(© picture-alliance/dpa)

  Ortadoğu’da çatışma

  21 yorum

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Küresel Sumud Filosu’nun gözaltına alınan aktivistlerine yönelik tutumu nedeniyle pek çok ülkenin hükümeti tarafından eleştirildi. Kendi paylaştığı bir videoda, aşırı sağcı siyasetçi kelepçeli ve diz çökmüş aktivistlerin arasında alaycı bir tavırla İsrail bayrağı sallarken görünüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise yaşananlara mesafeli bir tutum aldı.

BM Güvenlik Konseyi, ABD Başkanı Trump’ın Gazze planını onayladı. Karar, diğer hususların yanı sıra ateşkesin istikrara kavuşturulması için uluslararası bir birlik gönderilmesini öngörüyor. Ayrıca, “Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkına ve devlet olmaya giden yoldan” da söz ediliyor. Medya, kararın bölgeye ne ölçüde barış getirebileceğini tartışıyor.

İsrail ve Hamas, birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Her iki taraf da saldırı ve ölümler yaşandığını bildirdi. İsrail ordusu pazar akşamı çatışmaları durduracağını açıklarken, yeni ihlal olması durumunda kararlılıkla karşılık vereceği uyarısında bulundu. Kimi yorumcular karamsarken, hafta sonu yaşanan çatışmaları iyiye işaret görenler de var.

İsrail hükümeti, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sonlandırmayı amaçlayan ABD planının ilk aşamasını onayladı. Terör örgütü Hamas, ABD Başkanı Trump’ın önerisini daha önce kabul etmişti. Anlaşma, tüm İsrailli rehineler ile yaklaşık 2.000 Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını ve İsrail ordusunun geri çekilmesini öngörüyor. Kimi yorumcular gelişmeye temkinli yaklaşırken, umutlu olanlar da var.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyinde gerçekleştirdiği büyük çaplı terör saldırısında yaklaşık 1.200 kişiyi öldürmüş, 250 kişiyi de rehin alıp Gazze Şeridi’ne götürmüştü. İsrail o tarihten bu yana, yoğun nüfuslu Filistin topraklarında Hamas’a karşı bir savaş yürütüyor. Medya, katliamın yıldönümü vesilesiyle Ortadoğu’daki durumu değerlendiriyor.

İsrail, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardım götürme amacıyla yola çıkan “Global Sumud Filosu”nu kıyıdan oldukça uzak bir noktada durdurarak 40 gemi ve tekneye el koydu. Gemilerde bulunan 462 kişiden 300’den fazlası halen İsrail’de gözaltında bulunuyor. Eylemi provokasyon olarak nitelendiren İsrail, aktivistleri kademeli olarak sınır dışı etmeye başladı.

ABD Başkanı Trump’ın Gazze savaşını bitirmeye yönelik 20 maddelik planı İsrail Başbakanı Netanyahu’dan kabul gördü. Ancak planın hazırlık sürecine dahil edilmeyen Hamas’tan henüz onay gelmedi. Plana göre, terör örgütünün elindeki tüm rehinelerin yanı sıra silahlarını da bırakması gerekiyor. Bunun karşılığında da İsrail ordusu bölgeden geri çekilecek. Medya, savaşın bu şekilde sona erip ermeyeceğini tartışıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, New York’taki BM konferansında Filistin’i devlet olarak tanıdıklarını ilan ederek, bunu barış yolunda atılması şart bir adım olarak nitelendirdi. Öncesinde Kanada, Büyük Britanya, Avustralya ve Portekiz de aynı kararı almış, onları Belçika, Malta ve Lüksemburg izlemişti. New York’taki buluşmanın gündeminde Gazze savaşının sona erdirilmesi ve iki devletli çözüm hedefi vardı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi bünyesinde görev yapan bir komisyon, düzenlediği raporda BM Soykırım Sözleşmesi’nde belirtilen beş kriterden dördünün karşılandığını öne sürdü: öldürme, ağır fiziksel ya da ruhsal zarar verme, yaşamı tehdit eden koşulların kasten oluşturulması ve doğumların önlenmesine yönelik tedbirler. Avrupa basınında rapora dair farklı tepkiler var.

İsrail ordusu, Gazze şehrine kara harekâtı başlattı. Bir ordu sözcüsü, hedeflerinin bu bölgedeki Hamas güçlerini etkisiz hale getirmek olduğunu söyledi. Yüz binlerce sivil şehirden kaçmaya çalışırken, Avrupa Birliği “şiddet, yıkım ve acı döngüsüne” son verilmesini istedi. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise, Gazze savaşının diplomatik yollarla sona erdirilebileceğinden duyduğu şüpheyi dile getirdi.

İsrail ordusu, salı günü Katar’ın başkenti Doha’da bir binaya saldırı düzenleyerek çok sayıda insanı öldürdü. Kendi açıklamalarına göre hedef, radikal İslamcı Hamas’ın Katar’da bulunan ve İsrail’in 7 Ekim 2023’teki katliamdan doğrudan sorumlu tuttuğu lider kadrosuydu. Katar Dışişleri Bakanlığı, uluslararası hukukun “açık ihlali” olarak nitelendirdiği saldırıyı kınadı. Avrupa basını gelişmeyi değerlendiriyor.

