ECB Başkanı Lagarde görevi neden erken bırakıyor?
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde görev süresi dolmadan istifa ediyor. ECB’den yapılan açıklamada, Lagarde’ın 7 Şubat 2027 itibarıyla görevinden ayrılacağı bildirildi. Normal şartlarda Ekim 2027’ye kadar görevde kalması bekleniyordu. Avrupalı yorumcular, bu erken istifanın ardında hangi nedenlerin yatıyor olabileceği ve halefinin nasıl belirleneceği sorularına yanıt arıyor.
Ardında sağlam bir merkez bankası bırakıyor
Naftemporiki, Lagarde’ın başarılı bir görev süresi geçirdiği değerlendirmesinde bulunuyor:
“Fotojenik Christine başlardaki hatalarından ders çıkardı ve yakın tarihteki en zorlu kimi anlarda -koronavirüs pandemisi, tedarik zinciri krizi, Ukrayna’daki savaşın tetiklediği enerji krizi ve son olarak Ortadoğu’daki savaş- Avro Bölgesi ülkelerinin ihtiyaç duyduğu istikrar çıpası ve referans noktası oldu. Ulusal hükümetler ve Brüksel peş peşe gelen krizlere bir çare bulamadığında ya da ortak bir bütçe politikası üzerinde uzlaşamadığında o işin başına geçti. Geride güçlü bir merkez bankası ve dijital çağa doğru yol alan güçlü bir avro bırakıyor.”
Başkan Avrupa’yı Le Pen’den kurtarmaya çalışıyor
Süddeutsche Zeitung, Lagarde’ın AB’ye büyük bir hizmetinin dokunduğu övgüsünde bulunuyor:
“Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanlığı görevinden istifa ederek, halefinin Fransa’da ilkbaharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce belirlenmesini zorunlu kılıyor. Böylece gelecekte Avrupa’nın para politikasından kimin sorumlu olacağının belirlenmesinde söz Emmanuel Macron’a düşüyor. Lagarde bu sayede, seçilebilecek aşırı sağcı bir cumhurbaşkanının bu kilit pozisyona yapılacak atamada söz sahibi olmasının önüne geçiyor. İstifasıyla, Avrupa’yı Marine Le Pen’den kurtarmaya çalışıyor.”
Eşi benzeri görülmemiş bir değişim
Corriere della Sera’nın analizi şöyle:
“Lagarde, Paris ve Berlin’deki devlet ve hükümet liderleri arasında Avrupa Birliği’nin yapıları açısından kritik olan atamalar konusunda ufukta bir uzlaşmanın göründüğünü fark etmiş olmalı. Yalnızca 45 gün içinde bir ECB Başkanı seçilmesi yetmiyor; onunla birlikte mayıs ayında göreve başlayacak bir başekonomistin ve Merkez Bankası’nın piyasa operasyonlarını koordine edecek ve derhal göreve başlayacak bir kişinin de bulunması gerekiyor. Eşi benzeri görülmemiş bir değişim bu. ... Frankfurt’tan dünyanın en önemli ikinci kamu finans kurumunu yöneten altı üyeli yönetim kurulundaki en etkili üç isim yenileniyor.”
Bağımsız bir ruha ihtiyaç var
Frankfurter Allgemeine Zeitung, seçilecek halefin net bir istikrar çizgisini temsil etmesini umuyor:
“Başta Fransa olmak üzere, Avrupa’nın yüksek borçlu devletleri bütçe sorunlarını kendileri çözmek zorunda; Merkez Bankası bu yükü onların sırtından alamaz, almamalı da. Böyle bir çizgiyi temsil eden ve aynı zamanda sağ popülist partilerin daha fazla nüfuz sahibi olduğu bir Avrupa’da rotayı koruyabileceğine güvenilen bir ECB Başkanı’na ihtiyaç var. ... Siyasetçiler, kendilerini rahat ettirecek bir halef seçmemeli. Eski ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell’ın en büyük başarısı, Başkan Donald Trump’ın tüm saldırılarına karşı Merkez Bankası kurallarını son derece soğukkanlılıkla ortaya koymasıydı. Şimdi ECB için de böyle bağımsız bir ruha ihtiyaç var.”
Paris görünür kalmalı
Ekonomi gazetesi Les Echos, Fransa’nın AB’deki nüfuzunu güvenceye alması gerektiğinde ısrarcı:
“Anavatanı Fransa’nın mali durumu kötüleşirken ve ECB’nin bir gün bir şekilde müdahale etmesi gerekebilecekken, 7 Şubat’ta ayrılacağı Frankfurt’taki görevinde kalması gerekmez miydi? ... Bu argüman tersine de çevrilebilir: Bir Fransız’ın Paris’e gereğinden fazla kol kanat germek isteyeceğinden her zaman şüphe duyulacaktı. ... Peki şimdi ne olacak? Paris, Klaas Knot ya da Pablo Hernández de Cos’a vereceği desteğin karşılığını görmeli - hem de yalnızca başekonomistlik ya da finans piyasaları uzmanlığı gibi boş koltuklardan birini alarak değil. ... Fransa’nın Almanya karşısında Avrupa’da görünür kalması hayati önem taşıyor.”
Kadın temsili muhtemelen sıfıra inecek
El País, bankanın yönetim kurulunda muhtemelen yalnızca erkeklerin kalacak olmasından yakınıyor:
“Lagarde’ın ayrılışı, ECB’nin üst yönetiminde bir yeniden yapılanmayı beraberinde getiriyor. Bu durum başkentlere, kıtanın rotasını önemli ölçüde belirleyecek bir seçim döngüsü başlamadan önce Avro Bölgesi’nin en önemli finans kurumuna yapılacak atamalar konusunda uzlaşma olanağı sağlıyor. ... Hollanda Merkez Bankası’nın eski başkanı Klaas Knot ile İspanya Merkez Bankası’nın eski başkanı Pablo Hernández de Cos en güçlü adaylar. ... Lagarde ile birlikte ECB Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel de görevinden ayrılıyor. ... Böylece ECB, tıpkı Avro Bölgesi’nin 21 merkez bankası başkanından oluşan ekip gibi yönetim kademelerinde tamamen kadınsız kalmış olacak. ... Bir Avrupa kurumu için bu kabul edilemez.”