İran Savaşı: Washington ve Tahran anlaşmaya varabilecek mi?
Medyada çıkan haberlere göre, ABD hükümeti İran yönetimine savaşı sona erdirmeye yönelik 15 maddelik bir plan sundu. Ancak İran, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını da öngören teklifi reddetti ve müzakere iddialarını yalanladı. ABD Başkanı Donald Trump ise doğru kişilerle görüşüldüğünü açıkladı. Yorumcular, söz konusu hamlenin sunduğu fırsatları ve beraberinde getirdiği riskleri irdeliyor.
ABD çıkmazda
Diário de Notícias, Washington’ın zor durumda olduğunu yazıyor:
“Asimetrik avantajının farkında olan İran, yüksek tazminat, saldırıya uğramayacağına dair garanti ve ‘sivil’ nükleer programını sürdürme izni istiyor. Washington’ın bu koşulları kabul etmesi siyaseten tehlikeli ve stratejik açıdan da riskli olur. Ancak reddetmesi de çatışmayı geri dönüşü olmayan bir noktaya sürükleyebilir. Washington’ın sorunu, bu çıkmaz devam ettiği sürece İran’ın gerçekten hâkimiyet kurduğu tek oyun alanında hareket etmeyi sürdürecek olması: hesaplanmış öngörülemezlik. Halihazırda bölgenin ve dünya ekonomisinin geleceğine damgasını vuran da tam olarak bu.”
Müzakere ustası limitlerine dayandı
Kapı Trump’ın yüzüne kapandı, diyor La Stampa:
“Eski ve bilindik bir formül: ‘Trump tipi müzakere yöntemi’. Çatışmayı dondurmayı hedefleyen, ancak bunu yaparken çoğunlukla gerçeklikten uzak koşullar dayatan kapsamlı ve iddialı bir program. Ama bu kez başarısız olabilir. İki nedenden ötürü: Birincisi, Tahran müzakerelere yönelik her umut ışığının, genellikle Washington’ın desteklediği bir İsrail askeri operasyonuyla yok edilebileceğini öğrendi. İkincisi, bağlam değişti ve Beyaz Saray’ın mayıs sonundaki müzakere maddelerinin yeniden formüle edilmiş hali olan 15 maddesi, ilgili aktörlerin artan önemini görmezden geliyor gibi görünüyor. ... Ve Tahran da kapıyı çarpıyor.”
Trump geri adım atmaya hazırlanıyor olabilir
Club Z, gerçekten de saldırıların yakında durabileceği görüşünde:
“Şu an için en olası senaryo, saldırıların 14 Nisan’a kadar durdurulması, ABD’nin de İran’ın da zaferini ilan etmesi, ancak aslında savaşın başlamasına neden olan sorunların hiçbirinin çözülmeyerek fiilen hızla saldırılar öncesindeki statükoya dönülmesi. Bu sürpriz olmaz. Trump son on iki ay içinde, sözüm ona büyük bir operasyon başlattığı, ancak yarıda keserek bunun tamamlandığını ilan ettiği ve gerçekte hiçbir şey kazanmadan geri çekildiği böylesi adımları bir kaç kez attı.”
İsrail'in sabote etmesi korkusu
Köşe yazarı Abdülkadir Selvi, Hürriyet’te İsrail’in rolüne ışık tutuyor:
“ABD ile İran bir anlaşmaya varabilir mi? Varabilir. Ancak barışın önünde çok ciddi bir engel var. O da İsrail. Hangi tarafla konuşsam 'Ama İsrail sabote etmezse' diye söze başlıyor. 'Umutluyuz. Ama İsrail süreci sabote etmezse' diye bitiriyor. Önceden İsrail’in sınırlarını ABD çizerdi. Şimdi ABD’nin sınırlarını İsrail çiziyor. Trump’ın 'Büyük Amerika!'sı bu olsa gerek. ... Amerika, İran’la anlaşmak istiyor ama İsrail sabote eder mi korkusunu yaşıyor.”
Göstermelik müzakereler felakete yol açar
Gazeteci Yevgeni Feldman, Echo tarafından alıntılanan bir Facebook paylaşımında, ABD’nin İran savaşı patlak vermeden önce yürüttüğü görüşmelerin yalnızca göstermelik olduğu yönündeki haberleri yorumluyor:
“Hassas ve karmaşık müzakereler kötü niyetle -anlaşmaya varmak için değil de düşmanın dikkatini dağıtmak, onu yatıştırmak ve daha etkili bir ilk saldırıya olanak tanımak amacıyla- yürütülünce, gelecekteki müzakereler de baltalanmış oluyor. Sadece bu savaş bağlamında da değil! İleride başka korku rejimlerinin başka nükleer programlarını durdurmak, siyasi mahkûmları serbest bırakmak ve savaşları sona erdirmek daha da zorlaşacak. Dünya genelinde devletler sürekli müzakereler yürütmek zorunda. Eğer bu imkânsız hâle gelirse, medeniyet de tehlikede demektir.”