Paris'te aşılama için hazır enjektörlerle görülen bir hasta bakıcı (22 Ocak 2021). (© picture-alliance/dpa)

  Korona pandemisi 2021

  82 yorum

Güney Afrika'da ortaya çıkan Korona mutasyonu Omikron, dünyayı telaşa sürüklüyor. Tüm seyahat kısıtlamalarına karşın yeni virüs varyantı Avrupa'nın farklı yerlerinde tespit edildi. Mevcut aşıların varyanta nasıl etki ettiği henüz belli değil. Avrupa basını yeni durumun, Koronayla mücadelede yoksul ülkelerin bugüne dek göz ardı edilmesinden kaynakladığı konusunda mutabık.

İsviçre, dünya üzerinde tek ülke olarak ikinci kez Korona tedbirlerini yürürlüğe sokmak için oylamaya gitti. Halkın yaklaşık yüzde 62'si Covid-19 sertifikası uygulamasının sürdürülmesinden ve restoranlara, kamu binalarına ve etkinliklere katılırken aşılı, iyileşmiş ya da negatif test belgesi istenmesinden yana oy kullandı. Ülke basını oylamanın önlemlere karşı çıkanları düşündürmesi gerektiğini söylüyor.

Zorunlu aşı, Korona pasaportu ya da kapanma. Yeni bir kış dalgasından korunmak isteyen neredeyse bütün Avrupa ülkeleri Korona önlemlerini artırıyor. Ve yine hemen her ülkede bu önlemleri aşırı bulan bir kesim var. Avrupa basınında da sert önlemlere karşı çıkanlar olduğu gibi, aşı karşıtı protestoları anlamakta zorluk çekenler de mevcut.

Avusturya'da 1 Şubat 2022'den itibaren Covid aşısı zorunlu hale getiriliyor. 100 bin kişide haftalık yaklaşık 1000 vakayla Avusturya şu anda dünyada en yüksek insidansa sahip ülkelerden biri. Fransa ve Yunanistan gibi bazı AB ülkelerinde şimdiye dek sadece bazı mesleklere aşı zorunluluğu getirildi. Bazı köşe yazarları Avusturya'nın başlattığını diğer Avrupa ülkelerinin takip etmesi gerektiğini düşünürken, diğerleri konunun en azından tartışmaya değer olduğunu söylüyor.

Rotterdam, Viyana ve Zagreb gibi birçok kentte bu hafta sonu sert Covid tedbirlerine karşı yapılan protestolarda şiddet olayları baş gösterdi. Brüksel'de 35 bin kişinin katıldığı barışçıl gösterilerde kısa süre içinde gerginlik artınca, polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Toplumsal mutabakat konusunda kaygılı Avrupa basını olumlu alternatifler de görüyor.

Birçok ülke, artan Korona vakalarına ciddi kısıtlamalarla karşılık veriyor. Böylece aşı olanlar ile aşısızlar ve kapanma taraftarları ile karşıtları arasındaki toplumsal gerginlik artıyor. Slovenya, Estonya, Slovakya ve İspanya'da basında yer alan yorumlar çok ender rastlanılan bir şekilde hemfikir.

Çoğu ülkede dördüncü, Portekiz'de beşinci hatta İspanya'da altıncı dalga sözkonusu. Avrupa'nın her yerinde önlemlerin yeniden sertleştirilmesi çağrıları yükseliyor. Basında, sokağa çıkma kısıtlamaları, dükkanların kepenk indirmesi ve diğer başka sert kısıtlamaların gerekli ve anlamlı olduğu konusunda farklı görüşler var.

Pazartesiden (bugün) itibaren Avusturya'da aşı olmamış ya da Covid-19 geçirmemiş yaklaşık iki milyon kişi evlerinden ancak acil durumlarda, örneğin günlük alışverişlerini yapmak ya da işe gitmek için çıkabilecek. Covid hastalarının yoğun bakım yataklarının yüzde 30'undan fazlasını işgal etmesi nedeniyle Korona tedbirlerinin beşincisi ve böylece sonuncusu yürürlüğe girdi. Bu kısmi kapanma ne getirecek?

Avrupa'da giderek daha çok ülkede Korona vakaları artıyor, yeniden kısıtlamalar yürürlüğe sokuluyor. Mevcut aşılanma oranları virüsün yeniden yayılmasını engellemekte yetersiz kaldığı için zorunlu aşı talebi de yeniden gündeme geldi. Birçok hükümet aşıyı zorunlu tutmaktan temel haklar nedeniyle uzun süre imtina etmişti. Yorumcular, aşı zorunluluğunun zamanının gelip gelmediğini tartışıyor.

