İran ve ABD: Görüşmeler savaşı önleyebilecek mi?

Amerikalı ve İranlı müzakereciler, cuma günü dolaylı görüşmeler yürütmek üzere Umman’da bir araya geldi. Her iki taraf da müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşılarken, bir yandan da baskıyı artırdı: ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ticaret yapan ülkeleri ek gümrük vergileriyle tehdit etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesine yönelik saldırılara yanıt olarak bölgedeki ABD üslerine saldırabilecekleri uyarısında bulundu.

Tüm alıntıları göster/kapat
Politiken (DK) /

Toksik bir ortam

Politiken, bölgedeki çıkarlar ortadayken bir anlaşma için gerekli koşulların zorlu olduğu kanaatinde:

“İsrail’deki Netanyahu hükümeti, başka bir gerekçe yoksa bile, en azından İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki sürdürülemez işgaline son verilmesine yönelik ABD taleplerinden kaçınmak için Trump’ı İran’la bir çatışmaya sürüklemeye çalışıyor. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri de benzer bir ikili oyun oynuyor. Resmi olarak, İran’a karşı bölgeyi bir savaş girdabına sürükleyeceği uyarısında bulunuyorlar. Gerçekte ise, sorunu Arap hükümetlerinin bizzat çözmesi gerekmesine rağmen, ABD ve İsrail’in İran’ın Arap dünyasının altını oyma girişimlerini boşa çıkaracağına bel bağlıyorlar.”

Cyprus Mail (CY) /

Rejim değişikliği plansız bir slogandan ibaret

Kıbrıs’ın eski ABD ve Birleşik Krallık büyükelçisi Euripides L. Evriviades, Cyprus Mail’de şu uyarıda bulunuyor:

“İran’a yönelik bir saldırının ertesi günüyle ilgili öncelikli ve henüz yanıtsız kalan soru şu: Saldırıdan sonra ne gelecek? Mevcut düzen çökerse yerini ne alacak? Rejim değişikliği bir slogan, plan değil. Nükleer bilgi bombalarla yok edilemez. Vekâlet ağları, komuta merkezleriyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkmaz. Parçalanma, tarihin gösterdiği üzere hızla dolan ve nadiren zararsız olan boşluklar yaratır. Dolayısıyla tehlike sadece gerilimin tırmanmasında değil, aynı zamanda sorumluluğu üstlenilmeyen sonuçlarda yatıyor. Nihai siyasi hedef belirsizse, şiddetin stratejik bir araçtan ziyade bir güç gösterisine dönüşme riski vardır.”

Abbas Galliamow (RU) /

Sistemi insaniyetle devirmeli

Siyaset bilimci Abbas Galliamov, Facebook’ta ABD’ye İran’daki ağır ekonomik sıkıntılardan siyaseten fayda sağlama önerisinde bulunuyor:

“Trump’ın yerinde olsam, milyonlarca İranlı yurttaşın içinde bulunduğu korkunç durum karşısında Amerikalıların, nükleer ve füze anlaşmasının imzalanmasının hemen akabinde kapsamlı insani yardım sevkıyatına başlamayı taahhüt ettiğini ilan ederdim ... Rejim var gücüyle Batı’yı düşman olarak göstermeye çalışırken, alenen sergilenen barışçıl bir insani girişim bu söyleme ağır darbe indirir. ... Sisteme aşağıdan gelen baskılar artar. ... Ülkede en ufak bir damlanın dahi bardağı taşırabileceği günlerden geçiliyor. Ama o damlayı bir şekilde akıtabilmek gerekiyor.”

Le Soir (BE) /

İranlıların kaderi Trump'ın umurunda değil

Le Soir, Trump’ın motivasyonlarını analiz ediyor:

“Kimi uzmanlar, ABD Başkanı’nın tıpkı birkaç hafta önce Venezuela’da yaptığı gibi İran’daki doğalgaz ve petrol rezervlerine göz dikmiş olabileceği görüşünde. İki durum arasında çok fazla paralellik var. Henüz yeni başlayan bu görüşmelerin sonucunu şimdiden kestirmek imkânsız. … Ancak, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio sevmese de kesin olan bir şey var: İranlıların kaderi bir kez daha öncelikler listesinin en altına geriledi. Çünkü ABD Başkanı, çıkarlarına hizmet ettiği sürece baskıcı rejimlerle uzlaşmakta hiçbir beis görmüyor.”

Expresso (PT) /

Yeni bir Ortadoğu doğuyor

Expresso, Ortadoğu’da tektonik plakaların yer değiştirdiğini yazıyor:

“Washington, bölgesel müttefikleri ve İran bloku arasında 1979’dan beri süregelen bölgesel iki kutupluluğun sona erdiği aşikâr. Önümüzdeki yıllarda, Washington son on yıllardakinden farklı bir rol oynayacağından daha büyük bir çok kutupluluk ve bölgesel rekabet ortamında Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın çıkarlarının nasıl ayrıştığına tanıklık edeceğiz.”