İsrail ile Avrupa arasındaki gerilim büyüyor: İlk kez bir Avrupa Komisyonu üyesinin, Teresa Ribera’nın İsrail’in yaptıklarını “Gazze’de soykırım” şeklinde nitelendirmesiyle bugüne kadar kullanılan dilden büyük bir kopuş sergilendi. İspanyol siyasetçi, Paris’te yaptığı bir konuşmada Avrupa’nın bu meselede ortak hareket edememesinin doğurduğu “başarısızlığın” iyice gözler önüne serildiğini söyledi. Belçika hükümeti de bu hafta İsrail’e tek taraflı yaptırım uygulama kararı aldı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Han Yunus’ta bulunanan bir hastaneye düzenlediği saldırıda, gelen haberlere göre aralarında beş yerel gazetecinin de olduğu 20 kişi öldü. Reuters, AP ve Al Jazeera kurumları kendi çalışanlarının ölümünü doğrularken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu “trajik bir talihsizlik” olarak nitelendirdiği olayın soruşturulacağını açıkladı. Peki Gazze’de hayatını tehlikeye atmadan gazetecilik yapmak mümkün mü?

İsrail’de planlama komitesi, Batı Şeria’da oldukça hassas bir bölgede Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi projesini onayladı. Bu gerçekleşirse, Batı Şeria ikiye bölünmüş olacak. Öte yandan, İsrail ordusu Gazze şehrine doğru ilerleyişini de sürdürüyor. Kıtlık İnceleme Komitesi IPC, bölgede uluslararası kabul görmüş kriterlere göre kıtlık yaşandığını açıkladı. Medya, İsrail’in tutumunu ve diğer ülkelerin tepkilerini irdeliyor.

Hafta sonu İsrail’de yüz binlerce kişi, rehinelerin serbest bırakılması için Hamas ile anlaşma yapılmasını talep ederek Gazze Şeridi’nde askeri operasyonların genişletilmesine karşı protestolar düzenledi. Protestocular ülkedeki önemli cadde ve kavşakları trafiğe kapatırken, ülke genelinde de pek çok kişi rehinelerin ailelerinin çağrısıyla yapılan greve katıldı. Avrupa basını da protestoları yakından takip ediyor.

İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze Şeridi'nin kontrolünü sağlamak amacıyla askeri operasyonun kapsamını genişletmeyi onaylarken, Başbakan Binyamin Netanyahu amacın Gazze’yi işgal etmek olmadığını belirtti. Plan, bölgenin silahsızlandırılmasını ve İsrail’e bağlı olmayan bir sivil yönetim altına alınmasını içeriyor. Avrupalı yorumcuların karara yönelik çeşitli açılardan eleştirileri mevcut.

İsrail medyasında çıkan haberlere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu genişletmeyi ve bölgenin tamamını işgal etmeyi planlıyor. Avrupa basını, bu gelişmenin yanı sıra aralarında Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün gibi nüfuzlu Arap devletlerinin de bulunduğu bazı ülkelerin imzaladığı ve Hamas’ın silahsızlandırılarak iktidardan uzaklaştırılmasını talep eden bildiriyi tartışıyor.

Gazze’de yaşananlar karşısında giderek daha fazla ülke Filistin’in tanımaktan yana görüş bildiriyor. Fransa ve Büyük Britanya’nın ardından Kanada, G7 ülkeleri arasında bu adımı atabileceğini belirten üçüncü ülke oldu. Basın bu girişimlerin etkisini tartışırken, Filistin’in gerçek bir devlet kimliğine kavuşabilmesi için gereken koşulları da mercek altına alıyor.

Gazze Şeridi’ndeki insani durum felaket boyutlarına varınca, AB İsrail’e yaptırım uygulamayı gündemine aldı. Ancak gelen haberlere göre, en başta da Almanya ve İtalya buna engel çıkarıyor. ABD Başkanı Trump ise İsrail’den, abluka altındaki bölgeye daha fazla gıda yardımının girişine izin vermesini istedi. Medya, yaşanan açlık krizinde İsrail’in yanı sıra Batı’nın da sorumluluk payını tartışıyor.

Büyük Britanya, eylül ayı sonunda BM Genel Kurulu'nda Filistin'i devlet olarak tanıyacağını ilan etti. Birkaç gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da benzer bir açıklama yapmıştı. Ancak Başbakan Keir Starmer, bunun İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki durumu iyileştirmek için önemli adımlar atmaması halinde gerçekleşeceğini söyledi. Peki medya bu girişimi nasıl değerlendiriyor?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi’nde açlık krizi uyarısında bulundu. Yardım sevkıyatlarının ulaşmaması bir yana, gıda dağıtımı esnasında yaşanan şiddet ve kaosun ölümleri giderek artırdığı belirtildi. Bu durum, pazartesi günü 30 ülkenin yayınladığı ve İsrail’den savaşı derhal sona erdirmesi istenen çağrıda da sert biçimde eleştirilmişti. Yorumcular, hal böyleyken İsrail’e çağrıda bulunmaktan fazlasına ihtiyaç olup olmadığını tartışıyor.