Avrupa'nın geniş kesimlerinde Korona enfeksiyonlarının sayısı yeniden artmaya başladı. Pazartesi gününden bu yana Avusturya'da sadece aşılı ve iyileşmiş kişiler restoranlara ya da berberlere gidebilecek veya toplu etkinliklere katılabilecek. İtalya'da aşılı, iyileşmiş ya da test edilmiş olmak gerekirken, bu kural insanların çalıştıkları işyerleri için de geçerli. Avrupa basını dördüncü dalgayla mücadelenin en iyi yolunun ne olduğunu tartışmayı sürdürüyor.

Birçok Avrupa ülkesinde aşıya rağmen vakalar artıyor. Pandeminin dördüncü dalgası özellikle Doğu Avrupa'da sağlık sistemlerini zorluyor. Ama Batı Avrupa'da da hastaneye yatışların artması daha sert kısıtlamaları zorunlu hale getirdi. Çeşitli ülkelerden köşe yazarları hükümetlerin yine hazırlıksız yakalandığından endişeli.

Birçok yerde yeniden yükselişe geçen Korona rakamları acı bir gerçeği gözler önüne serdi: Avrupa'nın birçok ülkesinde yoğun bakım servisi kapasiteleri ve özellikle de bakım personeli kısıtlı. Yorumcular, sağlık sektörünün pandeminin de ötesinde yapısal sorunlar yaşadığı ve bu konuda nihayet bir şey yapılması gerektiği konusunda mutabık.

Korona pandemisinin başlangıcından bu yana dünya çapında gıda fiyatları yükselmeye devam ediyor. Yoksul devletlerin yanı sıra varlıklı ülkelerin yoksul kesimleri giderek daha büyük sıkıntılar yaşıyor çünkü, Rusya ve Ukrayna örneklerindeki gibi, hep ucuz olagelmiş temel gıda maddeleri bile yoğun zam baskısı altında. Yorumcular, bu durumun sebepleri üzerine eğiliyor.

Letonya'da dördüncü dalga ortalığı kasıp kavuruyor. 23 Ekim'de 2 bin 440 günlük yeni vakayla pandeminin başından bu yana görülen en yüksek sayıya ulaşıldı, yeniden sokağa çıkma kısıtlamaları getirildi. Aşılama hızı ekimde hissedilir şekilde artmış olsa da şu ana dek halkın sadece yüzde 60'ı tek doz aşılandı. Ülkenin ağırlıklı Rusça konuşulan bölgelerinde aşı oranı çok daha düşük.

Koronavirüse karşı aşı olanların oranı Avrupa çapında yerinde sayıyor. Bu oran da ne kadar düşükse dördüncü dalganın vaka ve ölüm sayıları da o denli alarm veriyor. Avusturya b u nedenle şimdi sert önlemler almayı gözden geçiriyor: Ülke çapında yoğun bakım ünitelerinde 600 yatak dolduğunda aşısızlara sokağa çıkma yasağı gelecek. Hastane yataklarında doluluk oranlarının yeniden arttığı Romanya'da bazı önlemler şimdiden yürürlükte.

Rusya, bugüne kadar hiç görülmemiş düzeyde Korona enfeksiyon vakası bildiriyor. Covid-19'a bağlı olarak her gün neredeyse 1000 insan hayatını kaybediyor. Böylece Rusya, nüfusa oranla dünyadaki en yüksek ölüm oranına sahip ülke. Sputnik V aşısının başlardaki büyük başarısına rağmen halkın sadece yaklaşık yüzde 30'u aşılandı ve kamusal hayatta neredeyse hiç kısıtlama bulunmuyor. Yorumcular, krizin tehlikeli boyutlara ulaştığı uyarısında bulunuyor.

20 günlük geçiş döneminin cuma günü sona ermesiyle İtalya'da işyerinde Korona önlemleri zorunluluğu yürürlüğe girecek. Gözlemciler büyük bir direnç bekliyor: Ülkedeki birçok limanda çalışanlar bu uygulamanın geri çekilmemesi durumunda iş yavaşlatacaklarını açıkladı. Nakliyecilik gibi başka sektörlerde de hoşnutsuzluk ve işgücü eksikliği bekleniyor. Ülke basını burada bir fırtına bekliyor ve toplumdan sağlam bir duruş talep ediyor.

Dördüncü Korona dalgası Avrupa'nın birçok yerinde ölüm ve ağır vakaların sayısının -bilhassa aşı olmayanlar arasında- yeniden artmasına yol açtı. Basın, kısıtlama yorgunu yurttaşların ve onların siyasi temsilcilerinin bu konuda ne yapması gerektiğini inceliyor.

Romanya salı günü 11 bini aşan yeni vakayla pandeminin başından bu yana en yüksek sayıya ulaştı. Aşılamada Bulgaristan'la birlikte son sıralarda yer alan Romanya'da halkın sadece dörtte birinden biraz fazlası tam doz aşı oldu. Ülke basını, hükümetin ağır aksak ilerleyen ve güven uyandırmayan pandemi yönetimini suçluyor.

