Trump'ın politikası Zelenskiy üzerindeki baskıyı artırıyor
Donald Trump yine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’ye suçlamalar yöneltti. ABD Başkanı, ülkesinin Ukrayna’ya çok şey verdiğini ancak karşılığında hiçbir şey alamadığını söyledi. Trump, Zelenskiy’nin barış çabalarına “gerçek bir katkı sunmadığını” öne sürdü. Ukrayna Devlet Başkanı öncesinde ABD’nin desteğinin yetersiz kaldığından yakınmıştı. Basın, bu tutumun kimin çıkarlarına hizmet edildiğini sorguluyor.
Ukraynalıları çok daha zor günler bekliyor
Frankfurter Allgemeine Zeitung'a göre Kiev artık ABD Başkanı’nın desteğine güvenemez:
“Trump’ın stratejik budalalığı, seçim gününün ardından hiç değilse ondan alışık olduğumuz düzeye geriler mi? Buna bel bağlamak mümkün değil. Putin hâlâ çok büyük bir ticari kazanç vaadiyle onu kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Üstelik Kremlin, Trump’ın canını Avrupa’daki Rus saldırı savaşından bin kat daha fazla yakan Körfez’deki savaşta Beyaz Saray’a arabuluculuk hizmeti sunuyor. Dolayısıyla, Ukraynalıları çok daha zor günler bekliyor.”
Kontrolsüz klan bir tek kendi çıkarlarını umursuyor
De Volkskrant, Trump’ın anlaşmalarının hep kendi klanının çıkarına olmasından yakınıyor:
“Jeopolitik sonuçlar finansal getirinin gerisinde kalıyor: Diplomasi kişisel çıkarların izinden gidiyor. ... ABD Başkanı’nın etrafında kümelenen kliğin çıkar çatışmaları ve kendi ceplerini doldurma çabaları, Trump’ın rejimine de damgasını vuruyor. Bu, otokrasilerin bir niteliğidir. ... ABD, Venezuela’dan Ukrayna’ya kadar her jeopolitik krizde kendi çıkarlarını ön plana koyan kontrolsüz bir klan tarafından yönetiliyor. Bu dış politikaya da ‘gerçekçi’ deniyor.”
Batı’nın sonu
Eski AB Komiseri Paolo Gentiloni, La Repubblica’da en kötü ihtimalden korktuğunu dile getiriyor:
“Donald Trump son on gün içinde Putin ile Rusya’dan dizel ihracatına yönelik bir anlaşma yaptı, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarında ateşkes istedi ve ABD Senatosu’nun kabul ettiği Moskova karşıtı yeni yaptırım paketini iptal etti. Çaresizce alınmış kararlar bunlar. Üstelik fiyat artışları Körfez’deki savaştan kaynaklandığı için de anlamsızlar. Ancak anlamsız olmaları, bu kararların vahametini azaltmıyor. Avrupalılar, kendisini saldırıya uğrayan ile saldırgan arasında ‘tarafsız’ ilan etmiş, ancak belli ki saldırganın yanında yer almaya karar vermiş bir ABD Başkanı ile karşı karşıya. Trump açıkça Putin’in yanında saf tutarsa, Batı’dan geriye ne kalır?”
ABD Başkanı fazlasıyla duygusal
Siyaset bilimci Abbas Galliamov, Facebook’ta Trump’ın tutumunun arkasında öznel nedenler olabileceğini öne sürüyor:
“Trump’ın kuşkusuz rasyonel gerekçeleri var. Özellikle de ara seçimlerden hemen önce akaryakıt fiyatlarını düşürmek istemesi. Ancak, Zelenskiy’ye saldırmak için sürekli yeni bir bahane bulma gayreti fazlasıyla duygusal görünüyor. ... Trump, Ukrayna’nın çıkarları aleyhine hareket ederek doğrusunu yaptığına kendini ikna etmek zorunda. Zelenskiy’nin eylemlerinin meşruiyetini kabul etmek, kendi kararlarını sorgulamak anlamına gelir. Onu yaşananların sorumluluğunu bizzat taşıyan kötü bir insan olarak göstermek çok daha kolay.”
Avrupalılar kararlılıklarını korumalı
Der Tagesspiegel’e göre Ukrayna, Washington’dan gelen baskıyı öylece görmezden gelemez:
“Ukrayna her ne kadar Washington’dan artık doğrudan mali yardım almasa da hava savunması, uydular ve istihbarat konusunda ABD’ye bağımlı kalmaya devam ediyor. Trump’ın son müdahalesinden önce bile Ukraynalıları, Rusya’nın topyekûn işgalinden bu yana en sert kış bekliyordu. Şimdi ise kış muhtemelen daha da zor geçecek. Dolayısıyla Avrupalılar kararlılıklarını korumalı, yani Ukrayna’yı desteklemeye devam etmeli ve Trump’a bu yolla barışın tesis edilemeyeceğini, aksine en iyi ihtimalle ardından iç savaşın patlak vereceği bir Ukrayna yenilgisinin ortaya çıkacağını açıkça anlatmalılar.”
Asıl sorun Avrupa’nın tereddütleri
The Sunday Times köşe yazarı Matthew Syed, Donald Trump’ın Vladimir Putin ile yaptığı anlaşmaya yönelik eleştirilere pek anlam veremiyor:
“Dizel anlaşmasının Trump için yalnızca dikkatleri İran’daki yıkıcı savaşından başka yöne çekmeye yaradığının farkındayım. Ukrayna’nın, adaletin ve egemenliğin onun hiç umurunda olmadığını da biliyorum. Ancak, Avrupa’nın Ukrayna’ya zafer için gereken desteği asla vermeyeceğine dair isabetli tespiti karşısında, donmuş bir cepheyle geçecek bir, iki ya da dört yılın daha ne anlamı var? Binlerce Ukraynalı ölecek (ve her gün Büyük Britanya’nın bütün Irak Savaşı boyunca kaybettiğinden daha fazla Rus askeri ölecek ki bu da Putin’in umurunda değil). Gelgelelim, sonunda kökten değişen hiçbir şey olmayacak.”