Brexit'in 10. Yılı: Yeni bir başlangıç için fırsat mı?

Brexit referandumundan on yıl sonra Britanyalıların çoğu Avrupa Birliği’nden çıkışı bir hata olarak değerlendiriyor. Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ve eski Sağlık Bakanı Wes Streeting gibi önde gelen İşçi Partili siyasetçiler yeniden üyelik çağrısında bulunuyor. Ancak, “Mr. Brexit” Nigel Farage’ın Reform UK partisi aylardır anketlerde birinci sırada yer alıyor. Basın ise ülkenin hangi yöne doğru ilerlediğini irdeliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
The Independent (GB) /

Önümüzdeki on yıl daha iyi olacak

The Independent, iyimser bir yaklaşım benimsiyor:

“Çoğu anket, Britanyalıların artık Brexit’i bir hata olarak gördüğünü ve zamanı geri almak istediğini gösteriyor. ... On yıl öncesine kıyasla Brüksel’de ve Londra’da artık çok daha yapıcı bir hava hâkim. Kaderi kışkırtmak gibi olmasın ama jeopolitik gelişmeler, demografik değişim ve Brexit’in hayal kırıklığı yaratan gerçekliği, Büyük Britanya'yı AB ile adım adım ve pragmatik bir şekilde yeni bir ilişki kurmaya yönlendirecektir - hem de kamuoyunun görüşüyle uyumlu biçimde, böylece yeni bir ulusal travma önlenerek. Önümüzdeki on yıl daha iyi olacak.”

Delfi (LT) /

Avrupa’nın yararına bir ortaklık

Siyaset bilimci Eitvydas Bajarūnas, Delfi’de Londra ile Brüksel’i birbirine yaklaştıranın yalnızca jeopolitik gerçeklik olmadığı analizini yapıyor:

“Avrupa perspektifinden bakıldığında, bugün Büyük Britanya ile AB’nin özellikle güvenlik, savunma ve ekonomik işbirliği alanlarında daha da yakınlaşması büyük önem arz ediyor. Büyük Britanya'nın AB’ye geri dönmesinden kimse ciddiyetle söz etmiyor, fakat jeopolitik gerçeklik iki tarafı da giderek daha yakın bir işbirliğine zorluyor. Ekonomik boyut da aynı derecede önemli. Büyük Britanya, Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri olmayı sürdürüyor, Londra’daki finans sektörü, Britanya üniversiteleri, girişim ekosistemi ve endüstriyel potansiyel, Avrupa’nın rekabet gücü ve ekonomik büyümesi adına büyük önem taşıyor.”

Telos (FR) /

Kırmızı çizgileri yumuşatmalı

Siyaset bilimci Riccardo Perissich, Telos'da artık gündemde pragmatizm olmalı, diyor:

“Öncelikle ortak çıkarları ilgilendiren en acil somut meseleler pragmatik biçimde ele alınmalıdır: Savunma, güvenlik, ABD ile ilişkiler, inovasyon -yapay zekâ dahil- ve finans; tüm bu alanlar Avrupa için bir nitelik sıçraması açısından belirleyicidir. Bunun gerçekleşebilmesi için her iki tarafın da kırmızı çizgilerini esnetmesi gerekir. Avrupa tarafında bu, yeni kuralların kesin olarak kabul edilmeden önce Büyük Britanya ile tartışılmasına açık olma şeklinde ortaya çıkmalıdır – ancak elbette ilgili egemenlikler kısıtlanmadan.”

Savon Sanomat (FI) /

Farage'a duyulan çarpıcı sempati

Savon Sanomat, Nigel Farage’ın yakaladığı popülerlik karşısında yaşadığı şaşkınlığı gizlemiyor:

“Sık sık yaşanan başbakan değişiklikleri Brexit’in hata olduğunu kanıtlıyor. Siyasal istikrardan bahsetmek zaten söz konusu bile değil. Ülke, Brexit’i savunan Nigel Farage gibi sesi çok çıkan popülistlerin vaat ettiği o altın çağı yaşamadı. Çok eleştirilen AB bürokrasisinin yerini, kendi bürokrasisi aldı. AB'den ayrılma, kesin olarak kabul edilen hızlı ekonomik canlanmanın tam tersine, büyümenin önündeki bir engel olarak görülüyor. ... Brexit’e karşı artan reddiye karşısında, Reform Partisi’nden Nigel Farage’ın yeniden Britanya siyasetinin merkezi bir aktörü olarak yükselişi şaşırtıcı bir vaka.”

Times of Malta (MT) /

Malta için ibretlik ders

Times of Malta, milliyetçi vaatlerin ne kadar aldatıcı olabileceğini Brexit'in kanıtladığını yazıyor:

“Birleşik Krallık, regüle ortamdan ayrıldı, ancak bu regülasyonların ekonomisi ve güvenliği için hâlâ hayati önem taşıdığını fark etti. Malta ise tam da AB’nin bir parçası olması sayesinde etki kazanıyor – müzakere masalarında yer alıyor ve kendisinden çok daha büyük bir pazarın ve siyasi bloğun parçası oluyor. ... Belirsizlik, parçalanma ve jeopolitik rekabetin hüküm sürdüğü bu dönemde, ülkenin gücü Avrupa’dan çekilmesinde değil, Birlik içinde ciddi, özgüvenli ve yapıcı biçimde sürece katkıda bulunmasında yatıyor.”