Bu yıl Avusturya'da aşılananlara ve Covid geçirip iyileşenlere kış turizminde hemen hemen hiç kısıtlama olmayacak. Teleferiklerde FFP2 maskesi takmak zorunlu olacak. Ulusal basın uygulanacak kuralları, 2020'de Korona'nın yayıldığı yer olan tatil yöresi Ischgl'a bakarak değerlendiriyor.

Danimarka geçtiğimiz cuma günü beklenen noktaya ulaştı: Bulaşı kontrol etmeye yönelik bütün kısıtlamalar kaldırıldı. Sağlık Bakanı Heunicke, 60 yaş üstü insanlarda aşılama oranının yüzde 96'ya ulaşması nedeniyle virüsün artık toplum için bir tehlike oluşturmadığını söyledi. Diğer ülkelerdeki köşe yazarları kendi ülkelerinin ne zaman bu noktaya geleceğini sorguluyor.

Uzmanların salgının başından beri söylediği şeyi halkın büyük bölümü de anladı artık: SARS-CoV-2 kalmak üzere geldi. Köşe yazarları, duraklayan aşı oranlarına ve Delta gibi bulaşıcılığı çok yüksek varyantlara bakarak, virüsün özel bir epidemiyolojik tedavi gerektirmeyeceği günlerin ne zaman geleceğini soruyor.

Birçok Avrupa ülkesinde 1 Eylül'de yeni ders yılı başladı. Çoğu insan bir buçuk yıl süren kapanmaların, uzaktan eğitimin, test ve maske zorunluluğunun ardından her şeyin normale döneceğini ummuştu. Ama Delta varyantı özellikle aşı olmayan çocuklarda vaka sayılarını artırıyor. Köşe yazılarına bezginlik, çaresizlik ve daha büyük sorunların yaşanması endişesi hakim.

Hafta sonu Fransa'da birçok şehirde sağlık sektöründe aşı zorunluluğu ve sağlık sertifikası karşıtları yine sokaklardaydı. İçişleri Bakanlığı gösterilere 240 bin kişinin katıldığını açıkladı. Öncesinde Anayasa Komisyonu kısıtlamaları onaylamıştı. Köşe yazarları, gösterilerin pandemiyle mücadele ile bireysel özgürlükler arasındaki tezattan fazlasına işaret ettiğini düşünüyor.

Fransa Ulusal Meclisi, aşı karnesi uygulamasını onayladı. Ancak aşı ve test zorunluluğu konusunda, hükümetin başta arzuladığı kadar kısıtlayıcı bir sonuç çıkmadı. Macron, aşı olmayı reddedenleri sorumsuz ve bencil olarak nitelendirdi. Avrupa basınında, cumhurbaşkanının pandemiyi, iktidarını güçlendirmek için kullandığı şikayetleri yükseliyor.

Avrupa, başlangıcından bu yana Korona pandemisinin iş dünyasını ve yaşamı uzun vadede değiştirip değiştirmeyeceğini ve örneğin en azından AB'de ülkelere göre yüzde 20 ile 40 arası değişen oranlarda işlerini eve taşıyabilen çalışanlar için ev-ofis uygulamasının istisna değil kaide haline gelip gelemeyeceğini tartışıyor. Bir yıllık uygulamanın ardından yorumcular uzaktan çalışmaya evet oyu veriyor.

Hafta sonu Fransa'da 160 bin kişi yeni Korona kısıtlamalarını protesto etti. İtalya ve Yunanistan'da da büyük gösteriler yapıldı. Atina ve Paris hükümetleri sağlık çalışanlarına aşı zorunluluğu getirdi; İtalya'da sinemalara ve restoranlara, Fransa'da ise alışveriş merkezlerine ve toplu taşıma araçlarına sadece aşılılar ve hastalığı geçirenler girebilecek. Avrupa basını yine de somut önlemler alındığını düşünmüyor.

İngiltere'de pazartesi itibariyle neredeyse tüm Korona kısıtlamaları kaldırıldı ve basında sık sık "Özgürlük Günü" başlıkları yer alıyor. Birçok uzmanın bilhassa genç nüfus arasındaki vaka sayılarının ciddi oranda artması nedeniyle verdiği tavsiyelerin aksine Başbakan Boris Johnson yurttaşların öz sorumluluğuna güveniyor. Hükümetin davranışı sorumsuz mu, ileri görüşlü mü?

Hollanda üç hafta önce Koronayla ilgili neredeyse tüm kısıtlamaları kaldırmıştı. Bununla beraber diskotekler ve kulüpler de bir yıllık aranın ardından tekrar açılmıştı. Ancak sağlık dairesi geçtiğimiz cumartesi 10 bin yeni vaka bildirince Başbakan Mark Rutte, kararı geri çekmek zorunda kaldı. Rutte ve Sağlık Bakanı Hugo de Jonge, pazartesi günü "yoyo" politikası için özür diledi.

Nihayet yaz tatili! Köşe yazarları bir yılı aşkın süredir zor koşullarda yürütülen eğitimi mercek altına alıyor ve yeni eğitim-öğretim yılı için dersler çıkarmaya çalışıyor.

