Yapay zekâ silah oluyor: "Teknofaşizm" çağına mı giriyoruz?
X sosyal medya platformunda, ABD’li teknoloji şirketi Palantir’in patronu Alex Karp’ın büyük ilgi çeken bir manifestosunu yayınlandı. Manifestoda, yapay zekâ silahlarının geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğu ve bu yüzden de yapay zekâ caydırıcılığında ABD’nin üstünlüğünün güvenceye alınması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, farklı kültürlerin farklı “başarı karneleri” olduğu üzerine de tartışılması gerektiği belirtiliyor. Manifestoyu eleştirenler ise Karp’ı “teknofaşizm” ile suçluyor.
Bu silahlanma yarışını önlemek gerek
Die Welt, bunun kontrol edilemez bir üstünlük yarışına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor:
“Kimin nerede nükleer silah geliştirdiğini tespit etmek nispeten kolaydı ama yine de bu silahların yayılmaları engellenemedi. ... Yapay zekâ silahlarında ise bu tür mekanizmalar tamamen eksik. Herkes Palantir’in ‘yeter ki önce biz geliştirelim’ mottosuyla hareket ederse, kazananın ne kadar üstün olduğu iddia edilirse edilsin herhangi bir kültür değil, hedefleri ne ‘bizim’ ideallerimizle ne de rakiplerimizinkilerle örtüşmek zorunda olan yapay zekânın kendisi olacağı bir silahlanma yarışı yaşanır. Tüm ideolojik ve ulusal sınırların ötesinde, bu silahlanma yarışının nasıl önlenebileceği üzerine düşünmenin vakti geldi.”
Yeni bir çağ başladı
Yeni Şafak'a göre yapay zekânın askeri alandaki fırsat ve tehlikelerine yönelik tartışmaları tüm ülkeler yürütmeli:
“Sert gücün dönüştüğü ve yazılıma kaydığını vurgulayan manifestonun en kritik cümlesi ise atom çağının kapandığı ve yapay zekânın merkezde olduğu bir caydırıcılık çağının başladığıdır. Esas mesele ise bu çağa ayak uydurmak ve her alanda üstünlüğü devam ettirebilmektir. ... Fakat ABD açısından bir tür iç muhasebeye dönüşen bu tartışmanın hemen her ülke sathında yapılması da elzem. ABD açısından vatani görev olarak yorumlanan bu tutum, dışarıdan bir distopya olarak görülebilir belki ama her ülke kendi perspektifinden baktığında, ortaya bambaşka bir tablonun çıkması kuvvetle muhtemel.”