The Independent (GB) /

İşçi Partisi geri dönüşü hızlandırmalı

Brexit’in yıkıcı sonuçlarını küçümsemeyi bırakıp yeniden üyeliği hedefe koymalıyız, diyor The Independent:

“Avrupa Birliği’nden ayrılmak, Büyük Britanya’nın gayrisafi yurtiçi hasılasını tahminen yüzde altı ila sekiz oranında azalttı. Yatırımlar yaklaşık yüzde 18 düştü. Verimlilik ve istihdam yüzde üç ila dört geriledi. ... Wigan gibi şehirlerdeki insanlar değişim istediklerinden Brexit’ten yana oy vermişlerdi. Ancak Brexit, onları bu kararı almaya iten ekonomik ve toplumsal sorunları belli ki çözmedi. İşçi Partisi siyasi içgüdüye sahip olsaydı, kendi sezgilerini dinler ve ortak pazara geri dönüş için çaba sergilerdi.”

Večernji list (HR) /

Radikal kopuşlara karşı uyarı

Večernji list, Brexit deneyiminin herkese ders olması gerektiği kanısında:

“Brexit salt Büyük Britanyalılara değil, tüm AB üyelerine yönelik bir uyarı olarak hafızalarda kalacak: ‘Durmayın hemen ayrılın AB’den, sonunuz Büyük Britanya gibi olacak!’ ... Radikal kopuş isteyen türlü ideolojik hareketlerin, başarısızlıklarını ‘fikir iyiydi ama uygulamada sorun yaşandı’ laflarıyla haklı çıkarmaya çalışması ilk değil. Ancak bir şey hiç işe yaramadıysa, belki de fikir en başından beri yanlıştır.”

De Volkskrant (NL) /

Popülist siyaset çıkmaza götürür

De Volkskrant’a göre Brexit’ten çıkarılacak ders şu:

“Başbakan Keir Starmer gibi ılımlı siyasetçilerin, Brexit sonrası sert iklimde neredeyse hiç şansı yok. Brexit fiyaskosu, popülistlerin rüzgârını kesmek için seçmenin duymak istediklerini söylemenin bir çıkmaz olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu çoğunlukla kötü yönetime yol açıyor ve bu da popülistlerin işine daha da çok yarıyor. Bu aynı zamanda, seçimleri kazanmak için Avrupa şüpheciliğini körükleyen herkese bir uyarı niteliğinde. Evet, Avrupa Birliği’nin tartışmasız dezavantajları var; ancak AB dışında bir yaşam çok daha fazla olumsuzluk barındırıyor.”

La Vanguardia (ES) /

Büyük Britanyalılar olmadan AB daha iyi durumda

La Vanguardia’nın genel yayın yönetmeni Jordi Juan, Büyük Britanyalıların yokluğunda AB bu süreci nasıl geçirdi, diye soruyor:

“Next Generation Fonu’nun oluşturulması, Avrupa Yeşil Mutabakatı veya göç politikası gibi birçok önemli karar, belki de Büyük Britanyalılar tarafından desteklenmeyecek ya da ancak büyük güçlüklerle desteklenecekti. Büyük Britanya kendini zaten Schengen Anlaşması’nın dışında tuttu ve avroya geçmedi. Avrupa için hep isteksizce çaba gösterdi. ... Durum farklı olsaydı ve genç Büyük Britanyalılar daha Avrupalı bir tutum benimseseydi, Büyük Britanya harika bir ortak olur ve AB’yi muazzam ölçüde güçlendirirdi.”

The Economist (GB) /

Tek eksik kendilerini tiye alan mizahları

The Economist, AB’nin Büyük Britanya olmadan yaşamayı öğrendiğini söylüyor:

“AB pek çok açıdan değişmeden kaldı. İngilizce, Brüksel’de 2016’ya kıyasla ortak dil olarak çok daha güçlü bir şekilde yerleşmiş durumda. ... Brexit’in belki de en büyük etkisi AB’nin morali üzerinde oldu. Birlik, dört yıl süren ayrılık müzakerelerinin her turunda Büyük Britanya’ya karşı üstünlük sağladı. Bu da ona, Covid ya da Ukrayna gibi sonraki krizlerin üstesinden gelmesi için özgüven kazandırdı. Ancak Büyük Britanyalı AB temsilcilerinin kendilerini tiye alan mizahlarının eksikliği, eski ideolojik karşıtları tarafından bile acı bir şekilde hissediliyor.”

Le Monde (FR) /

Avrupa sağa kayıyor

Tarihçi Andrew Knapp, Le Monde’da Brexit’in Avrupa’yı kalıcı olarak değiştirdiğini belirtiyor:

“Brexit ve Brexit kampanyalarının yürütülme şekli, dünya genelinde aşırı sağın kritik başarılarla dolu geçecek on yılını başlattı. Bu hareket artık hem Fransa’da hem de Almanya’da siyasi iktidarın kapılarına dayanmış durumda ve İtalya’da şimdiden sağlam bir şekilde yerleşti. Dahası, AB içinde de giderek etki kazanıyor. ... Büyük Britanyalılar ile pek muhtemel görünmeyen bir yeniden yakınlaşma durumunda Avrupa, onların on yıl önce terk ettiklerinden tamamen farklı bir yer olacaktır.”