Yeni AB Komisyonu başkanı kim olacak?

Geçtimiz hafta yapılan AB zirvesinde AB Komisyonu Başkanı Juncker'in ardılı konusunda anlaşma sağlanamayınca, devlet ve hükümet başkanları konuyu 30 Haziranda yapılacak olağanüstü zirveye bıraktı. Ancak Almanya ile Fransa arasındaki sert cepheleşme göz önünde bulundurulduğunda tek bir isim üzerinde uzlaşmaları oldukça zor görünüyor. Köşe yazarları, yaşanan gel-gitlerin olası sonuçlarına eğiliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Mérce (HU) /

Yurttaşların ilgisini söndürmeyin!

Sol görüşlü haber portalı Mérce, AB'deki üst düzey pozisyonlarla ilgili tartışmanın demokrasiye zarar verdiğini düşünüyor:

“Seçimlerin, 2014'e oranla daha şeffaf olacağı yerde şeffaflıktan daha uzak olması endişe yaratıyor. Oysa Avrupa seçimlerinde katılım oranı on beş yılın ardından yeniden yüzde 50 seviyesine ulaştı, ki bu da önceki seçimlerle kıyaslandığında bugün Avrupa yurttaşlarının, AB'nin siyasi etkinliğinin arttığını ve bu yüzden seçime katılmanın anlamlı olacağını düşündüğünü gösteriyor. Bu trendin, üst düzey yöneticilerin küçük ve gözden ırak bir grup tarafından seçilmesi yüzünden tersine dönmesi üzücü olur.”

Público (PT) /

Merkel ile Macron uzlaşmak zorunda

Teresa de Sousa, Público'daki yazısında, Berlin ve Paris ortak hedefler koymalı, diyor:

“AB kurumlarını kimin yöneteceğine karar vermek kesinlikle kolay bir iş değil. Pek çok açıdan bir denge tutturulması gerekiyor. AB'de adet olduğu üzere bir işbirliği ruhu bulmak şart. Ve anlaşılan o ki, Berlin-Paris aksının iki ucunun birbirlerini anlaması gerekiyor. ... Ancak Merkel ile Macron bugüne değin anlaşamadı: Macron Avrupa'nın en önemli kurumlarının başında 'ağır toplar' olması gerektiğini söylemekte haklı. Ama komut vermeye alışık Berlin, anlaşılan olaya farklı bakıyor.”

Mediapart (FR) /

Parlamento için fırsat

AB Konseyi engellendiği için Avrupa Parlamentosu'nun gücünü arttırması mümkün, diyor Mediapart:

“Brüksel siyasetine damgasını vuranın sol ile sağ arasındaki uçurumdan ziyade, (AP, AB Komisyonu ve AB Konseyi gibi) kurumlar arasındaki yarış olduğunu biliyoruz. AB Konseyi'nin kilitlenmesi, yarışı yeniden başlatabilir ve Avrupa'nın 'parlamenterleşme' sürecini hızlandırabilir. Bu nedenle dört parti (Muhafazakarlar, Sosyal Demokratlar, Liberaller ve Yeşiller) arasında büyük gizlilik içinde yürütülen müzakereler, ortak bir program taslağı için çok önemli. Bu müzakereler bir test anlamına geliyor.”

Neatkarīgā (LV) /

Merkel torun sevmekle yetinmeyecek olursa

Neatkarīgā, AB'deki yönetici pozisyonlarının dağıtılmasına ilişkin spekülasyonları değerlendiriyor:

“Alman basınında ve kanaat önderleri arasında Merkel'in 'emekli' olduğunda örgü örüp torun sevmemesi gerektiğini düşünen sesler yükselmeye başladı. Öyle ya, AB Komisyonu başkanı olabilir! Bu tutum Almanya'nın Macron'un gözünü korkutmak için giriştiği bir siyasi manevra olabilir; yani Weber'in adaylığına karşıysanız, alın size kimsenin itiraz etmeye cesaret edemeyeceği Merkel! Öte yandan bu sesler, siyaset sahnesindeki yerini bırakmak istemeyen Merkel'in kendi arzusunu da yansıtıyor olabilir.”

Lidové noviny (CZ) /

Dizginler Almanya'dayken işler daha kolaydı

Lidové noviny'e göre Berlin güçsüz olduğundan AB'nin en yüksek pozisyonu için yapılan bilek güreşi çok uzun sürecek:

“Eskiden Angela Merkel CDU üzerinden Avrupa Halk Partisine, Martin Schulz ise SPD üzerinden Avrupalı sosyal demokratlara hakimdi. Kimilerine göre bir Alman hegemonyasıydı bu, kimilerine göreyse elverişli bir durum, zira bu düzen, beraberlik durumlarında dahi net kararlar alınmasını mümkün kılıyordu. ... Şimdi bu durum değişti. Şimdi tartışma, liderler üzerinden yürütülecek. Öte yandan bu tartışma yeni koşullarda -güçsüz muhafazakarlar ve sosyalistler ile güçlü milliyetçiler ve yeşiller- AB'de nasıl uzlaşma sağlanacağının da provası olacak.”