Britanya 19 Temmuz'da bütün kısıtlamaları kaldırmaya hazırlanıyor. Son haftalarda vaka sayılarının gözle görülür biçimde arttığı ülkede, 100 bin kişi başına haftalık vaka sayısı (insidans) hala 259. Ama hastaneye yatış ve ölüm vakaları şimdiye kadar göreli olarak düşük kaldı. Sağlık Bakanı Sajid Javid, "Virüsle yaşamayı öğrenmeliyiz," dedi. Britanya hükümeti doğru yolda mı?

Günde 670 ölüm: Rusya'da Koronavisrüs'ten ölen sayısı Delta varyantına da bağlı olarak rekor kırdı. Ülke bir yıldır sınır trafiğindeki kısıtlamaların dışında ciddi bir önlem almıyor. Aşılama da yavaş ilerliyor. Şu anda iki doz aşı olanların oranı ancak yüzde 12'ye ulaştı. Neden böyle ve bu durum nereye varacak?

Aşı olanların seyahate çıkmasını kolaylaştıracak dijital Covid sertifikası 1 Temmuz'da (bugün) bütün AB ülkelerinde yürürlüğe giriyor. Ancak bir çok ülke aşı pasaportlarının düzenlenmesinde ya da denetlenmesinde hala sorun yaşıyor. Köşe yazarları bir taraftan sınırsız seyahat özgürlüğüne geri dönmenin önünde engeller olduğunu düşünürken, sertifikayı aynı zamanda uyum sağlayıcı bir başarı olarak da övüyorlar.

Koronavirüs'ün Delta varyantı birçok ülkede vaka sayılarının yükselmesine neden oluyor. Avrupa'da özellikle Britanya, Rusya ve Portekiz bu durumdan etkilenmiş halde. Bir haftalık 100 bin kişi başına vaka sayısının düşük olduğu ülkelerde, aşılı insanlara da bulaştığı düşünülen mutasyonla enfekte olanların oranı yükseliyor. Köşe yazarları, siyaset dünyası ve halk tehlikeyi yeterince ciddiye alıyor mu diye soruyor ve şimdi ne yapılması gerektiğini tartışıyor.

Avrupa'nın çoğu ülkesinde vaka sayılarının düşmesiyle beraber giderek daha çok Korona kısıtlaması da kaldırılmaya başlandı. Birçok yorumcu, eski normalliğe dönüşün ötesinde bir paradigmaya ilişkin siyaset alanında yeterli iradenin gösterilmediğinden şikayetçi. Bu durum, kaçırılmış bir fırsat olacağı gibi büyük riskler de barındırıyor.

Avrupa'daki ülkelerin büyük kısmından farklı olarak Rusya'da aylardır neredeyse hiçbir Korona kısıtlaması yok. Ancak şimdilik nüfusun sadece yüzde 10'u aşılandı ve vaka sayıları ciddi bir biçimde artıyor. Bu bağlamda aşı zorunluluğu (Moskova'da şirketler personelin yüzde 60'ını aşılamakla yükümlü) ve özellikle de bu felaketin sebepleri tartışılıyor.

Korona vaka sayıları bütün Avrupa ülkelerinde azalmaya devam ediyor. Mağazalarda, yeme-içme sektöründe ve kısmen kültür ve sanat etkinliklerinde yasaklar kalktığına göre adım adım maske zorunluluğunu da kaldırma zamanı gelmedi mi? Köşe yazılarına farklı görüşler hakim.

Estonya Başbakanı Kaja Kallas, Finlandiyalı mevkidaşı Sanna Marin'e yazdığı açık mektupta, iş için iki ülke arasında gidip gelen kişilere çözüm bulunmasını istedi. Helsinki şu anda sadece Malta ve İzlanda'dan gelenlere karantinasız giriş izni veriyor. Bu yüzden binlerce Estonyalı bu yılın başında kurallar sertleştiğinden beri sınırın bir tarafındaki işleri ve diğer tarafındaki aileleri arasında seçim yapmak zorunda.

Mayıs ortasından bu yana Portekiz, Avrupa'daki klasik turizm destinasyonları arasında Britanyalı turistlerin seyahat edebilecekleri tek ülkeydi; hatta buradaki Şampiyonlar Ligi finaline bile gelebildiler. Britanya şimdi, vaka sayısının 66 ile iki katına çıkması ve yeni Delta+K417N varyantı nedeniyle Portekiz'i "sarı listeye" aldığını, salı gününden itibaren dönenleri karantinaya alacağını açıkladı. Lizbon, Londra'yı sağlık köktenciliği yapmakla itham ediyor.

Avrupa'da pek çok ülke uzaktan eğitimin yarattığı sorunların nasıl bertaraf edileceğini tartışıyor. Britanya'da eğitimin toparlanmasıyla görevlendirilen Kevan Collins talep ettiği 15 milyar sterlin yerine sadece 1,4 milyar sterlin kabul edilince istifa etti. Britanya basını destek miktarını tartışırken Hollanda'da da yüklü bir finans paketi eleştirilerin merkezinde.

