Avrupa, müstakbel Berlin hükümetinden ne bekliyor?

Almanya'da Sosyal Demokrat Parti SPD, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti FDP, koalisyon sözleşmesini tanıttı. Bakanlar kurulu da yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Basın, Avrupa başkentlerinin sosyal demokrat bir başbakan olarak Olaf Scholz, yeşil bir dışişleri bakanı Annalena Baerbock ve liberal bir maliye bakanı olarak Christian Lindner'den ne beklediğini ele alıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Jyllands-Posten (DK) /

Kopenhag Berlin'i tasarrufçular arasında görmekten memnun

Jyllands-Posten, Danimarka hükümetinin öncelikle liberal Maliye Bakanı Lindner'le iyi anlaşacağını söylüyor:

“Lindner bütün yasaları veto edip sert Alman maliye bakanlarının saflarına katılabilir. ... Lindner'li bir Almanya Güney Avrupa'ya şaşkın sermaye transferleri yapmayacak, Almanya, Danimarka'nın da dahil olduğu AB tasarrufçular grubuna - resmi olarak değilse bile - fiilen katılacaktır. AB'nin ilk Korona krizinden sonra kararlaştırdığı ortak borçlanma bir daha olmayacaktır. [Sosyal Demokrat Danimarka] Başbakanı Mette Frederiksen buna da gayet memnun kalacaktır.”

Iswestija (RU) /

Baerbock Moskova'nın başını ağrıtacak

Siyaset bilimci Evgenia Pimenova, Izvestia'daki yazısında, gelecekte Alman dış politikasını bir 'Yeşilin' belirleyecek olması Kremlin'le gerilimi artıracaktır, diyor:

“Bunu Rusya açısından umut verici bir durum olarak yorumlamak imkansız. Yeşiller için siyasi kararlar verilirken değerler çok önemlidir. Ve tam da bu parti 'ideolojik' açıdan Moskova'ya karşı en fazla çekincesi olan parti. Yeşiller hem çevre sorunlarına hem de azınlıklara liberal bir yaklaşım konusunda oldukça hassas. ... Bayan Baerbock bunun ötesinde Rusya'ya çok sert eleştiriler yöneltecek biri olduğunu şimdiden belli etti. Bence olumsuz haberler daha da artacaktır.”

Rzeczpospolita (PL) /

Scholz Varşova'ya sabır göstermeyecektir

Rzeczpospolita, Polonya'nın da net bir tavırla karşı karşıya kalacağını düşünüyor:

“Angela Merkel'in önceliği, Orta Avrupa ülkelerini ve özellikle Polonya'yı AB'de tutmaktı. ... Ama Olaf Scholz hükümeti başka bir konuya oynuyor: Bazı üyelerini kaybetmek pahasına da olsa, AB'nin demokratik hukuk devletleri birliği kimliğini koruması. ... Bu da Polonya hükümetinin altı yıldır Brüksel ile oynadığı oyunun daha tehlikeli olacağı anlamına geliyor. ... Berlin artık diğer AB başkentlerini Varşova'ya karşı temkinli davranmaya ikna edemeyebilir ve Polonya hükümetinin başarısız bir balıklama atlayışı acımasız bir Polexit'te son bulabilir.”

NRC Handelsblad (NL) /

İşte "güç" budur

Koalisyon ortaklarının iddialı ortak hedefleri, NRC Handelsblad'ın iyimser düşünmesini sağlıyor:

“Üç parti de daha dijital, daha sürdürülebilir ve daha sosyal bir Almanya düşlüyor ve şimdilik bunun için birlikte çalışmaya istekli oldukları izlenimi yaratıyorlar. ... Yeni hükümet tam anlamıyla Avrupa yanlısı. Federal bir Avrupa devleti kurulmasını ve Avrupa Parlamentosu'nun daha fazla yetkiye sahip olmasını istiyor. ... Almanya da jeopolitik güç savaşlarında ekonomik ve teknolojik açıdan güçlü bir Avrupa'nın önemini kabul ediyor. ... Koalisyon sözleşmeleri her zaman vaatlerle doludur ve gerçekler karşısında zorlanırlar. Ama şayet bu üç parti ortak programlarının ana maddelerini hayata geçirmeyi başarırsa, Almanya dört yıl içinde farklı bir ülke olacaktır.”

