Berlin saldırısının ardından: Ne düşünmeli, ne yapmalı?
Berlin’de düzenlenen Christopher Street Day [Onur Yürüyüşü], cumartesi akşamki saldırı nedeniyle vaktinden önce sonlandırıldı. Bir kamyonet sürücüsü, festivalin yakınlarında kalabalığın arasına daldı ve ardından kesici bir aletle yoldan geçenlere saldırdı. Bir kadın hayatını kaybetti, 29 kişi yaralandı. İslamcı olmasıyla bilinen 21 yaşındaki şüpheli, pazar günü bir polis operasyonunda vurularak öldürüldü.
Bizi korkutmalarına ve bölmelerine izin vermeyelim
El País, şiddete direnme çağrısında bulunuyor:
“İslamcı saik doğrulanırsa, bu şiddet yanlısı ideolojiden kaynaklanan tehlikenin 21. yüzyılın ilk yirmi yılındaki kitlesel saldırılardan sonra da -Madrid’den Paris’e uzanan- ortadan kalkmadığı kanıtlanmış olur. ... Son zamanlarda, Suriye ve Irak’ta ‘İslam Devleti’nin zayıflamasıyla tehdit de değişmişti. Bugün artık büyük çaplı ölümler ve yıkım hedefleyen karmaşık komplolar yok, failler kendi başlarına hareket ediyor. ... İfade ve toplanma özgürlüğü ile hak eşitliğini yok etmek istiyorlar. ... Buna verilecek tek yanıt, bizi korkutmalarına ve bölmelerine izin vermemektir. Çünkü bu onların en büyük zaferi -demokrasinin ise yenilgisi- olur.”
Tehlikenin adı konmalı
Neue Zürcher Zeitung beylik laflardan usanmış gözüküyor:
“İslamcı dernekler bu tür eylemlerden sonra şiddeti ancak cılız bir sesle kınıyorlar. ... Cinsel azınlıklara yönelik hoşgörü çağrısında bulunmaya ise hiç niyetleri yok. ... Ancak örgütlü İslam’ın yanı sıra Alman solu da artık sadece eylemleri kınamakla kalmayıp faillerin adını koymak gerektiğini anlamalı. Eşcinsel çevrelerinde, özgürlüklerini ve hayatlarını kimin tehdit ettiği kapalı kapılar ardında zaten biliniyor. Yalnızca resmi LGBT dernekleri hâlâ en büyük sorun AfD’nin yükselişiymiş gibi davranıyor. ... Almanlar artık farkında: Hızlı çözüm, hele de mutlak güvenlik diye bir şey yok. Siyasetçiler artık beylik lafları bir kenara bırakıp kararlılıkla harekete geçmeliler.”
Kamusal alanda mutlak güvenlik imkânsız
Die Zeit şöyle yazıyor:
“Christopher Street Day gibi tüm şehre yayılan, coşkulu bir kutlama asla tamamen korunamaz; aksi takdirde bu şenlik değil, yüksek güvenlikli bir bölge olur. Berlin Tiergarten’da olduğu gibi katiller bir aracı silaha dönüştürüp ellerinde palayla kutlama yapan, eğlenen insanlara saldırdığında, bir sokak şenliği önlenmesi çok ama çok zor olan bir sokak terörü biçimine dönüşür. Charlie Hebdo yazı işlerine, Paris’teki Bataclan gece kulübüne ve Nice’te sahil şeridinde yürüyen yayalara yönelik saldırıların ardından Fransızların kanıtladığı gibi, belirli ölçüde bir kırılganlıkla yaşamak zorundayız.”
İslamcılara karşı sergilenen saflığın bedeli ağır
Novinky.cz’nin analizi şöyle:
“İslam’ı yasaklamak hata olur, çünkü bizden demokrasinin bir parçası -din özgürlüğü- çalınır. Ancak sistemimizi yıkmak isteyen İslamcı köktencilik ve bununla bağlantılı terörizm hoş görülemez ve bunlarla kararlılıkla mücadele edilmeli. ... Müslüman radikaller kendi yaşam tarzlarını başkalarına dayatmaya çalışıyorlar. ... Bu olay aynı zamanda bizim saflığımızı da gösteriyor. İslamcı radikallerle bağlantısı kanıtlanmış hükümlüler serbest bırakılmamalı. Genç köktencilerin radikalleşmesini terapi koltuğunda önlemeye çalışmak kaynak israfı. İnançlarından ve kanaatlerinden vazgeçmezler ve bunları internette ya da camilerde radikal vaazlar dinleyerek daha da güçlendirebilirler.”
Şaşıracak bir şey yok
The Spectator köşe yazarı Jonathan Sacerdoti, Berlin’deki saldırının Avrupa’da radikal İslam’ın yarattığı tehdide uzun süredir dikkat çekenleri haklı çıkardığını düşünüyor:
“Bazılarımız yıllardır bu tür saldırılara karşı uyarılarda bulunuyor. İslamcı teröristler çok farklı etnik gruplardan gelmelerine rağmen sıklıkla ‘ırkçı’ denilerek kestirip atılıyoruz. Müslüman olmayanları bölmek ve öldürmek isteyenlere karşı direnişte diğer özgürlük savunucularıyla bir araya gelen, çoğunlukla son derece açık fikirli insanlar olmamıza rağmen ‘ayrıştırıcılık’ karalamasına maruz bırakılıyoruz. Kimi zaman ise ısrarlı uyarılarımızı destekleyen sayısız örnek gösterebilsek de ‘panik yaratmakla’ itham ediliyoruz.”
AfD’ye adrese teslim pas
Das Handelsblatt malum partinin yeniden ivme kazanmasından endişe ediyor:
“AfD’nin işine yarayan tam üç durum var. Polise göre zanlı İslamcı çevreden. ... İkincisi, şüphelinin kısa süre önce gençlik cezaevinden tahliye edildiği söyleniyor. Bu da AfD’nin yıllardır eleştirdiği devletin zafiyetinden kaynaklanıyor. Ve üçüncüsü, saldırıdan sonraki saatlerde AfD’nin yasaklanması çağrıları yayılmaya başladı. Ancak failin anlaşıldığı kadarıyla aşırı sağcı değil de İslamcı çevreden gelmesi, AfD’nin ebedi mağdur anlatısını güçlendiriyor. ... Belli ki AfD’nin şu anda hiç çaba sarf etmesine gerek yok. ... Fırsatlar adrese teslim geliyor.”