Kauppalehti (FI) /

Görevleri bir an önce dağıtıp işe koyulalım

Kauppalehti'ye göre görevlerin dağıtılması konusunda lafı fazla uzatmamak gerekir:

“Önemli pozisyonların, Finlandiya'nın temmuz ayında başlayacak AB dönem başkalığından önce dağıtılması yerinde olacaktır. Hangi pozisyona hangi ismin geleceği tartışmaları sonbahara kadar uzayacak olursa, iklim değişikliğiyle mücadele ya da önümüzdeki yılların mali tablosu mutabakatı gibi diğer önemli konularda herhangi bir ilerlemeye varmak imkansız olacaktır. İşin en kolayı devlet ve hükümet başkanlarının, Avrupa seçiminden en büyük siyasi grup olarak çıkan EPP'nin liste başı adayı Manfred Weber'i AB Komisyonu başkanlığına atamaları olacaktır. Böyle bir tavır, partilerin sadece tek bir liste başı adayını kabul edeceğini baştan söylemiş olan Avrupa Parlamentosu ile de en az sürtüşmeye neden olacaktır.”

Jyllands-Posten (DK) /

Yönetici pozisyonu tekeli bitti

Danimarka'da kısa süre önce parlamento seçimlerini kazanan Sosyal Demokrat Parti'nin lideri Mette Frederiksen, liberal AB Komiseri Margarete Vestager'in adaylığını destekliyor. Jyllands-Posten bu yolla AP'deki bloklara ayrılmış yapıların kırıldığını düşünüyor:

“Avrupa Parlamentosu seçimi, seçmenin Avrupa taraftarı partilerin arkasında durmayı sürdürdüğünü gösterdiği gibi muhafazakar ve sosyalistlerin de cazip mevkileri tekellerine alamadıklarını kanıtladı. Liberallerin gerek Avrupa Parlamentosu içinde gerekse bu makamları dağıtan hükümet liderleri çevrelerinde güçlendiğini görmek sevindirici bir gelişme. Danimarka, ciddi olarak başlayan bu oyunda kuşkusuz güçlü bir adaya sahip.”

Denik (CZ) /

Margrethe Vestager en doğru seçim olacaktır

Denik'e göre, Danimarka eski dışişleri bakanı ve şu an rekabetten sorumlu AB Komiseri Margrethe Vestager en uygun aday:

“Vestager 'liste başı aday' olarak seçim kampanyasına katıldı. Liberaller seçimden güçlenerek çıktı. Vestager, Danimarka'da ekolojiyle ilgilenen bir siyasetçi olarak dört büyüğün yanı sıra Yeşillerin de Avrupa'nın yeni üyesi olmasına karşı olmayacaktır. Onun atanması Avrupa Konseyi ile Avrupa Parlamentosu arasındaki rekabette bir uzlaşı yaratabilir ve tarafların savaş baltalarını bir sonraki Avrupa seçimlerine kadar gömmesine neden olabilir. Son bir artı da, AB'deki yaşlı erkeklerin başına zarif bir kadının gelecek olması. Böyle bir şey AB'yi mutlaka mutlu eder.”

Magyar Hírlap (HU) /

Liste başı aday sözü bile mide bulandırıcı

Magyar Hírlap'ın dış haberler servisi şefi Mariann Öry, Macron'un Weber'i neden engellemek istediğini açıklıyor:

“'Liste başı aday' sisteminin yürürlükte olduğu hayalini devam ettirmeye Emmanuel Macron'un bir katkısının olmayacağı çok net. Fransa cumhurbaşkanı bütün her şeyden tiksiniyor. Çünkü 'liste başı aday' (Spitzenkandidat) terimi bile Almanca. Avrupa Parlamentosu'nun üye ülkelerin hükümetlerine zorla kabul ettirdiği bu uygulama doğal olarak büyük parti gruplarına yarıyor. Ancak bu durum Paris'ten bakıldığında bir demokrasi değil, bir 'partikrasi'. Bu yüzden de sosyalist grupta da, halk partilerinde de Fransızlardan çok Almanların etkin olması daha da can sıkıcı.”