Porto'da oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Britanyalı Manchester City ile Chelsea kulüplerinin yurtdışından gelen taraftarları, Korona kısıtlamaları nedeniyle Portekiz halkına henüz tanınmayan özgürlüklerden faydalandı. Ulusal basına göre yaşananlar kötü bir iletişimin sonucu, hatta düpedüz büyük bir yanlış.

Dominic Cummings, Britanya hükümetini pandeminin başında "felaket bir beceriksizlik" sergilemekle itham ediyor. O dönem başbakanın en önemli danışmanı olan Cummings'e göre Johnson virüsü ciddiye almamış, ortada herhangi bir plan yokmuş, on binlerce insanın hayatı hızla harekete geçilmek suretiyle kurtarılabilirmiş. Cummings'in Avam Kamarası'nda vekillerin sorularına verdiği yanıtlar yorumculara göre acı gerçekleri açığa çıkardı.

Wall Street Journal yayınladığı bir raporla, Sars-Cov-2'nin Çin'de bir laboratuvarda üretildiği teorisini yeniden gündeme taşıdı. Gazete yazısını ABD istihbarat servisinin yayımlanmamış bir raporuna dayandırdı. Rapora göre, Kasım 2019'da Vuhan Viroloji Laboratuvarı'nda çalışan 3 araştırmacıda enfeksiyon belirtileri gözlemlenmiş. ABD Başkanı Biden, konunun aydınlatılmasını, istihbarat servisi tarafından yeni incelemelerin yapılmasını ve raporun 90 gün içinde önüne konulmasını istiyor.

Fransa, Korona önlemlerinin 3 Mayıs'tan itibaren kademeli olarak gevşetilmesini öngören planı doğrultusunda kısıtlamaları kaldırmaya devam ediyor. Çarşamba gününden itibaren açık alanı olan restoranların yanı sıra mağazalar ve kültür kurumları da kapılarını açabilecek; 7 gün içerisinde 100 bin kişide rastlanan vaka sayısı (20 Mayıs itibariyle) 149. Yorumcular derin bir nefes alıyor.

Yunanistan, vaka sayıları hala nispeten yüksek seyretmesine rağmen (14 Mayıs itibarıyla insidans: 156), altı aylık sıkı kapanma kuralları büyük ölçüde kaldırdı ve cumartesi günü kapılarını resmi olarak turistlere açtı. Yunan medyası ülkedeki ruh halini aktarıyor.

Aşının sağladığı korumanın giderek artmasına koşut olarak birçok kısıtlamanın kalkmasına ve özlenen gündelik hayata dönülmesine dair umutlar canlandı. Ancak Avrupa basınına göre vaka sayıları bizim boylamlarımızda kontrol altına alındığında dahi pandemi başka bölgelerde ciddi yaralar açmaya devam ediyor.

Yunanistan'da iktidar partisi Nea Dimokratia, bilhassa pandemiyle mücadele eden kişilere cezasızlık getirilmesine karar verdi. Buna göre örneğin Korona yüzünden tesis edilmiş kurullarda görev alan bilim insanları, siyasetçiler ve memurlar, görevleri kapsamındaki ifade ve kararları için sorumlu tutulamayacak. Karar, şiddetli tepkiyle karşılandı.

Avrupa Parlamentosu perşembe günü, bu yaz seyahat etmeyi kolaylaştıracağı düşünülen Yeşil AB Sertifikası'nın yürürlüğe girmesini onayladı. Sertifikayı kendi ulusal aşı belgeleriyle ve sistemleriyle uyumlu hale getirmesi gereken üye devletler ayrıntıları Avrupa Konseyi'nde müzakere edecek. Köşe yazarları aşı olmayanların ayrımcılığa uğrama riski üzerine hararetli bir tartışma başlatmış.

Portekiz 25 Nisan'da 1974'teki Karanfil Devrimi'ni andı ve Özgürlük Günü'nü kutladı. Karanfil Devrimi'nde Salazar diktatörlüğü neredeyse hiç şiddete başvurmadan, halkın çoğunluğunun desteklediği askeri bir darbeyle son bulmuştu. Bu yıl, 2020'nin aksine, birkaç bin kişi salgına rağmen Lizbon'daki Avenida da Liberdade'de (Özgürlük Bulvarı) toplandı. Köşe yazarları kutlamayı farklı şekilde yorumluyor.

