İspanya: Büyük yolsuzluk davaları başlıyor
İspanya’nın iki büyük partisi iktidardaki Sosyalistler (PSOE) ile muhafazakâr Partido Popular’ın (PP) eski üst düzey siyasetçilerine yönelik iki dava Madrid’de görülmeye başlandı. Suçlamalar arasında kamu kaynaklarının zimmete geçirilmesi ve yasadışı parti finansmanının örtbas edilmesi de yer alıyor. Ülke basını, yaşananları münferit adli vakalardan ziyade siyasal sistemdeki bir hastalık olarak görüyor.
İşler nasıl bu noktaya gelebildi?
El País, partilerden birbirlerine çamur atmayı bırakıp daha fazlasını yapmalarını bekliyor:
“PP ve PSOE’nin bu tür vakalarda yöneltmesi gereken tüm suçlamalar zaten yapıldı. ... ‘Sen de öylesin’ zihniyetinin kazananı olmaz, ancak her iki tarafa da zararı dokunur. İspanyol demokrasisinin önemli partileri olarak bütün sistemi aşağıya çekiyorlar. … Bu vakalar sanıklara ve onların partilerine ya da liderlerine değil, bilhassa da yolsuzluğun önlenmesi bağlamında İspanyol demokrasisinin kalitesine işaret ediyor. ... Yurttaşlar işlerin nasıl bu noktaya gelebildiğini soruyorlar. Ve bir de Temsilciler Meclisi’nde bu tür suistimallerin gelecekte nasıl önlenebileceğinin neden bir kez olsun bile görüşülmediğini.”
Balık baştan kokar
El Periódico de Catalunya, başbakanların da sorumluluk taşıdığı görüşünde:
“Skandalların kapsamı ileride netleşecek. Şimdilik her şey bakanlar ve çalışanlarıyla sınırlı ve başta ‘Kitchen’ vakasında Mariano Rajoy [PP, 2011-2017 arasında başbakanlık yaptı], ‘Koldo’ vakasında ise Pedro Sánchez [PSOE, 2018’den beri başbakan] olmak üzere başbakanlara uzanmıyor. Asıl kritik soru, tüm bunların gerçekten de ülkeyi yöneten ve gizli servisleri kontrol eden kişilerin haberi olmadan yaşanmış olup olamayacağı. … İspanya’da herkes, sanki birinin liderliğinde olup bitenler onları hiç ilgilendirmiyormuş gibi paçayı sıyırıyor. … Doğrudan ya da dolaylı sorumluluk üstlenme konusundaki bu zafiyet demokrasiyi baltalıyor.”