Kanada ve AB: Mükemmel bir uyum mu?

Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda AB’nin Kanada ile ilişkilerini “mümkün olan en üst düzeye” taşıyacağını duyurdu. Kanada Başbakanı Carney’nin de katıldığı oturumda bu açıklamasını somutlaştıran von der Leyen, “Kanada’nın AB’nin ilk ortak üyesi olmasını istiyorum” dedi. Girişimin ardındaki nedenler yorumcular için görece açık olsa da, bunun pratikte nasıl şekilleneceği konusunda hâlâ soru işaretleri var.

Tüm alıntıları göster/kapat
Aargauer Zeitung (CH) /

Aleni aşk ilanı ve Trump’a mesaj

Aargauer Zeitung, AB ile Kanada arasındaki yakınlaşmayı itidalli bir bakış açısıyla değerlendiriyor:

“Kanada bir gecede Avrupa iç pazarına erişim sağlamayacak elbette. AB’nin savaşın yıprattığı ülkeye bir tür hızlı üyelik vaat ettiği Ukrayna örneğinde olduğu gibi, Kanada için de ‘ortak üyelik’ ifadesi her şeyden önce şu anlama gelebilir: aleni aşk ilanı. Ve Donald Trump’a da bir mesaj: En yakın müttefiklerini gümrük vergilerine, tehditlere ve aşağılamalara boğarsan, onları birbirlerinin kollarına itersin.”

Club Z (BG) /

Vizyoner bir proje

Club Z’ye göreyse Von der Leyen’in Kanada’ya yaptığı teklif tarihe geçecek bir jest niteliğinde:

“Merkezinde AB’nin yer aldığı ve Kanada’nın okyanus ötesindeki ilk ortak olduğu yeni bir küresel demokrasiler bloku yaratma girişimi bu. Ancak önünde hukuki, siyasi ve jeopolitik açıdan uzun bir yol var. Fikrin somut içerikle doldurulması, kurumsal süreçlerden geçmesi ve Washington ile Londra’dan gelen baskıların yanı sıra AB içindeki dalgalanmalara da göğüs germesi gerekiyor. Vizyoner bir proje söz konusu. Ancak vizyoner projeler her zaman böyle başlar - düşünsel çerçeveyi değiştiren bir jestle.”

Dnevnik (SI) /

Geleceği güvensiz bir işbirliği

Yeni doğan ittifakı bazı zorluklar bekliyor, diyor Dnevnik:

“AB Kanada ile Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması’nı (CETA) onaylamazsa, buna inandırıcı bir görünüm kazandırmak mümkün olacak mı? Müzakereler daha 2014 yılında tamamlandı, ancak AB üyelerinin üçte birinden fazlası anlaşmayı hâlâ onaylamadı. Bir de daha uzak gelecekte olabilecekler var. Donald Trump başkanlıktan ayrılınca, ittifak Amerikan dış politikasındaki olası değişiklikleri atlatabilecek mi? Ya da Kanada’nın Avrupa’ya yönelmesinde merkezi bir rol oynayan Mark Carney artık Kanada başbakanı olmadığında?”

The New World (GB) /

Kapılar Londra'ya biraz aralanabilir

The New World, yeni üyelik modellerinin Büyük Britanya için de bir seçenek sunmasını umuyor:

“İzlanda’nın geçen ayki referandumda AB ile üyelik müzakerelerine başlamayı reddetmesinin ardından, European Policy Centre Direktörü Fabian Zuleeg, AB’nin ‘kısmi, kademeli veya ortak üyelik’ gibi yeni modeller geliştirmesi gerektiğini öne sürmüştü. Şimdi bu fikre açık olunduğu görünüyor. Ama bu durum, AB’nin Birleşik Krallık’a böyle bir statüyü bugünden yarına seve seve vereceği anlamına gelmiyor. Sonuçta on yıl önce gereksiz yere o hasmane ayrılık davasını açan Kanada değildi. Öte yandan, Burnham ancak biraz daha kuvvetli itilirse kapının belki -sadece belki- aralanabileceğine işaret ediyor.”

The Irish Times (IE) /

Önemli bir jeopolitik sinyal

The Irish Times coşkuyla şöyle yazıyor:

“Kanada, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticari zorbalıklarına -ve bilhassa da ilhak tehditlerine- karşı açıkça direnmeye hazır olduğunu gösterdi. Carney ayrıca, orta büyüklükteki devletlerin hegemon güçlerin baskısına karşı bir denge oluşturmak üzere birleşmeleri gerektiğini ifade etti. Von der Leyen’in teklifi, güçlü bir dayanışma beyanı ve ortak değerlerin yeniden teyidi niteliğindeydi ve bu da şüphesiz Trump’ı kızdıracaktır. Yeni ortak üyelik konsepti, Büyük Britanya, Norveç veya İzlanda gibi diğer devletlere de tam üye olmak zorunda kalmadan AB ile daha yakın ilişkiler kurma imkânı sağlayabilir.”

