AB genişlemesi yeni bir ivme mi kazanıyor?
AB’nin Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerine başlamasının önü açıldı. Bu gelişme, Budapeşte’deki yeni hükümetin Macaristan’ın yıllardır sürdürdüğü vetosunu çekmesiyle mümkün oldu. Almanya Şansölyesi Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Karadağ’daki bir zirvede dile getirdiği üzere, Batı Balkan ülkeleriyle yürütülen müzakerelere de ivme kazandırılması amaçlanıyor. Avrupa basınına göre süreç çetin geçecek gözüküyor.
Silahlanma konusunda önemli bir destek
La Stampa köşe yazarı Bill Emmott, Ukrayna’nın AB için bir kazanç olduğunu söylüyor:
“Avrupa’ya savunma ve güvenlik merceğinden bakıldığında, şundan daha bariz bir gerçek yok: Ukrayna’nın Avrupa’ya ne kadar ihtiyacı varsa, Avrupa’nın da Ukrayna’ya o kadar var. Kendini Rusya’dan gelen insansız hava aracı veya füzelere, terörist gruplara ya da her kime karşı olursa olsun savunmayı öğrenmek isteyen herkes, yüzünü Kiev’e dönmesi gerektiğini biliyor. Silah üretiminin hızla nasıl artırılabileceğini ve düşük maliyetli İHA’lar ile yapay zekâ çağı için nasıl modernize edilebileceğini merak edenler, Ukrayna’nın bir tedarikçi, ortak veya danışman olarak hazırda pek çok cevabı olduğunu biliyor.”
Yıllar sürecek bir sınav
Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Lana Serkal, NV tarafından alıntılanan bir Facebook gönderisinde AB’ye giden yolun kolay olmayacağını yazıyor:
“Katılım müzakereleri yıllarca sürüyor. Bu süre içinde aday ülkelerde seçimler yapılıyor, siyasi partiler değişiyor ve tüm bu iç süreçlere rağmen Avrupa Birliği’ne düzenli biçimde şunu kanıtlamak zorundalar: İç politikada tercihlerimiz ne olursa olsun, bizi AB üyeliğine yönelten temel değerlerin tamamını desteklemeyi sürdürüyoruz. Kurumlarımız hâlâ istikrarlı ve siyasi kaprislerden korunmuş durumda (ya da en azından onları bu şekilde şekillendirmek için tutarlı biçimde çaba gösteriyoruz) ve Avrupa’nın oyun kurallarına saygı göstermeye devam ediyoruz.”
Biraz daha hızlanalım
Le Soir’a göre AB, Ukrayna’ya yaklaşmakta yavaş kalıyor:
“Sınırlarında dört yıldır süren çatışmanın ardından AB’nin hâlâ seçenekleri değerlendirme aşamasında kalmasına şaşırmamak, hatta öfkelenmemek elde değil. ... Satır aralarından, hem geniş coğrafyası hem de birikmiş sorunlarının boyutu nedeniyle devasa olan bu ülkenin birliğe kabulüne yönelik henüz somut bir plan olmadığı da anlaşılıyor. Zelenskiy her ne kadar üyelik için 2027 hedefini belirlese -ya da açıkça söyleyelim: düşlese- de en azından kısa vadede böyle bir şey yok. Bunu değiştirmek için artık çok geç, ancak iyi kontrol edilen bir hızlanma hamlesi yerinde olacaktır.”
Üyelik garantisi yok
Siyaset bilimci Laurențiu Pleșca, laziar.com’da şöyle yazıyor:
“Heyecanın seviyesi yaşananları gereğinden fazla abartma eğiliminde olduğundan, bu haberin ne anlama gelmediğini en başından söylemek lazım. Ortada bir üyelik yok. Üyelik garantisi de söz konusu değil. Bir müzakere faslının açılması, asıl zorlu çalışmanın çoktan bittiği değil, daha yeni başladığı anlamına gelir. Bunu, madde madde denetlenecek ve yıllar sürecek reformlar izleyecek. Acımasız değerlendirmeler yapılacak ve herhangi bir üye devlet tarafından her an bloke edilebilecek müzakereler yürütülecek. Bugün kaçınılmaz bir entegrasyon tablosunu pazarlayanlar, tam da savunuyor göründükleri davaya en büyük kötülüğü yapıyorlar.”
Batı Balkan Zirvesi'nde vaatler muğlak
Hafta sonu Merz ve Macron, Batı Balkan ülkeleri için de genişlemenin daha hızlı ilerlemesi gerektiğini dile getirdiler. Ancak taz bu sözleri pek inandırıcı bulmuyor:
“2019’da Macron, Avrupa Konseyi’nde Kuzey Makedonya ile katılım müzakerelerinin başlamasını tek başına engellemişti - oysa ülke reformları gerçekleştirmiş, bir otokratı yenilgiye uğratmış ve hatta Yunanistan ile yaşanan absürt isim tartışmasını sona erdirmek için adını dahi değiştirmişti. Macron’un mesajı şuydu: AB’nin tüm taleplerini yerine getirenler bile mutlaka ilerleme kaydedemeyebilir. AB, Avrupa Halk Partisi’nin -ki CDU ve CSU da buna dahil- Sırp otokrat Aleksandar Vučić ve partisine saflarında göz yummaya devam etmesi nedeniyle de inandırıcılığını yitiriyor. ... Bu durum devam ettikçe, Merz’in AB’nin genişlemesine yönelik çağrıları pek de inandırıcı gelmiyor. ”