ABD Hürmüz Boğazı'nı ablukaya aldı

İran ile yürütülen barış müzakerelerinin şimdilik başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD ordusu, Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almaya başladı. Kendi açıklamalarına göre, ilk 24 saat içinde İran’dan gelen altı ticaret gemisi geri dönmeye zorlandı. ABD Başkanı Trump, kurulan deniz ablukasıyla öncelikle geçiş için ödenen ücretlerin Tahran’daki rejimin eline geçmesini önlemek istiyor. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Tüm alıntıları göster/kapat
Avvenire (IT) /

Bizi artık yalnızca ABD yurttaşları kurtarabilir

Avvenire’nin genel yayın yönetmeni yardımcısı Pietro Saccò, ABD’nin görünüşe göre küresel petrol piyasasında hâkimiyet kurmayı hedeflediğini yazıyor:

“Belki de bizi Washington’ın bu petrol açgözlülüğünden neyin kurtarabileceğini sormanın zamanı gelmiştir. ... Bu durumdan çıkış için en somut umut, şu an yine ABD’nin kendisinden geliyor. Özellikle de galon başına 4 doların üzerinde, yani litre başına yaklaşık bir dolar fiyat gösteren benzin istasyonlarından. Bu rakam bize az görünebilir, ancak ABD’de 2022’den bu yana görülen en yüksek seviyeyi ifade ediyor. Bu fiyat, önümüzdeki kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Trump için ilk tehdit; zira fiyatlar ABD yurttaşlarına, petrol üzerindeki hâkimiyetten belki petrol şirketleri ve enerji tüccarları kazanç sağlasa da bunun kendilerine hiçbir faydasının dokunmadığını hatırlatıyor.”

Večernji list (HR) /

Kabadayılık stratejinin yerini tutmaz

Večernji list, Trump’ın liderlik tarzının dünya siyasetindeki mevcut gidişat karşısında yetersiz kaldığını düşünüyor:

“Sıklıkla kendi liderlik tarzına ve ani, bazen de fevri kararlarına güvenen Trump’ın politikasının, dünya siyasetindeki modern ilişkilerin karmaşıklığına ayak uydurmakta zorlandığı giderek daha açık hale geliyor. Onun ‘maksimum baskı’ stratejisi, rakipler izole edilmiş ya da daha zayıf olduğunda etki gösterebiliyor; ancak Çin, Rusya veya bölgesel güçlerin olayları aktif olarak yönlendirdiği bir dünyada bu yaklaşım sınırlarına ulaşıyor. Net bir stratejiye dayanmadan gerilimlerin söylem düzeyinde tırmandırılması tam tersine neden olabiliyor ve rakipleri sınırları daha sert bir şekilde yoklamaya teşvik edebiliyor.”

Carina Cockrell-Ferre (RU) /

Kriz yenilenebilir enerjinin önünü açıyor

Yazar Carina Cockrell-Ferre, Facebook’ta Hürmüz fiyaskosu sayesinde yenilenebilir enerji yaklaşımının güç kazandığını yazıyor:

“Trump, yenilenebilir enerjilere geçişi neredeyse ölçülemez boyutta hızlandırdı; mesele artık ‘Yeşiller’in hevesi olmaktan çıkıp, bugün ve tam da şu anda mali bakımdan herkesi etkileyen acil bir zorunluluk halini aldı. ... Hürmüz Boğazı yeniden açılacak, ancak yaşananlar ağızlarda kötü bir tat bırakacak. Hem Batı’da hem de Doğu’da neredeyse herkes şu konuda net: Alternatifler aramalı, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeli - enerji şantajına son! Yenilenebilir enerji teknolojileriyle o iş artık zor olur. Çünkü bunun için tankerlere, boğazlara, konvoylara, boru hatlarına vs. ihtiyaç yok.”

El País (ES) /

Küreselleşme temellerinden sarsılıyor

Uluslararası düzen tehlikede, diye yazıyor El País:

“İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) dün, mart ayında enflasyonun yüzde 3,4’e yükselerek başta tahmin edilenden daha yüksek seviyelere çıktığını doğruladı. … Rakamlar, İran Savaşı’nın verdiği zararı açıkça ortaya koyuyorlar. … Ancak, çatışmanın dünya düzeni üzerindeki -belki de nihai- etkilerini yansıtmıyorlar. Jeopolitik gerilimler zaten zayıflayan uluslararası işbirliğini sorgulanır hale getirdi ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel ticaretin yüzde 90’ının gerçekleşmesini sağlayan ve küreselleşmeye temel oluşturan barışçıl geçiş hakkını sona erdirme tehdidi doğuruyor. Çok taraflı mimarinin payandalarının keyfen yıkılmasının sonuçları en net burada görülüyor.”

The Times (GB) /

Çin'in çatışmanın içine çekilme tehlikesi var

The Times uyarıyor:

“Abluka kapsamında ABD güçlerinin Çinli mürettebata sahip, Çin’e ait ve Çin’e doğru seyreden ancak sahte bayrak taşıyan tankerlere el koymaya başlaması halinde, Pekin ile yaşanan gerilimin tırmanması, iki büyük gücün Körfez’de işbirliği yapmasından çok daha muhtemel hale gelir. Silahlı çatışma tehlikesi gerçeğe döner. Çin, İran’ı istikrarlı bir petrol tedarikçisi olarak görmek istiyor. Ve Pekin istikrarı, ABD kaynaklı iç ya da dış zorluklara dayanabilecek kapasitede, uysal bir rejim olarak tanımlıyor.”

Corriere della Sera (IT) /

Trump doların üstünlüğünü kaybetmesinden endişeli

Corriere della Sera, Trump’ın bir yandan da Amerikan para biriminin rolüne yönelik duyduğu korkuyla hareket ettiği görüşünde:

“Geçen her gün, Körfez’deki savaşın yalnızca petrol akışı veya Tahran’daki rejimin geleceğiyle değil, her şeyden önce de dolarla -özellikle de onun uluslararası ödeme işlemlerindeki öncü para birimi olarak oynadığı tartışmasız rolle- ilintili olduğu anlaşılıyor. … Ancak savaşın sonucu ve akabinde doğacak düzen, Amerikan para biriminin üstünlüğünü zayıflatabilir. … Tahran rejimi, [yük gemilerinin geçişi için alınan] ücreti belirlerken adeta dolara meydan okuyor: Ödemeler dijital Çin yuanı ya da Bitcoin cinsinden alınıyor - ya da alınıyordu. Dolar rezervlerine dayalı Stablecoin olarak değil.”