Vučić seçimi kaybetti: Sırbistan yeni bir yola mı giriyor?
Sırbistan’da ilk kez seçime giren taban örgütlenmesine dayalı Öğrenci Listesi net bir zafer kazandı. Oyların yüzde 53’ünü alan hareket artık parlamentoda salt çoğunluğa sahip olurken, eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić yenilgisini kabul etti. Avrupa medyası, seçimin galiplerini bekleyen zorlukları ve Belgrad’daki iktidar değişiminin dış politikadaki etkilerini tartışıyor.
Deneyim eksikliği kendini hissettirecek
Neatkarīgā, Sırbistan’ın şimdilik dış politikada tutarlı bir çizgisi izlemesini beklemiyor:
“Vučić hem Volodimir Zelenskiy hem de Vladimir Putin ile kişisel ilişkilerini sürdürdü ve iki taraf arasında ustalıkla manevralar yaptı. Yeni siyasi cephe ise şimdilik bu tür bağlantılardan ve deneyimden yoksun. ... Kentlerde yaşayan genç, eğitimli ve iyi gelirli insanlar Putin’e fazla sempati duymuyor. Ancak her Sırp, 1999’da Belgrad ve Novi Sad’daki köprülerin ve diğer binaların ABD ve NATO tarafından bombalandığını hâlâ hatırlıyor. ... Siyasetçiler bu konularda kararsız ve tedirginler; mümkün olduğunca çok insan tarafından beğenilmek için kendilerini nasıl ifade etmeleri gerektiğini bilmiyorlar.”
“Sırp Baharı” Balkanlar’da dengeleri değiştirebilir
Proto Thema, kazananları zorlu görevler bekliyor, diyor:
“‘Öğrenci Listesi’ Sırbistan’ı siyasi geçmişinden özgürleştirmeyi başarırsa, AB, NATO ve revizyonist güçlerle ilişkileri Balkanlar’da jeopolitik kartların sil baştan dağıtılmasını sağlayabilir. O zamana kadar iç düzeni, ekonomiyi ve altyapıyı etkili biçimde şekillendirebilecek durumda olup olmadığı ya da en azından refahın yeniden paylaşımı ve daha fazla toplumsal adalet için daha iyi koşullar talep edip edemeyeceği görülecek. Bu hedeflerden biri veya birkaçı gerçekleşirse, otoriter bir ‘siyasi kışın’ ardından ‘Sırp baharı’ iyice yaklaşabilir.”
Moskova ile ilişkiler soğuyacak ama kopmayacak
Gazeteci Dmitriy Kolezev, Echo’nun alıntıladığı bir Telegram paylaşımında iktidar değişiminin Rusya ile ilişkiler üzerindeki etkilerini değerlendiriyor:
“‘Öğrenci Listesi’nin önde gelen isimleri, hükümetlerinin açıkça Rusya karşıtı bir tutum almayacağını vurguluyor; örneğin Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmama konusunda resmi söz verdiler (sonuçta Sırp toplumunda Rusya’ya duyulan sempati büyük). Ancak anketlere göre, seçmenleri AB ile bütünleşme rotasına daha da güçlü destek veriyor. ... Kremlin bağları sürdürmek için kuşkusuz mümkün olan her şeyi yapacak olsa da, mevcut durumda bu kaçınılmaz olarak Moskova ile ilişkilerin soğuması anlamına gelecektir.”
Öğrenci Listesi birliğini ne kadar koruyabilir?
Avvenire, endişeyle Vučić karşıtı cephenin birbirinden çok farklı kesimleri bir araya getirdiğine dikkat çekiyor:
“Avrupa yanlıları olduğu gibi, Vučić’i sağdan eleştiren ve Kosova’yı ‘yok pahasına elden çıkarmakla’ suçlayan milliyetçiler de var. Rio Tinto’nun Sırbistan’da lityum çıkarma projesine karşı mücadele etmiş çevreciler var. ... Savaş suçlusu Ratko Mladić’e hayranlık duyanlar da var, Sırpların 1990’lı yıllarda işlediği vahşeti acıyla hatırlayanlar da. Nitekim muhalif gazete Danas da ‘farklı ideolojilerden insanlardan oluşan Öğrenci Listesi’nin daha ne kadar birlik içinde kalabileceğini’ sorguladı.”
Merkezi bir lider figürü olmayan hareketin zaferi
Naftemporiki, Sırp öğrencilerin meydanları protestocularla doldurmaktan çok daha fazlasını başardığını vurguluyor:
“Yurttaşları protestoların sonuç verebileceğine ikna ettiler. Bir trajedinin yol açtığı öfkeyi örgütlü siyasi eyleme, yaklaşık iki yıl sonra da parlamentoda çoğunluğa dönüştürdüler. Aleksandar Vučić’in yenilgisi, uzun yıllara dayanan bir tahakküm sisteminin en büyük avantajını, yani başka bir alternatifin olmadığı inancını yitirdiğinde nasıl çökebileceğini gösteriyor. ... Başka koşullarda zayıflık olarak görülebilecek merkezi bir lider figür eksikliği, bu kez koruyucu bir rol oynadı. İktidarın çatışmayı kişiselleştirme, rakibi tecrit etme ya da protestoları kişisel hırsların ürünü olarak gösterme imkânlarını kısıtladı.”