Ouest-France (FR) /

Berlin'de yeni bir denge

Ouest-France'a göre, yeni koalisyon anlaşması Avrupa'da işbirliği için sağlam bir temel oluşturuyor:

“Çarşamba günü açıklanan koalisyon sözleşmesi Avrupa'yla ilgili konularda Macron cephesini tatmin edecektir, zira yeni koalisyon, Fransa'nın bazı düşüncelerini paylaşıyor: Avrupa seçimlerinde uluslararası [aday] listeleri, Avrupa Parlamentosu'na yasa önerme hakkı tanınması, Avrupa'nın Geleceği Konferansı temelinde reformlar, hukuk devleti ilkesine saygı. Yeni hükümet, anlaşmalarda değişiklikler yapmaya ve Avrupa'nın stratejik egemenliğini geliştirmeye de hazır. [Hıristiyan Demokrat Parti] CDU'nun bu sorunların çoğuna dair çekinceleri -en azından kağıt üzerinde- aşılmış görünüyor.”

El Mundo (ES) /

Muhafazakar tasarruf dönemi geri mi geliyor?

El Mundo Christian Lindner'in maliye bakanı olmasına endişeyle bakıyor:

“Almanya'da siyasette uzun zamandır süregiden pragmatizm, çok farklı cenahlardan partilerin koalisyon kurabilmesini sağlamakla kalmayıp, bir taraftan da hükümetlere olağandışı bir istikrar ve verimli çalışma imkanı sağlıyor. ... Bunun anahtarı ise, liberallerin lideri Christian Lindner'in üstleneceği maliye bakanlığı. AB'nin 27 üyesinin bütününe bir mesaj bu: Artık ekonomik muhafazakarlığa geri dönüş zamanı. İspanya hükümeti endişelenmeli.”

The Spectator (GB) /

Tırmanma şeridine mahkum bir kamyon

The Spectator, yeni hükümetin Almanya'nın acil ihtiyacı olan ekonomik reformları yapamayacağından endişe ediyor:

“Almanya'nın Avro Bölgesi'nde en güçlü ekonomiye sahip lider güç olduğu klişesine alışmıştık. ... Ama bu klişe giderek eskimeye başladı. Almanya, blokun büyük ekonomilerinin en güçsüzü olma tehdidiyle karşı karşıya. Bu güç kaçınılmaz olarak Berlin'den Paris'e ve Roma'ya kayacak. Almanlar er ya da geç ekonomik reformlar yapacak ve ekonomiyi yeniden harekete geçirecek bir başbakanı seçecektir. Ama bu ne Olaf Scholz, ne de onun kurduğu kavgalı koalisyon olacak. Bu hükümet ülkeyi ağır aksak ilerleyen bir kamyon gibi tırmanma şeridine mahkum edecek.”

La Repubblica (IT) /

Tarihi suçlar geride bırakılmalı

La Repubblica, Berlin'in öncelikle jeopolitik net bir tavır sergilemesi gerektiğini söylüyor:

“Almanya yarım yüzyıldır sürdürdüğü 'dokunulmaz' pasifizmini bir kenara bırakarak, tarihi suçluluk duygusunu aşmalı ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki dünyadan tamamen farklı bir dünyada rolünü yeniden tanımlamak zorunda olan bir Avrupa'nın liderliğini üstlenmelidir. ... Avrupa'nın kaderinin mutlak bir şekilde jeopolitiğin üstünlüğüne bağlı olduğu bir dönemde, geleceğin Almanya hükümeti kendini, ekonomi adına Avrupa anlaşmalarının katı koruyucusu olmakla sınırlayamaz.”

Jutarnji list (HR) /

Krizler hızlandırdı

Müzakerelerin hızla ilerlemesinden memnun kalan Jutarnji list, Avrupa'nın yaşadığı çeşitli sorunlara işaret ediyor:

“Avrupa'yı kasıp kavuran sağlık sektörü krizi ekonomiye yeni bir darbe tehdidini beraberinde getirirken, geçici hükümetin bu konudaki [önlem alma] yetkileri sınırlı. Kış kapıyı çaldı, Avrupa'da enerji sektörü krizde. ... Vladimir Putin, Ukrayna sınırında kılıcını çekmiş bekliyor, ABD'yle psikolojik bir savaş yürütüyor, Avrupa ise ne yapacağını bilmez bir halde oturmuş seyrediyor. ... Paris ve Roma borç sınırını GSYH'nın yüzde 100'üne çıkarmak istiyor. Almanya'da yeni koalisyon ise, borçlanmanın yerel düzeydeki borçlanmayı aşmaması konusunda anlaştı. Kaybedecek zaman yok.”