Kadınlar Günü 2026'da neyi simgeliyor?

8 Mart’ta dünyanın pek çok şehrinde insanlar daha fazla eşitlik talebiyle sokaklara çıktı. Yorumcular, günümüzde cinsiyet eşitliği açısından dünyanın geldiği noktayı irdeliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
El País (ES) /

Yapay zekâ cinsiyet rolleri klişelerini pekiştiriyor

İletişim uzmanı Luisa García, El País’te yapay zekânın bir sorununa dikkat çekiyor:

“Yapay zekâ yalnızca tepki vermekle kalmıyor, aynı zamanda algıları da şekillendiriyor. Cinsiyete özgü mesajlar gönderiyor ve gençlerin kimlik inşasını etkiliyor. Kız çocuklarına karşı, empatik görünen ve sonuçta kırılganlık anlatısını güçlendiren duygusal bir ton takınıyor. ... Erkek çocuklarından ise, sanki duygu göstermek erkeklikle bağdaşmıyormuş gibi bağımsızlık ve kontrol bekleniyor. ... Önyargıların sürmesini önlemek için yapay zekâya sağlam bir eleştirel yetkinliğin eşlik etmesi gerekiyor. ... Algoritmaların önyargılarımızı yeniden üretmeyi bırakmasını ancak tasarım sürecine zamanında müdahale ederek sağlayabiliriz.”

Frankfurter Rundschau (DE) /

Dünyayı kurtarmak gerek

Frankfurter Rundschau, feminizmin tek gayesinin kadınların eşitliği olmaması gerektiğini vurguluyor:

“Hedef çok daha basit ve bir o kadar da radikal olmalı: tüm insanlar için özgür bir yaşam. İster devletlerden, ister şirketlerden, isterse de başka insanlardan gelsin; baskıdan, sömürüden ve şiddetten uzak bir yaşam. Çünkü: Mevcut otoriter eğilimlerin pek çok yerde antifeminizmi yeniden alevlendirmesi, otoriter yöneticilerin feminizmi kendi iktidar hırslarına yönelik bir tehlike olarak algıladıklarını bize bir kez daha gösteriyor. Haklılar da. Çünkü feminizm, özünde dünyayı kurtarmaya çabalamaktan başka bir şey değildir.”

Echo (RU) /

Kadınlar iktidara!

Yazar Boris Akunin, Echo tarafından alıntılanan bir Telegram gönderisinde Rusya’nın 1917 Şubat Devrimi’ne atıfla 8 Mart’ın neden Kadınlar Günü olduğunu hatırlatıyor:

“Devrim, 8 Mart’ta (eski takvime göre 23 Şubat’ta) Petrograd’da kadın işçilerin bir gösterisiyle başlamıştı. ... Erkekler daha sonra onlara katılmıştı. ... Takip eden birkaç ay boyunca, Rusya dünyanın en özgür ülkesiydi. Günümüzden bakında bu tuhaf görünüyor: Devrimi kadınlar başlattı, ancak sonra iktidara yalnızca erkekler geldi. Ve ülkeyi yönetmeyi de başaramadılar. Bir dahaki sefere tam tersini deneyelim. Bırakalım erkekler başlatsın ve hükümet kadınlardan oluşsun. Belki de daha iyisini yaparlar.”