Kökten temizlik şart
Jutarnji list, şimdi Öğrenci Listesi’ni Sırbistan’daki yolsuzlukla hesaplaşmak gibi zorlu bir görevin beklediğini söylüyor:
“Öğrenciler artık hükümeti kurmaya ve Sırbistan’ın politikalarını belirlemeye yetecek büyüklükte bir çoğunluğa sahip. Ancak bu durumun mevcut siyaseti ne ölçüde değiştireceği henüz bilinmiyor. ... Asıl soru, Vučić’e borçlu olan tüm o hâkimlerin, polislerin, diplomatların ve iş insanlarının nasıl davranacağı. Sırbistan’ın her köşesine nüfuz etmiş yolsuzluk ve kayırmacılıkla mücadelede olduğu gibi ortalığı temizlemek için de demir bir süpürgeye ihtiyaç duyulacak. ... Vučić hapse girmekten korkmadığını söyledi, çünkü kendisinin ve yardakçılarının vukuatlı olduğunu biliyor. ... Ancak gerçekten hapis cezası almayı kabulleneceğine inanmak güç.”
Otoriterliğe ve kutuplaşmaya reddiye
SRF’ye göre tüm baskılara rağmen Sırbistan’da demokrasi hâlâ yaşıyor:
“Seçim zaferi, Vučić’in kışkırtma ve kutuplaşma üzerine kurulu olan ve giderek otoriterleşen siyasetine yönelik net bir reddiye. İktidarda kaldığı 14 yıl boyunca medyanın büyük bölümünü kontrolü altına aldı. Kontrolündeki medya kuruluşlarında siyasi rakipleri saldırgan bir şekilde karalandı. Kamu çalışanları hükümete oy vermeleri için baskı altına alındı. Gayriresmi tetikçiler olarak siyasi rakipleri korkutmaları için holiganlara paralar ödendi. Öğrenciler ise renkli ve yaratıcı kampanyalarıyla başka bir Sırbistan tasavvuru ortaya koydular: kurumların bağımsız çalıştığı, basın özgürlüğünün hüküm sürdüğü, yolsuzluğun olmadığı bir Sırbistan. Kısacası: demokratik bir Sırbistan.”
Belgrad için yeni bir şans
Financial Times, demokrasi için yeni bir umut doğurması açısından Güneydoğu Avrupa’daki seçim sonuçlarından memnun:
“Vučić’in yenilgisi, Orbán’ınkinden sonra Güneydoğu Avrupa’da etkileri ülke sınırlarının çok ötesinde hissedilecek bir başka siyasi deprem sayılır. Bu, yurttaşların gücünün seçim sistemini kararlı ve sistematik biçimde kendi lehine manipüle etmiş bir otokratı bile yenebileceğinin bir diğer örneği. ... Öğrenci Listesi’nin zaferi, Sırbistan’a demokratik denetim mekanizmalarını ve kuvvetler ayrılığını yeniden tesis etme, sekteye uğramış AB üyeliği sürecini yeniden canlandırma ve Kosova’da, Bosna’da ve yakın çevresinin geri kalanında daha yapıcı bir rol oynama fırsatı sunuyor.”
Avrupa’nın başarısı değil
Die Zeit, Avrupa hükümetlerinin tutumunu eleştiriyor:
“Yıllarca Aleksandar Vučić’i el üstünde tuttular. ... Sürekli öne sürdükleri argüman, bu adamın nihayetinde istikrarsızlığıyla nam salmış Balkanlar’da istikrar sağladığıydı. ... Avrupalı üst düzey siyasetçilerin Vučić Sırbistanı’na yönelik bu oportünist tutumunun nasıl sonuçlar doğurduğu son iki yılda görüldü. Kitlesel gösterilerde hiç AB bayrağı yoktu. ... Şöyle de denebilir: Sırbistan’da, bugünkü haliyle Avrupa Birliği’yle hiçbir alakası olmayan bir Avrupa hareketi galip geldi. Bu yüzden şimdi kimse çıkıp Sırbistan’daki seçimin Avrupa’nın zaferi olduğunu söylemesin.”
Seçmenler Putin’i dinlemedi
Népszabadság’a göre tıpkı Macar seçmenler gibi Sırp seçmenlerin de artık sabrı taşmıştı:
“Macaristan’da 12 Nisan’da yaşanan rejim değişikliği de bu sonuçta rol oynamış olabilir. Budapeşte, Belgrad’a yolu gösterdi. ... Bir rejim yalnızca iktidardaki seçkinlerin zenginleşmesiyle meşgul olursa, seçmenler bunun faturasını keser. Bu sonuç, Vladimir Putin için de hayli kötü bir haber. Dahası, Rusya Devlet Başkanı için bir başka darbe: Macaristan seçimleri öncesinde Orbán’ı desteklemişti, şimdi de Vučić’in partisini destekledi. Seçmenler iki durumda da onu dinlemedi.”