Handelsblatt (DE) /

Karizmatik lider aranıyor

Handelsblatt'a göre Juncker'in yerine geçecek birini arayıp bulmak çok uzun sürmemeli:

“Avrupa Birliği harekete geçmek zorunda: ABD ve Çin gibi süper güçler karşısında durmak, iklim değişikliğinin önüne geçmek ve gelecekteki göç dalgalarına hazırlanmak, AB'nin yapması gerekenlerin sadece birkaçı. AB'nin bunları yapabilmesi için yönetici kademelerinde becerikli insanlara ihtiyacı var. 22 Hazirandaki AB zirvesinde en azından Jean-Claude Juncker'in yerine kimin geçeceği belli olmalı. AB hükümet başkanları şeytana uyarak, kendilerine itaat edecek güçsüz bir AB Komisyonu başkanı seçmek gibi bir gaflete düşmemeli. AB'nin karizmatik, Çin ve ABD başkanlarıyla göz hizasında olan, Avrupa yurttaşlarını ikna edebilecek bir kişiye ihtiyacı var.”

Le Monde (FR) /

Michel Barnier'nin önü açık

Siyasetbilimci Cornelia Woll, Le Monde'daki yazısında liste başı aday modelinin eskidiğini söylüyor:

“Liste başı adayların meşruiyetinin kısıtlı olması büyük bir olasılıkla seçimi etkileyecek ve örneğin Michel Barnier gibi, üzerinde herkesin kolayca fikir birliğine varacağı birinin lehine olacaktır. ... Brexit müzakereleri Barnier'i birleşik Avrupa'nın sembolü yaptı. Fransız cumhurbaşkanı tarafından destekleniyor ve resmi liste başı adaylar kadar şansı var. Christine Lagarde ya da başbakanlık döneminin bittiğini açıklayan Angela Merkel gibi sürpriz adayların ortaya çıkması da hala mümkün.”

Radio Europa Liberă (RO) /

Macron ve merkezin yeni gücü

Radio Europa Liberă, Macron'un, EPP'nin liste başı adayı Weber'i nasıl engellemeye çalıştığını açıklıyor:

“Avrupa seçimleri gösterdi ki, gelecekte çok parçalı olacak Avrupa Parlamentosu içinde bir güç dengesi kolay kurulamayacak. Bu yüzden üye ülkelerin liderleri, AB kurumlarındaki üst düzey pozisyonlar için rekabette ilk adımları attılar. Liberal Macron'un etrafında, 108 sandalyeyle Avrupa Parlamentosu'nda üçüncü büyük grup olacak yeni bir merkez kurulmak isteniyor. Bu nedenledir ki Macron, pazar akşamı, olası bir ittifakı görüşmek üzere Avrupa'nın en bilindik sosyalist lideri, İspanya Başbakanı Sánchez'le buluştu. Nitekim bu ittifak, Avrupa Halk Partisi Grubu EPP'nin liste başı adayının AB Komisyonu başkanlığını engellemeyi başarabilir.”

Gazeta Wyborcza (PL) /

Weber'in bazı kusurları var

Gazeta Wyborcza, Manfred Weber'in neden eli boş dönebileceğini açıklıyor:

“Merkel, Weber'de ısrar edecek olursa AB içinde Berlin ile Paris arasında uzun sürecek bir kavga başlar. ... Ayrıca zirvede iki önemli pozisyondan -Komisyon başkanlığı ve Konsey başkanlığı- birine bir kadının gelmesine karar verilebilir. AB'de üst düzey makamların dağılımında Doğu-Batı dengesi de önemli bir rol oynayacaktır. Juncker halefi olarak rekabetten sorumlu AB Komiseri, Danimarkalı Margrethe Vestager'in, AB Brexit müzakerecisi Fransız Michel Barnier'nin ve eski Avrupa komiseri ve Dünya Bankası Direktörü Bulgar Kristalina Georgieva'nın adı geçiyor.”

hvg (HU) /

Fidesz, ALDE'yi kızıştırıyor

hvg, Weber'in Avrupa Parlamentosu'nda liberal grubun desteğini alması çok da kolay olmaz, diyor:

“Macron'un partisi Yürüyen Cumhuriyet'in aday listesinde ikinci sırada olan Pascal Chafin'e göre EPP, Macaristan'da hükümette olan Fidesz Partisini gruptan çıkarmadığı sürece Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakı (ALDE) ile bir işbirliği mümkün değildir. ... Chafin'in işbirliği altında neyi kastettiği ilk anda anlaşılmıyor. Ama düşünmeye devam edersek EPP'nin Avrupa Parlamentosu'nda en güçlü grup olmasına rağmen 2014'le karşılaştırıldığında yüzde 7 oy kaybettiğini görüyoruz. Demek ki AB Komisyon başkanı olmak istiyorsa Weber'in desteğine ihtiyacı var. En olası müttefiki de, Avrupa Parlamentosu'nda 109 sandalye alarak rekor kıran, Macron'un partisinin de üyesi olduğu liberal ALDE grubu.”