin. ... Ayrıca ABD'lilerin sarsılmaz desteğine sahip olduğuna da inanıyor.”

Konfront (HU) /

Partilerdeki muhalif sesleri göz ardı etmemeli

Konfront, Senato’da Demokratların sayısal çoğunluğa sahip olmasının henüz bir politika değişikliği anlamına gelmeyebileceği konusunda uyarıyor:

“Demokrat Parti Senato’da az farkla çoğunluğu sağlar ama bu çoğunluk parti içi bölünmeler nedeniyle yalnızca kâğıt üzerinde kalırsa, bunun sonuçları felaket olur. Şayet birileri parti çıkarlarının her şeyden üstün olduğunu ve bu yüzden böyle bir senaryonun gerçekleşemeyeceğini düşünüyorsa, mevcut Temsilciler Meclisi’ne dikkatle baksınlar. Son iki yılda Cumhuriyetçi Parti’nin kıl payı çoğunluğu, her ne kadar sorunsuz olmasa da yasa çıkarılmasına imkân tanıyabilirdi. Ancak bu durum, parti içindeki aşırı muhafazakâr güçlerin direnişi nedeniyle defalarca ve çarpıcı biçimde başarısızlığa uğradı.”

Revista 22 (RO) /

ABD'nin kalbi ihanete uğramış hissediyor

Revista 22’ye göre seçimin kaderini Ortabatı belirleyecek:

“Ekim ayında Trump bu eyaletlerde yoğun bir kampanya yürüttü. Bu sırada pek çok şey vadederken, politikasını esaslı biçimde değiştirmeye yanaşmadı. Aksine Trump, ABD ekonomisinin altın çağının çoktan başladığına ve herkesin bundan keyif duyduğuna inanıyor. Demokratlar ise mevcut gerçeklik karşısında bu tür açıklamaları memnuniyetle karşılıyor. Bu sözler onlara zafer için daha büyük şanslar sunuyor. Ortabatı seçmenlerinin Demokratlara olan sevgilerini yeniden keşfettiklerinden değil. Anketlerde birçoğu, Demokratlar iktidara gelse bile hiçbir şeyin değişmeyeceğini belirtiyor. Ancak seçmenler derin bir hayal kırıklığı içinde ve Cumhuriyetçiler, özellikle de Trump tarafından ihanete uğratılmış hissediyor.”

Kommersant (RU) /

Ülkeyi zaten kararnamelerle yönetiyor

Amerika uzmanı Maksim Suçkov, Kommersant’ta Cumhuriyetçilerin olası yenilgisinin Trump için aşırı büyük bir felaket anlamına gelmeyeceğini yazıyor:

“Trump, elinin altında sadık bir Kongre varken dahi önemli kararları başkanlık kararnamesi denilen düzenlemelerle hayata geçirmeyi tercih ediyor: Ocak 2025’ten bu yana bu türden 290’ın üzerinde kararname çıkarmış. Kendisine karşı düşmanca tutum sergileyen bir Kongre varken ülkeyi yöneten Bill Clinton da benzer bir yol izlemiş, sekiz yıllık başkanlığı döneminde 364 başkanlık kararnamesine imza atmıştı. Başkanlar açısından siyaseten artı puan toplamak ve ‘burada ve şimdi’ etkinlik göstermek, politikanın sürekliliğinden daha önemli.”

Öt.hu (HU) /

Karnesi zayıf

Öt.hu internet portalına göre, Trump’ın vaatlerini hayata gerçirmesi konusunda olumlu bir şeyler söylemek zor:

“Başkan, önceki vaatlerinin aksine ABD ekonomisini gerçekten canlandırmadı, kamu borcunu düşürmedi, daha önce yurt dışına taşınmış olan Amerikan sanayiinin büyük bir kısmını ülkeye geri getirmedi ve hepsinden önemlisi de dünya barışını sağlamadı. Ayrıca, şatafatlı iddialarına rağmen Washington’daki büyük siyaset bataklığını da kurutmadı. ... Aksine Başkan Trump, öngörülemez ve çoğu zaman irrasyonel kararlarıyla Amerikan toplumundaki bölünmeyi ve iç siyasetteki krizi daha da derinleştirerek Washington’daki ‘bataklığın’ yeni hâkimi haline gelmiş görünüyor.”

IQ (LT) /

Ara seçimler yangını körükleyecek

Siyaset bilimci Dominykas Kaminskas, ekonomi dergisi IQ’da ara seçimlerin Trump’ı daha da öngörülemez hale getirebileceği uyarısında bulunuyor:

“Demokrat Parti hem net bir vizyondan hem de öne çıkan lider şahsiyetlerden yoksun. ... Şu anda onları birleştiren tek gerçek şey Donald Trump karşıtlığı. ... Ara seçimler, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Trump’ın gücünü kısıtlamayacak. Aksine, akabinde üzerinde oluşacak ilave baskı ABD Başkanı’nı fazlasıyla kışkırtacak ve daha da agresif bir tutum sergilemeye sevk edecek. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde ABD Kongresi’nin desteğini güvenceye almak Litvanya ve Avrupa açısından kritik önemde.”

Delfi (LT) /

Demokrasi için kritik sınav

Siyaset bilimci Liudas Dapkus, Delfi’de yaptığı değerlendirmede Trump’ın muhtemel bir seçim yenilgisini kabul etmemesi durumunda tehlikeli bir tablonun ortaya çıkabileceğini belirtiyor:

“Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolü kaybederse ne olacak? Bu Başkan, çalınmış oylardan, sahte seçim tutanaklarından ve seçim komisyonlarındaki komploculardan söz edebilecekken böyle bir seçim sonucunu nasıl kabul etsin? ... Dahası bu kez Başkan, yürütme aygıtının tamamına ve kendisine çok daha sadık bir siyasi çevreye sahip. ... Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, 1993’te parlamento ile yaşadığı çatışmayı tankların yardımıyla çözmüştü. ABD Başkanı’nın böyle yetkileri olmasa da siyasi kaos çıkarmanın başka yolları var.”

Ilta-Sanomat (FI) /

Avrupa’nın umudu Trump’ın frenlenmesi

Ilta-Sanomat’a göre Demokratların zaferi AB için arzu edilir bir sonuç olur:

“Son haftalarda Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i yeniden pohpohlarken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi köşeye sıkıştırdı. ... Demokratların ara seçimlerde kazanacağı net bir zafer, partiye Trump’ın Ukrayna politikasını daha da fazla engelleme olanağı sağlayacaktır. Demokratların etkisi, Temsilciler Meclisi’ni, Senato’yu ya da her ikisini birden kazanmayı başarıp başaramayacaklarına bağlı. Ara seçimlere rağmen Trump başkan olarak ABD’nin dış politikasını belirlemeye devam edecek, ancak belli bir fren etkisinin oluşması dahi Ukrayna ve Avrupa için iyi bir haber sayılır.”