Rubio'dan NATO'lu ortaklara eleştiri: İttifak dağılıyor mu?
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran savaşında Amerika Birleşik Devletleri’nin hava sahasını kullanmasını yasaklayan İspanya hükümetini eleştirdi. Verdiği bir mülakatta, NATO’nun “tek yönlü bir yol” olmaması gerektiğini söyleyerek ittifakın gözden geçirileceğini duyurdu. İtalya da kısa süre önce Amerikan savaş uçaklarının Sicilya’ya inmesine izin vermemişti. Avrupa basını, transatlantik ittifakın ciddi bir tehlike altında olduğu görüşünde.
Sánchez dağılma riskini göze alıyor
Süddeutsche Zeitung Madrid muhabiri Patrick Illinger, İspanya Başbakanı’nın bu kararıyla iç politikada puan toplasa da tehlikeli bir yola girdiğini söylüyor:
“Anketlerde geride gözüken Başbakan şundan emin [olabilir]: Amerikan bombardıman uçaklarının İspanya üzerinden uçmasını yasaklamak, savaşın gidişatını etkilemekten çok kendisine daha fazla destek sağlayacak. ... Ancak Sánchez’in yöntemine yönelik onca duygusal onaya rağmen senaryoların en kötüsü, NATO’nun dağılması olur. Trump sonsuza değin iktidarda kalmayacak, kendi ülkesinde gördüğü destek düşüyor. Dolayısıyla Avrupa’nın politikasında temel gaye, ittifakın Trump’ın görev süresini sağ salim atlatmasını sağlamak olmalı. Bu sürecin net bir duruşla mı (Sánchez) yoksa manevralarla mı (Merz) daha iyi işleyeceğini ise en geç üç yıl içinde göreceğiz.”
İtalya önemli bir mesafe koydu
Corriere della Sera ise Roma’nın Ortadoğu’ya gidecek ABD uçaklarının Sicilya’da mola vermesine izin vermeme kararını övüyor:
“Hükümet sarayından yapılan açıklama ve Savunma Bakanı Guido Crosetto’nun alenen aldığı tavır önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor. ... Hükümet her ne kadar ABD’li müttefikiyle ilişkilerinin sağlam olduğunu ve ‘koşulsuz ve sadık bir işbirliğine dayandığını’ teyit etmeye çalışsa da, İspanya’nın benzer yöndeki kararının ve Fransa’nın İsrail istikametli uçakların kendi topraklarına girmesini reddeden tutumunun ardından İtalya, ağır bir uluslararası kriz döneminde önemli ve gerekli bir mesafe koyduğunu göstermiş oldu.”
Durudurulamaz bir kendi kendini yok etme süreci
Večernji list, NATO’ya verilen zararın esasen tek bir kişiden kaynaklandığından emin:
“Trump’ın İran’a karşı savaşı nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, hatta ister yarın mümkün olan en iyi şekilde sona ersin (ki bu pek muhtemel değil), ittifakın en büyük ve en güçlü ülkesinin başkanının diğer ülkeleri ‘korkaklar’ olarak nitelemesi yüzünden NATO yeni bir darbe daha aldı. ... Trump’ın bugün yinelediği tüm hata ve yalanlar geçmişte de bir şekilde mevcuttu, ancak NATO’nun bu yanlış ve yalanlar üzerine kurulu kendi kendini yok etme politikası gerçekten emsalsiz. ... NATO’yu Trump’ın böylesi bir adanmışlık ve ısrarla indirdiği darbelerden kurtarabilecek birileri var mı?”
Avrupa açısından bir tehdit
Siyaset bilimci Gintas Karalius, LRT’de endişeyle şöyle yazıyor:
“ABD’nin Avrupa karşısındaki ulusal çıkarlarını yeniden tanımlaması ve uluslararası ilişkilerinde işlem odaklı bir ‘anlaşma politikası’ oturtmasıyla birlikte, daha küçük devletler açısından güvenlik durumu bariz bir şekilde kötüleşti. Avrupa her ne kadar vazgeçilmez olsa da, yalnızca vaziyete göre faydalanılabilecek bir ortağa döndü. Böylelikle ABD’nin kaynakları öncelikle ittifaklar ve çok taraflı antlaşmalarla değil, giderek daha fazla ikili ve çoğunlukla da ticari nitelikli anlaşmalarla belirlenir oldu. Güvenilir sözleşmelere ve prosedürler ile kurallara dayalı politikalara alışkın günümüz Avrupası için bu, maliyetli ve potansiyel olarak tehdit taşıyan bir gelişme.”
Trump Körfez’de daha çok müttefik buluyor
Radio Kommersant FM, ABD’nin yeni ittifaklar kuracağına inanıyor:
“Hoşgörülü Avrupa’nın aksine, Washington’ın Arap müttefikleri adeta Beyaz Saray’dan İran meselesini kesin ve geri dönülmez biçimde çözmesini istiyor. ... Bu ülkeler savaşa girmek için acele etmeseler de ellerinden geldiğince mali destek sağlamaya hazır görünüyorlar. Dahası: Körfez monarşileri üslerini kullanıma açarken neredeyse her gün İslam Cumhuriyeti’nin ateşi altında kalıyorlar. ... Görünen o ki bürokrasiye batmış bugünkü NATO, yerini bambaşka üyeleri olan yeni bir ittifaka, bir ‘Ortadoğu NATO’suna’ bırakacak.”