Macaristan'ın veto politikası: AB ne yapmalı?
Macaristan’ın hem yeni Rusya yaptırımlarını hem de Ukrayna’ya yönelik bir yardım kredisini bloke etmesinin olası sonuçları tartışılıyor. AB Konseyi Başkanı António Costa, hiçbir üye devletin AB kararlarının güvenilirliğini baltalamasına izin verilmemesi gerektiğini söylerken, pek çok Avrupa Parlamentosu milletvekili ülkelerin oy haklarının geri alınmasını istedi.
Oyunbozanlara bağımlılıktan kurtulmalıyız
Iltalehti, AB kurallarında değişiklik yapılması gerektiğini düşünüyor:
“Macaristan geçmişte de Ukrayna’nın desteklenmesine ilişkin kararları engellemiş ya da geciktirmişti, ancak bu kez sergilediği tutum özellikle küstahça nitelendirilebilir. Bu yaklaşımın arka planında, diğer etkenlerin yanı sıra Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın nisan ayında yapılacak parlamento seçimleri öncesinde konumunu tehlikede görmesi var. ... Masada Macaristan ve Slovakya gibi oyunbozanlar otururken, güvenlikle ilgili alınacak tedbirlerin gerçekten inandırıcı olmadığı açık. AB’nin mevcut ve gelecekteki güvenliğine ilişkin kararlarda bu ülkelerin dikkate alınmaması şart.”
Güçlü dostlukları sorun çıkarma kapasitesine bağlı
Népszava, Orbán’ın tehdit potansiyelinin sınırları var, diyor:
“Orbán defaatle AB’den ayrılma tehditleri savurdu. Son olarak Kopenhag’daki AB zirvesinde, Ukrayna’nın NATO veya AB’ye kabul edilmesi hâlinde, Macaristan’ın tabiri caizse ‘Ukraynalılarla aynı kampta olmaya’ hazır olmadığı için ayrılacağını açıkladığı iddia edildi. ... Elbette Orbán'ın kendisi de ayrılma fikrini ciddiye almıyor; çünkü iki güçlü dostu -Trump ve Putin- açısından ancak her iki ittifakın üyesi, yani içeride bilgi sızdıran biri ve ortak kararlara veto koyan bir sabotajcı olarak değer olduğunu anlamak zorunda ya da hiç değilse anlasa iyi eder.”
Kredi için vakit daralıyor
AB Orbán’ın kendisine şantaj yapmasına izin vermemeli, diyor Corriere della Sera:
“Kredi vetosu yalnızca halihazırda seçim kampanyası yürüten ve EVP’li rakibi Péter Magyar’ın gerisinde gözüken Macaristan Başbakanı’ndan geldi. Slovakya Başbakanı Robert Fico o kadar ileri gitmedi. [AB Konseyi Başkanı António] Costa, bunu aşmak ve ‘Avrupa Birliği’ne şantaj yapılmasını’ önlemek için Komisyon’u ‘anlaşmada öngörülen tüm enstrümanları’ kullanmaya çağırdı. ... Rusya’ya yönelik 20. yaptırım paketini ise Budapeşte ve Bratislava birlikte engelledi. Brüksel bu mesele üzerinde çalışabilir. Ancak Ukrayna devleti bir ay içinde iflas etme riskiyle karşı karşıya. Kredi için vakit kalmadı.”
Budapeşte şantaja karşılık veriyor
Hükümete yakın Magyar Nemzet, engellemenin ardındaki argümana ışık tutuyor:
“Enerjiyi silah olarak kullanıyor! - bazıları hayretle böyle söylüyor ve parmakla Kremlin’in efendisi Vladimir Putin’i işaret ediyor. Lütfen ama, Ukrayna Dostluk Petrol Boru Hattı’nı keserken ne yapmış oluyor?! ... Ukraynalılar şantaj yapıyor. Bunun Macaristan’daki seçimlerden yedi hafta önce gerçekleşmesinin tesadüf olmadığı açık. ... Ve boru hattından ham petrol akmamasının teknik nedenleri olup olmadığına dair kanıt istendiğinde [Ukraynalılar] kekeliyorlar. ... Brüksel alenen Ukraynalıların tarafında yer alırken, 90 milyar avroluk savaş kredisini veto ederek aynı şekilde şantaj yapmaktan başka bir yol yok. Sinir harbine kimin daha iyi dayandığı 47 gün içinde ortaya çıkacak.”
