AB ve Taliban müzakerede: Değerlerden vaz mı geçiliyor?

Avrupa Komisyonu ilk kez Brüksel’de Taliban temsilcilerini ağırladı. Görüşmelerde, Afganların Avrupa’dan sınır dışı edilmesi ve İslamcıların AB’deki diplomatlarının sayısının artırılması konuları ele alındı. İnsan hakları savunucuları ise ziyareti protesto etti. Avrupa basınında farklı görüşler var.

Tüm alıntıları göster/kapat
El País (ES) /

Pragmatizm suç ortaklığına dönüşüyor

Afgan gazeteci Khadija Amin, El País’te şu eleştiride bulunuyor:

“Ülkeyi bir kadın hapishanesine dönüştürenler vize, görüşmeler ve sembolik tanımayla ödüllendirilmemeli. Kimileri bu diyaloğu siyasi açıdan gerekli bir adım olarak sunabilir. Ancak milyonlarca Afgan kadın için bu, yaşamlarına ilişkin kararların hâlâ onların dahli olmadan alındığının acı bir hatırlatıcısı. Ve sorun da tam olarak bu. Avrupa, Taliban’ı normalleştirmemeli. Afgan kadınları unutmamalı. Pragmatizmin suç ortaklığına dönüşmesine izin vermemeli.”

Le Soir (BE) /

Rejimin işi kolaylaştırılıyor

Le Soir’a göre Avrupa Komisyonu’nun daha fazla talepte bulunması gerekirdi:

“15 Ağustos 2021’de yeniden iktidara dönüşlerinden bu yana Taliban, korkuya ve insan haklarında gerilemeye dayalı bir rejim kurdu. ... BM uzmanları cinsiyet apartheidından söz ederken, insani kriz milyonlarca Afganı derin fiziksel ve psikolojik sıkıntılara sürüklüyor. ... Taliban, bu diyaloğun yeniden başlatılmasından elde edebileceği her şeyi kopardı ve bu da kesinlikle kabul edilemez bir aklanma anlamına geliyor. Bu ahlaki teslimiyetin en azından yüksek bir bedeli olabilirdi ya da ağır karşılıklar talep edilebilirdi: Bu rejimin kurbanı olan ve acilen o korkunç hapishanelerinden kurtarılması gereken kadın ve erkeklerin sayısı maalesef hiç de az değil.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung (DE) /

İş birliği yaşamları kurtarır

Frankfurter Allgemeine Zeitung, insan hakları savunucularının Taliban heyetinin kabul edilmesine yönelik eleştirilerini ucuz buluyor:

“Afgan kadınların haklarının, öncelik görülen sınır dışı etme politikasına feda edildiğini öne sürüyorlar. Halbuki İslamcı yöneticilere beş yıldır uygulanan tecritin Afganistan’daki kadınlara hiçbir faydası dokunmadı. Kadınlara asıl yardımcı olacak şey, daha fazla insani destek ve kendilerine gelir sağlayacak projeler. Ancak Avrupa hükümetleri ve özel bağışçılar, Taliban’ın hüküm sürdüğü topraklarda yürütecekleri faaliyetlerden ötürü insan hakları savunucularınca düşman ilan edilmekten korktuklarından Afganistan’dan uzak duruyor. Avrupa’daki aktivistler İslamcılarla yapılan her tür görüşmeyi şiddetle eleştirirken, Afganistan’da kadınlar ve çocuklar açlıktan ölüyor.”

Avvenire (IT) /

Utanç paktı

Avvenire, AB’yi alay eder gibi davranmakla suçluyor:

“Bir milyon Afgan Avrupa’da sığınma talebinde bulundu, istatistiklere bakılırsa bunların yarısı reddedilecek. Şimdi her biri korku içinde; denizleri ve dağları aştıktan, yokluk ve zorluklar yaşadıktan sonra, yurttaşlarından özgürlükleri ve hakları dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla esirgeyen o ülkeye geri dönmek zorunda kalıp kalmayacaklarını merak ediyorlar. Aşırı sağın baskısıyla Almanya, Taliban ile ‘teknik’ bir anlaşma yapılmasını savunuyor; ama öte yandan Fransa, İsveç, Hollanda, Avusturya ve diğer ülkeler de ‘utanç paktı’ olarak adlandırılabilecek şeyi istiyor. ... Bu utanç verici, çünkü Avrupa hükümetlerinin çıkarları koca bir halkın hak ve özgürlüklerinin savunulmasının üstünde tutuluyor.”