Hindistan pandeminin merkez üssü oldu. Hastanelerde yatak, ilaç ve özelikle oksijen yok. İnsanlar hastanelerde, evlerde ve sokakta ölüyor. Bu arada 40'ı aşan ülke yardım sözü verdi. Ülke bu koşullardayken pek çok eyalette seçimler yapıldı. Gözlemciler hükümete ağır suçlamalar yöneltiyor ve şu anda tek çarenin gelecek yardımlar olduğunu söylüyor.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis çarşamba günü televizyonda yaptığı bir konuşmada 15 Mayıs'ta ülkenin yeniden turizme açılacağını duyurdu. Buna koşut olarak Korona kısıtlamaları da önümüzdeki haftalarda gevşetilecek, yani restoran ve kafeler 3 Mayıs'tan itibaren yeniden kapılarını açacak. Yorumcular durumdan memnun değil.

Bu yılın Ramazanı geçtiğimiz salı günü başladı. Ramazanda yetişkin ve sağlıklı dindarlar gün doğumundan gün batımına kadar hiçbir şey yemiyor ve içmiyor. Bu yıl toplu iftarlar pandemi yüzünden büyük ölçüde yasak. Köşe yazarlarına göre insanın özüne dönmesi ve düşünmesi için bol bol zamanı olacak.

Pazartesi günü Bükreş'te bir hastane bahçesinde duran mobil bir konteynırda suni teneffüs ihtiyacı olan üç Covid hastası öldü. Teknik bir arıza sonucu oksijen akışının kesildiği tahmin ediliyor. Konteynırlar geçtiğimiz nisan ayında dolu hastanelerin yükünü azaltmak için alınmıştı. Köşe yazarları bu vakanın buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu söylüyor.

Başarılı bir aşı kampanyası nedeniyle hızla düşen enfeksiyon sayıları sayesinde üç aylık bir kapanmanın ardından İngiltere'de dükkanlar, spor salonları, kuaförler, hayvanat bahçeleri ve restoranların dış kısımları pazartesi günü tekrar açıldı. İnsanlar yeni özgürlüklerinin tadını çıkardı. Britanya'nın diğer bölgeleri daha temkinli bir açılmaya gidiyor. İngiltere'nin atılımı nasıl sonuç verecek?

Pandeminin yarattığı sıra dışı ortam dolaylı sağlık sorunlarına da neden oluyor: İnsan psikolojisine ağır etkiler ve kayıtlara geçen Covid-19'la ilişkili olmayan normalin üstündeki ölüm oranlarının bir nedeni de toplumsal kapanma. Köşe yazarları siyaset dünyasına bu durumu daha iyi anlama ve harekete geçme çağrısı yapıyor.

Covid-19 aşı kampanyası AB ülkelerinde hız kazanmakla beraber aşı oranları ABD ve Büyük Britanya'ya kıyasla hala çok düşük. Koronanın zayıf düşürdüğü ekonominin canlandırılmasına yönelik, 'Next Generation EU' başlığını taşıyan yeniden inşa planı geçtiğimiz yıl apar topar onaylanmış olsa da şu ana dek sisteme tek bir avro bile akmadı. AB'nin özgüveninin sarsılması için bir neden mi bu? Yorumcular kararsız.

Cumhurbaşkanı Miloš Zeman'ın uyguladığı baskının ardından Çekya Sağlık Bakanı Jan Blatný, sadece beş aylık görev süresinin ardından koltuğunu çarşamba günü Petr Arenberger'e bırakmak zorunda kaldı. Blatný, Zeman'ın ısrarlarına karşın, Sputnik V'nin Çekya'da klinik olarak denenmesi ve uygulanmasına karşı çıkmıştı. Yorumcular Zeman ve Rusya'nın iktidar oyunlarından pek hoşnut değil.

Fransa sonunda tekrar kapanmaya karar verdi. Bu üçüncü kapanma oluyor. Almanya da virüsün yayılmasını kısıtlamak için önlemleri katılaştırmayı tartışıyor. Buna karşın Portekiz zorlu iki ayın ardından özgürlüğe kapı aralamayı umuyor. Avrupalı yorumcular, pandeminin insanların sabır ve sinirlerini nasıl zorladığını dile getiriyor.

Korona önlemleri konusunda Avrupa'nın kararsızlığı devam ediyor. Fransa gibi kimi ülkeler vaka sayıları arttığı için önlemleri arttırırken, diğerleri kararsız; hatta Yunanistan gibi önlemleri gevşetenler de mevcut. Avrupa basınına göre tek bir doğru yol var.

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, AB Korona konjonktür programı hakkındaki yasayı şimdilik imzalayamayacak. Federal Anayasa Mahkemesi, Almanya’nın katılımına ilişkin bir acil başvuru yapıldığı için bu kararı aldı. Başvuru sahipleri, AB’nin ortak borç üstlenmesini anayasaya aykırı bulan, AfD eski lideri Bernd Lucke etrafında toplanmış bir grup. Avrupalı gazeteciler, konunun formaliteden öte olduğu görüşünde.

