Macaristan’da 12 Nisan’daki parlamento seçimleri öncesinde seçim kampanyası giderek hararetleniyor: Muhalefet lideri Péter Magyar, Başbakan Viktor Orbán’ı yalnızca “kışkırtma” ve “tehdit” dilinden anlamakla suçlarken, Orbán da Magyar’ın muhafazakâr partisi Tisza’yı “dış güçlerin ürünü” şeklinde nitelendirdi. Ancak “sizin başarınız bizim başarımızdır” sözleriyle ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açık desteğini alan Başbakan olmuştu.
ABD’de sosyal medya şirketlerinin platformlarını kasten bağımlılık yapacak şekilde tasarlayıp tasarlamadığını inceleyen bir dava sürüyor. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Los Angeles’ta görülen davada kendi platformlarının yaş kontrolünde bazı eksiklikler olduğunu kabul etse de, güzellik filtrelerinin yasaklanması gibi kısıtlamalara karşı çıktı.
İspanya’da Pedro Sánchez hükümeti, aralık ayında Avustralya’da yürürlüğe giren uygulama gibi, 16 yaşın altındaki çocuklar ve gençler için sosyal medya yasağı getirilmesi hususunda bastırıyor. Benzer yasa girişimleri halihazırda Fransa, Büyük Britanya, Romanya ve Türkiye’de de gündemde. Tüm bu gelişmeler Avrupa basınına bolca tartışma malzemesi sunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ocak ayında kurulan Barış Kurulu, Gazze meselesini görüşmek üzere perşembe günü Washington’da toplanacak. Trump, üyelerin savaşın harap ettiği bölgeye yeniden inşa için yaklaşık 4,2 milyar avro ve binlerce güvenlik gücü göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Şimdiye değin 26 devletin üye olduğu kurula gözlemci olarak katılmak isteyen ülkeler de var.
Çekya Başbakanı Andrej Babiš ve Meclis Başkanı Tomio Okamura muhtemelen cezai kovuşturmaya tabi tutulmayacak. Prag’daki yetkili Dokunulmazlık Komisyonu bu yönde görüş bildirdi. Temsilciler Meclisi’ndeki hükümet çoğunluğunun, mart ayında yapılacak oylamada iki üst düzey siyasetçinin dokunulmazlığını onaylaması bekleniyor.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı’nda büyük ilgi gören bir konuşma yaptı. Avrupa’nın kendi değerlerini koruması, özgürlüğünü aktif bir şekilde savunması ve güçlü yanlarını geliştirmesi gerektiğini söyleyen Merz, “zihnimizdeki şalteri tersine çeviriyoruz” dedi ve ABD’ye “aşırı bağımlılıktan” kurtulacak “egemen bir Avrupa” tablosu çizdi. Merz’in bu konseptini analiz eden Avrupa medyası, bazı çekinceleri de dile getiriyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasının ardından Slovakya Başbakanı Robert Fico ve Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ı ziyaret etti. Orbán, Macaristan-ABD ilişkilerinde “altın çağ” yaşandığını ifade ederken, Rubio da yaklaşan seçimler için “sizin başarınız bizim başarımızdır” diyerek ABD hükümetinin açık desteğini gösterdi.
Rus telekomünikasyon denetleme kurumu Roskomnadzor, Telegram mesajlaşma uygulamasının veri akışını yavaşlatarak hizmetin kullanımını iyice kısıtladı. Böylece, ülkedeki en önemli iletişim platformu ciddi şekilde aksamış oldu. Uygulamayı cephede koordinasyon için de kullanan Rus askerlerinden daraltmaya tepki deldi. Peki bu kararın arkasında hangi nedenler yatıyor olabilir?
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre daha önce kızamığı yenmiş sayılan İspanya, Büyük Britanya ve Avusturya’nın da aralarında bulunduğu bazı Avrupa ülkeleri, geçen yıl yaşanan büyük salgınların ardından “kızamıktan arınmış ülke” statülerini kaybetti. DSÖ ve UNICEF, virüsün yayılmasının önlenmesi için yüzde 95’lik aşılama oranı gerektiğine dikkat çekiyor. Bu vesileyle farklı ülkelerden yorumcular, aşı uygulamalarını ve aşı şüpheciliğini mercek altına alıyor.
Bu yılki Münih Güvenlik Konferansı’na Transatlantik ilişkilerdeki gerilimler damga vurdu: Trump döneminde Avrupa, NATO’daki ortağı ABD’ye ne kadar güvenebilir? ABD hâlâ müttefik sayılır mı, yoksa artık bir hasım mı? Kıta kendi güvenliğini kendisi sağlayabilir mi? Hal böyleyken, tüm dikkatler ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konuşmasına çevriliydi.
ABD hükümeti, sera gazı kaynaklı tehlikelere dair 2009 tarihli resmi kararı yürürlükten kaldırdı. Neredeyse tüm iklim koruma düzenlemelerinin dayanağı olan bu kararın iptaliyle, örneğin daha yüksek emisyon değerlerine sahip otomobiller yeniden üretilebilecek. Trump bunu ABD tarihindeki “en büyük deregülasyon hamlesi” olarak nitelendirdi.
Almanya, İsveç, Fransa, Hollanda ve Büyük Britanya’da gerçekleştirilen laboratuvar incelemeleri, Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın iki yıl önce hapishanede Epibatidin zehri ile öldürüldüğünü ortaya koydu. Elde edilen bu bulguya şaşırmayan yorumcular, bunların yayınlanmasının sonuçları olacağı görüşünde.











