BM Güvenlik Konseyi: Almanya seçilemedi
Almanya, 2027 ve 2028 yılları için BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeliği koltuğuna yaptığı başvuruda başarısız oldu. Buna karşın Genel Kurul’da yapılan gizli oylamada, Portekiz 134 ve Avusturya 131 oyla gerekli olan üçte iki çoğunluğu sağladı. Almanya’nın genellikle her sekiz yılda bir sunduğu başvurusunu ise yalnızca 104 devlet destekledi. Medya çıkan sonucun olası nedenlerini analiz ediyor.
Berlin'in İsrail tutumu hoş karşılanmıyor
Aargauer Zeitung’a göre Almanya, Gazze Savaşı’ndan bu yana uluslararası arenada imaj sorunu yaşıyor:
“BM’nin en büyük finansörlerinden biri olan Federal Cumhuriyet, şimdiye dek Güvenlik Konseyi seçimlerini hep kazanmıştı. Ama bu kez Berlin’i sınıfta bırakanlar, aslen ‘Küresel Güney’ adıyla bilinen dünya bölgeleri oldu: Alman hükümetinin İsrail’in Gazze’deki savaşı yürütme biçimini nispeten temkinli bir şekilde eleştirmesi, pek çok gelişmekte olan ülkeyi gücendirdi. Buna karşılık Portekiz İsrail’e yönelik eleştirel tutumu, Avusturya ise tarafsızlığı ile öne çıkmayı bildi. Başarısızlıkla sonuçlanan bu seçim süreci, Almanya için her halükârda bir prestij kaybı anlamına geliyor.”
Büyük finansör ama ağırlığı yok
Handelsblatt, Almanya’nın dünyada herkesin büyük güven duyduğu ülke imajının sarsıldığı görüşünde:
“Her fırsatta dünyanın geri kalanına liberal Batı demokrasilerinin alternatifsizliği dersleri veren Almanya’nın kendisi şimdi Güvenlik Konseyi’nde istenmiyor - yani BM Şartı’na göre barış ve uluslararası güvenliği sağlaması gereken kurumda. Yaşadığı bu hezimet, Almanya’nın uluslararası arenadaki özgüveninin abartılı olduğunu gözler önüne seriyor. Konsey’deki koltuk için yapılan başvuru, birçok uzmanın da önceden belirttiği üzere en baştan başarısızlığa mahkûmdu. ... Acı gerçek şu ki: Neredeyse her yerde en büyük finansörler arasında yer almamıza rağmen, Almanya’nın dünyadaki sesi pek çoklarının kabullenmek istediğinden daha az bir ağırlığa sahip.”
Böyle bir BM'de kaybetmek utanılacak şey değil
Die Welt, Almanya’nın yenilgisini pek umursamıyor:
“Birleşmiş Milletler uzun süredir itibarını yitirmiş durumda. Örgüt, Batı karşıtı, İsrail karşıtı ve demokrasi karşıtı tutumların sıklıkla çoğunluk bulabildiği bir yapıya dönüştü. Artık tarafsız bir barış arabulucusu değiller. ... Alman hükümetinin yenilgiye öfke yerine soğukkanlılıkla tepki vermesi bir zayıflık değil, akılcılık göstergesi. Böylesi bir Birleşmiş Milletler ortamında oylamayı kaybetmek utanılacak bir şey değil. Kuşkusuz, Birleşmiş Milletler’in uzun süredir içinde bulunduğu yapısal dengesizlik hakkında açıkça konuşmanın ve buna çözüm aramanın da zamanı geldi.”
Avusturya hakkıyla kazandı
Salzburger Nachrichten, Viyana’nın uzun yıllardır sürdürdüğü diplomatik çabalarına saygı duyuyor:
“Pek çok işaret, bunun Almanya’ya karşı değil, Avusturya lehine verilmiş bir oy olduğunu gösteriyor. ... Avusturya bunu hak ederek kazandı. Üstelik sadece Dışişleri Bakanlığı ve Avusturya temsilcilikleri adaylığa 15 yıl yani farklı hükümetler ve dışişleri bakanları boyunca tutarlı bir şekilde emek verdiği için değil. ... Avusturya, adaylığı sırasında mümkün olduğunca çok sayıda ve özellikle de küçük devlete, Güvenlik Konseyi’nde onların çıkarlarını daha iyi temsil edebileceği hissini vermeye çalıştı. Görünen o ki, bunda başarılı da oldu.”
Yeni bir hakikatin yansıması
Diena, Almanya’nın seçimi kaybetmesini küresel bir kırılma hattıyla açıklıyor:
“Belirleyici olan, büyük jeopolitik blokların çatışmasından ve Batı tahakkümünden kaynaklanan yorgunluktu ve bunun tezahürleri de Batılı olmayan ülkeleri tanımlayan ‘küresel çoğunluk’ için giderek daha kabul edilemez hâle geliyor. Almanya bu kesimlerce dış politikası bu gündemle ayrılmaz şekilde bağlantılı olan bir ülke olarak algılanıyor. Dolayısıyla bu oylama, yeni bir hakikati perçinliyor. BM Genel Kurulu, ‘küresel çoğunluğun’ Batı politikalarından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdiği bir platforma dönüşüyor ve Berlin’in hırsları mevcut vakada görüldüğü üzere bu memnuniyetsizliğe tosluyor.”