Covid krizi, yoksulluk, işsizlik ve sosyal eşitsizliği hem Avrupa'da hem de ötesinde arttırdı. Öncelikle etkilenen kesimler arasında gençlerin yanı sıra kültür, yeme-içme, turizm sektörleri ve pandemi öncesinde de yapısal dezavantajlı gruplar var. Yorumcular karanlık bir tablo çiziyor ve acilen daha etkili önlemler alınmasını istiyor.

Avrupa'da birçok hükümet yurttaşlarına daha az kısıtlama getirmek ve koruma önlemi almak istese de, yükselen vaka sayıları buna izin vermiyor. Dolayısıyla mevcut düzenlemeleri anlaşılır ve mantıklı hale getirmek bir o kadar önem kazanırken yorumcular hükümetlerin tam da bu konuda sınıfta kaldığı görüşünde.

Fransa'da 100 bin kişi arasında 7 günlük vaka sayısı 252,5 düzeyinde (17 Mart itibariyle). Buna rağmen siyaset, katı bir kısıtlama öngörmüyor, dükkanlar açık, okullar ise genel olarak normal eğitime devam ediyor. Bunun yerine ülke, halkın büyük kısmı aşılanana kadar maske, sokağa çıkma yasakları ve testler konusunda katı davranmayı planlıyor. Yorumcular bu yaklaşımı destekliyor.

Mart 2020 ortasında Avrupa'daki birçok ülkede mağazaların, kreş ve okulların çoğu kapandı, ilk sınır kapamalar görülmeye başlandı. Bunu yurttaş haklarının kısıtlanmasına yönelik birçok önlem izledi ve bunların sadece bir kısmı geçici olarak kaldırılabildi. Aradan geçen bir yılın ardından gözlemciler hayal kırıklığı yaşıyor ve bazı değişikliklerin pandeminin ardından da varlıklarını sürdüreceğinden endişe ediyor.

1,6 trilyon avroyla, tarihin en kapsamlı ekonomik destek paketlerinden biri: ABD Başkanı Biden, Temsilciler Meclisi'nin onayının ardından perşembe günü Covid-19'a karşı "Amerikayı Kurtarma Planını" imzaladı. Borçla finanse edilen paketle öncelikle yoksullara, ailelere, belediyelere ve okullara destek sağlanacak. Destek paketini olumlu bulan çoğunluk Avrupa basını Avrupa'da da olumlu etkileri olmasını umuyor.

Bilimsel çalışmalar bir yıldır süregelen pandeminin insanların zihin sağlığı üzerindeki ciddi etkilerini gösteriyor: Birçok insan hem kısıtlamalar, hem yüklendikleri bireysel sorumluluklar ve buna rağmen vaka sayılarının artması nedeniyle sıkıntı yaşıyor. Depresif hastalık geçmişi bulunan insanların sağlığında ciddi anlamda kötüleşme görülüyor. Toplum bu konuda nasıl davranmalı?

Korona krizi sırasında pek çok Avrupa ülkesinin yanı sıra ABD'de ve Çin'de de doğum oranları büyük ölçüde düştü. Bu yıl İspanya'da geçen yıla oranla yüzde 22,6, Fransa'da yüzde 13 düşüş yaşandı. Köşe yazarları bu soruna çare ararken doğumların arttığı yoksul ülkeleri de endişeyle izliyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, bu sene yüzde 5,6'lık bir küresel büyüme bekliyor. Büyümenin motoru, yüzde 7,8 ile Çin ve yüzde 6,5 ile ABD. Avro Bölgesi de beklentilerin işaret ettiği yüzde 3,9 ile yükseliş trendinde. Ancak bu gelişmeler yorumcuların kaygılarını ortadan kaldırmak için yeterli değil.

Danimarka'da Koronaya yakalananların yüzde 23'ü göçmenler; oysa bu grup toplumun sadece yüzde 8,9'unu oluşturuyor. Belediye çalışanları, ilgili semtlerde kapı kapı dolaşıp insanları bilgilendiriyor ve buralara test kitleri götürüyor. Bu çalışmayı öven basın aynı zamanda göçmenlerden de daha fazla katılım bekliyor.

Dünya Obezite Federasyonu'nun bu hafta yayınladığı bir çalışmaya göre dünya çapında Koronaya bağlı 2,5 milyon ölüm vakasının 2,2 milyonu, obez nüfusun nispeten fazla olduğu ülkelerde gerçekleşmiş. Daha önce yapılan benzer çalışmalar da ağır seyreden Covid vakalarıyla obezite arasında ilişki kurmuştu. Bu vesileyle obeziteyle mücadeleyi güçlendirmek mi gerekir? Öyleyse bunun yolu ne olmalı? Yorumcular farklı görüşlere sahip.

İtalya salı günü Koronayla mücadele kapsamındaki kısıtlamaları kısmen sıkılaştırma kararı aldı. Bilhassa kırmızı bölgelerde yer alan okulların tamamı yeniden kapatılacak. Aynı gün, büyük bir eğitim krizini konu eden bir UNICEF raporu yayınlandı. Rapora göre dünya çapında 168 milyon çocuk şu sıralar derslere erişime sahip değil. Okulları kapatmak yine de doğru bir hamle mi?

