AB üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezleri kurmak istiyor
Avrupa Birliği, AB üyesi olmayan ülkelerde geri gönderme merkezleri kurmayı planlıyor. Avrupa Parlamentosu temsilcileri ve üye ülkelerin hükümetleri bu konuda uzlaşmaya vardı. Ancak merkezlerin nerelerde kurulabileceği henüz belirsiz. Söz konusu adım, 12 Haziran’da tamamen yürürlüğe girecek olan AB iltica reformunun bir tamamlayıcısı niteliğinde. Basında ise büyük ölçüde eleştirel tepkiler var.
Adaletsizlik ve keyfilik riski
Le Soir uyarıyor:
“Kulağa hoş gelen bir tabir olan ‘geri gönderme merkezleri’, ille de bir suç işlememiş olsalar da sınır dışı edilenlerin kapatıldığı hapishaneleri gizleyen birer kılıf aslında. ... Gözlerden uzak, denetimsiz, anavatanlarıyla hiçbir bağları bulunmadan ve tamamen belirsiz, hatta umutsuz itiraz yollarıyla unutulup gitmeyecekleri nasıl garanti edilecek? Son derece gerçek bir adaletsizlik ve keyfilik riski söz konusu. Tüm bunlar muhtemelen çok sınırlı sonuçlar uğruna yapılıyor. Hedef, bugün zayıf kalan geri gönderme politikasının etkinliğini artırmak. Ancak tüm uzmanlar, bu başarının ancak menşe ülkelerle yürütülecek -şu an mevcut olmayan- gerçek bir işbirliği sayesinde mümkün olacağında hemfikir.”
Daha da sağa kayıldı
Delo’ya göre AB’nin sığınma politikası giderek sağcılaşıyor:
“Gelecekte, süreçteki insanların haklarından ziyade geri gönderme politikasının etkinliğine daha fazla dikkat edilecek. Ayrıca bu kişiler daha uzun süre gözaltına alınabilecek. Reddedilen sığınmacıların uzak üçüncü ülkelerdeki merkezlere sınır dışı edilmesine ilişkin yasal bir zemin oluşturulması, her halükârda Avrupa siyasetinde köklü bir değişime işaret ediyor. Göç konularında bir zamanlar Avrupa sağının daha sert kanadı tarafından savunulan görüşler, artık siyasi ana akımın parçası haline geldi. ”
Umut kırıcı bir durum
Göçle mücadelede belli ki artık hiçbir tabu kalmamış, diyor Frankfurter Rundschau öfkeyle:
“Afganistan’daki insanlık dışı Taliban ile işbirliği mi? Yapılması gereken bu. Libya gibi rejimlere itibar kazandırmak mı? Yeter ki sığınmacılarımızı alsınlar. Çocukların ve ailelerin korunması mı? O kadar da önemli değil. İnsanları hiçbir bağları olmayan ülkelerde alıkoymak mı? Hiçbir suç işlememiş insanları hapsetmek mi? Başka yolu yok. Ve son olarak: Aşırı sağcı AfD ile işbirliği mi? Birlik partileri (CDU/CSU) açısından belli ki artık bu da sorun değil. AB organlarının aldıkları kararlardan anlaşılan bunlar. İnsan haklarından ve hukukun üstünlüğünden yana olanlar için umut kırıcı bir durum.”