France Inter (FR) /

Daha yapacak çok şey var

France Inter köşe yazarı Pierre Haski, bu yeni ortaklık politikasının daha da ileriye taşınmasını istiyor:

“Aralarında Fransa’nın da bulunduğu on AB ülkesi, on yıl önce Kanada ile imzalanan ticaret anlaşmasını hâlâ onaylamadı! Ancak artık bağlam değişti. Trump’ın dünyasında, ABD ile ayrıcalıklı ilişkilere sahip olan ülkeler vasal konumuna düşmemek için yeniden konumlanmak zorundalar. ... Orta ölçekli güçlerin bu ittifakı ancak Güney’in büyük ülkelerine genişlediğinde bir anlam kazanır. Çoğu zaman bölünmüş ve güçsüz durumdaki Avrupa, burada ortak bir hedef belirleme ve yeni dünya düzeninde kendine bir yer bulma fırsatına sahip. Bunu kaçırmamak gerek.”

Corriere del Ticino (CH) /

İsviçre'den farklı

Corriere del Ticino, tam da şu an yakınlaşılmasının tesadüf olmadığını belirtiyor:

“AB’nin Kanada’ya yönelik açılımı, Ottawa ile Washington arasında çok sayıda ürüne gümrük ve misilleme vergileri getirilmesiyle patlak veren şiddetli anlaşmazlıkların yaşandığı bir döneme denk geldi. … İki ülke arasındaki gerilimler bu yüzden Ottawa’yı Avrupa ile daha yakın ekonomi ve güvenlik politikası ilişkileri kurmaya sevk etti. Carney, AB ile ‘benzersiz bir ittifak’tan yana olduğunu belirtti ... : Üyelik değil, tamamen yeni bir statü. Bu da mal dolaşımından serbest dolaşıma kadar türlü alanları ilgilendiren uzun bir dizi ikili anlaşmayla düzenlenen İsviçre’nin AB ile olan ilişkilerinden farklı bir statü.”

La Repubblica (IT) /

Engellerle dolu iyi bir fikir

La Repubblica yaklaşım doğruysa da uygulamasının o kadar da kolay olmadığını belirtiyor:

“Rusya’ya karşı durmak, ticaret alanında Çin’e meydan okumak ve tepki olarak şimdiden misilleme kabilinden ‘Avrupa ürünlerine çok yüksek gümrük vergileri’ tehdidinde bulunan Donald Trump’ın ölçüsüzlüklerini görmezden gelmek için yeni bir ‘transatlantik’ ittifak. Ursula von der Leyen’in Kanada’nın AB’ye ‘ortak üye’ statüsü verme girişimi bu yönde atılan ilk adım ve çığır açıcı bir jeostratejik öneme sahip. Amaç açık: Yeni dönemin yarattığı belirsizliklerle başa çıkmak için yeni ortaklar bulmak. Ancak bunun nasıl hayata geçirileceğinin henüz kapsamlı biçimde incelenmesi gerekiyor. Ayrıca, bunu mümkün kılmak için mevcut anlaşmaların ‘yaratıcı’ bir şekilde yorumlanması gerekecek.”

Tages-Anzeiger (CH) /

Boş bir teklif

Von der Leyen daha itidalli davranmalıydı, diyor Tages-Anzeiger:

“Von der Leyen büyük -ve maalesef yersiz- bir coşkuyla, Kanada’nın Avrupa’ya bir ‘Gelecek İttifakı’ ile bağlanarak ‘AB’nin ilk ortak üyesi’ olması gerektiğini ilan etti. Affedersiniz ama bunlar boş laflar. AB’de ‘ortak üye’ diye bir statü yok. ... Peki von der Leyen ne demek istiyor? ‘Gelecek İttifakı’ neyin nesi? Aman Tanrım! Sonuçta geriye von der Leyen’in, Avrupa’nın ‘Kanada ile ilişkisini mümkün olan en üst düzeye çıkarmak’ için çabalama vaadi kalıyor. Oldu. Peki ama bu nasıl mümkün? Ya bu o kadar da fazla bir şey değilse? Aslında söylenecek bir şey yoksa, hiçbir şey dememe seçeneği de değerlendirilebilir.”