Maliye Bakanı Rishi Sunak, Britanya'nın Korona krizini nasıl atlatacağını ve borçları nasıl kapatacağını açıkladı. Kısa vadede 65 milyar pound (yaklaşık 655 milyar TL) tutarında yardım yapılacak. Nisan 2023'ten itibaren şirket gelirlerinden yüzde 19 yerine yüzde 25 vergi alınacak. Köşe yazarları rotada bir dönüş anlamına gelen bu kararları özellikle dikkate değer buluyor.

Toplum hayatında haftalar hatta kısmen aylar süren kısıtlamaların ardından Avrupa'da önlemlerin gevşetilmesi çağrıları giderek yüksek bir sesle dile getiriliyor. Ama bir taraftan da yeni virüs varyantları, önlemlerin sadece kısmen etkili olmasına sebebiyet veriyor. Avrupa basını hükümetlerin içinde bulunduğu çıkmazı yansıtıyor.

Almanya, yeni virüs varyantının yayılması korkusuyla hafta sonu Avusturya'nın Tirol bölgesiyle Çekya'dan gelecek kişilere kapılarını kapadı. Sadece Almanya'da çalışan ya da yakın akrabaları olanlar sınırı geçebilecek - negatif Korona testi ve ardından karantinada kalmayı kabul etme şartıyla. Basında tartışmanın tonuna kızanların yanı sıra, bölgesel önlemler alınmasından yana olanlar da var.

Firmalar iflasın, vatandaş tükenmenin eşiğinde: Aylardır süregiden katı Korona kısıtlamalarının ağır sonuçları oluyor. Bu nedenle özellikle vaka sayılarının gerilediği yerlerde kısıtlamaların gevşetilmesi talepleri artıyor. Ama siyaset dünyası tereddüt ediyor ve kararları çoğu zaman kapalı kapılar ardında alıyor. Gazetecilerin eleştirileri bu yönde.

Çekya Sağlık Bakanı Jan Blatný Almanya'nın, sınır bölgelerindeki dolu hastanelerden Bavyera ve Saksonya eyaletlerine Covid-19 hastalarının gönderilmesi teklifini geri çevirdi. Bakan, bunun Çekya'nın kendi vatandaşlarına bakamadığı izlenimi yaratacağını söyledi. Çek köşe yazarları için anlaşılmaz bir argüman.

Korona bulaşını azaltmak için birçok Avrupa ülkesinde dükkan ve okullar yine haftalardır kapalı. İnsanlar giderek yorulmaya başladı. Buna paralel olarak ağır aksak ilerleyen aşılama ve yeni virüs varyantları yakında her şeyin yoluna gireceği umutlarını da söndürüyor. Avrupa basını ne yapmak gerektiğine eğiliyor.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve başbakanlık çalışanları, cumartesi günü İkarya adasındaki resmi ziyarette 30 kişilik bir öğle yemeği masasında görüntülendi. Hükümeti tarafından konmuş Korona kurallarının ilk ihlali değil bu. Bu skandal, hükümet hakkında çok şey mi söylüyor yoksa fazla mı abartılıyor?

Koronavirüse karşı aşılanan insan sayısı yavaş yavaş artıyor. Danimarka'nın planladığı gibi bu insanlar aşı belgesi sayesinde yakında -hatta toplumun başka kesimleri henüz aşı olma fırsatına kavuşmadan- normal hayatlarına dönebilmeli mi? Avrupa basını dayanışmanın bireysel özgürlüklerden daha önemli olduğunu düşünüyor.

Büyük Britanya ve Güney Afrika menşeli virüs mutasyonlarının yayılması karşısında duyulan kaygı, siyaseti zorlu bir sınavla daha karşı karşıya bırakıyor. AB, pandeminin birinci dalgasında yaptığı gibi sınırları kapatmak istemese de birçok ülke münferit olarak daha katı sınır kontrolü yapmak, uçuş yasağı getirmek ve yeni karantina kuralları uygulamak istiyor. Yorumcular olası önlemleri inceliyor.

Birçok kişi daha kahvaltısını etmeden ya akıllı telefonlarına düşen haberler ya da radyodan Koronaya bağlı ölümlere ilişkin son rakamlardan haberdar oluyor. Böylece ölüm yeniden, bugüne dek bir yakını ya da arkadaşını bu hastalığa kaybetmemiş olanların bile bilincine giriyor. Bunun topluma etkisi ne? Bu dönemde ölümü yok saymak meşru bir çaba değil mi?

Avrupa'da okullar ve üniversiteler Noel tatilinin ardından tamamen ya da kısmen kapalı kaldı. Yüz yüze eğitimin ne zaman ve ne kapsamda başlayacağına, salgının gelişimine göre karar veriliyor. Çoğunluk köşe yazarına göre çocuklar ve genç insanlar görmezden geliniyor.