Brüksel çıkmazda
De Volkskrant, Macaristan Başbakanı Brüksel’den gelecek her tepkiyi seçim kampanyası için kullanacağından AB’nin riskli bir denge tutturmaya çalıştığını gözlemliyor:
“Kendisini AB tarafından savaşa katılmaya zorlanan barış adayı olarak gösteriyor. Avrupa’nın sert bir tutum sergilemesi Orbán’ın işine gelebilir. Öte yandan: Avrupa bu sabotaj eylemini kabullenirse, bu sefer de kendisini yine güçlü ve Brüksel’e kafa tutabilen tek kişi olarak sunabilir. Bu vaka bize, Avrupa’nın demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü ayaklar altında ezen üye devletlere karşı tedbirler almak için ne kadar az etkili enstrümana sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor.”
Güçlü bir Avrupa Orbán'ın da yararına
Die Welt, Orbán'ın vetosunun kendi ülkesinin çıkarlarına da zarar verdiğini vurguluyor:
“Dünyadaki mevcut koşullarda güçlü bir AB Orbán için de önemli olmalı; hele ki ülkesi büyük ölçüde AB fonlarına bağımlıyken. Dünya her zamankinden daha fazla güç bloklarına bölünmüş durumda ve birden fazla takımda oynamak hiç bu kadar zor olmamıştı. Bunu Orbán ve Fico da anlamalı. Dış politikada hareket kabiliyetini sürdürüp sürdüremeyeceği artık Avrupa açısından bir varoluş meselesi.”
Apaçık dayanışmadan yoksun
Jydske Vestkysten öfkeli:
“AB ülkelerinin ekseriyeti Ukrayna’ya yardım etmek isterken, iki ülke daha fazla Rus petrolü satın alabilmek uğruna kavga veriyor. Başka bir değişle, parayı doğrudan Putin’in savaş kasasına sokmak uğruna. ... AB, Ukrayna ekonomisinin asli sorumluluğunu üstlenmeye karar verdi. Ne var ki şu anda Avrupa’nın özgürlük mücadelesini zayıflatanlar Trump’ın Avrupa’daki en iyi dostları -Macaristan’da Orbán ve Slovakya’da Fico.”
AB yapılabilir olana dair algısını kaybetti
Taz’a göre suçu yalnızca Orbán’da aramak yetersiz:
“Ukrayna için planlanan 90 milyar avroluk yeni yardım kredisine Slovakya ve Çekya da itiraz etti. Yeni yaptırım paketine karşı Yunanistan ve Malta’nın dahi büyük çekinceleri var. (Bir vakitlerin) en büyük sanayi ülkelerini bir araya getiren G7 bile bu adıma sıcak bakmıyor. ABD ve Kanada’ya göre, Rus petrol tankerlerine yönelik planlanan tam hizmet yasağıyla fazla ileri gidiliyor. ... Belli ki yapılabilir olana dair algısını kaybeden AB yönetiminin de bu suçta payı var. Ukrayna için daha fazla yaptırıma, daha fazla paraya ve daha fazla silaha bel bağlıyorlar - ancak savaşın nasıl sonlandırılacağına dair hâlâ kendi planlarına sahip değiller. Bu yüzden de baskı artmaya devam ediyor.”
Birbirimize doğru adımlar atalım
Pravda tüm taraflardan anlayış bekliyor:
“Savaş patlak verdiğinden bu yana yaşadığımız bu dördüncü acı yıldönümünde, Ukrayna’nın batı sınırlarında da kıvılcımlar parlıyor. Kiev halihazırda Budapeşte ve Bratislava ile açık bir Soğuk Savaş yürütüyor. ... Petrol sevkıyatları anlaşmazlığı büyümüş durumda. Bir yandan Kiev kurallara uymalı ve anlaşmalara saygı göstermeli. Aksi takdirde AB’ye nasıl katılacak ve içeride nasıl işlev görecek? ... Öte yandan Robert Fico ve Viktor Orbán, doğu komşularının hali karşısında -ellerinden hâlâ gelebilecekse tabii- daha fazla empati göstermeli. Çoğunlukla katlanılamaz soğuklukta bir tutum sergiliyorlar. Bu da acılar içindeki Ukrayna halkını incitiyor. Boru hattının Ruslar tarafından bombalandığı gerçeğini hâlâ büyük ölçüde görmezden geliyorlar.”