NATO Zirvesi yaklaşırken Ankara'da olağanüstü hal
7 ve 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’yi bir “terör ülkesi” olarak göstermeyi amaçlayan protestolar planladıkları gerekçesiyle 200’den fazla kişi gözaltına alındı. Öte yandan, akredite gazetecilerin listesi de Türkiye Cumhurbaşkanlığı tarafından kontrol ediliyor. Ülke basınına göre zirveye tatsız bir başlangıç yapılıyor.
Böylesi hiçbir zirvede görülmemişti
Eski Türkiye Büyükelçisi Namık Tan, T24’te güvenlik önlemleri karşısında şoke olduğunu dile getiriyor:
“NATO 2026 Zirvesi için en üst düzeyde güvenlik önlemleri alınması elbette bekleniyordu. Fakat Ankara Valiliği tarafından yayınlanan genelgenin içeriği sadece Türkiye kamuoyunu değil, diğer NATO ülkelerini de şaşırtmış olabileceğini söylemek yanlış olmaz. Zira, Ankara'nın en işlek yollarının kapatılması, yüzlerce işyerinin faaliyetlerini birkaç gün durdurmak zorunda kalacak olması, iptal edilen onlarca etkinlik, halka gayriresmi olarak dayatılan bir sokağa çıkma yasağı ve en kötüsü, siyasi protesto gerçekleştirebilecekleri endişesiyle bir sürü sivil aktivistin gözaltına alınması, NATO tarihinde hiçbir zirvede şahit olunan bir durum değil.”
Güvenlik çılgınlığı fazla ileri gitti
Muhafazakâr Karar gazetesi, tüm Türk vatandaşlarının şüpheli görüldüğü eleştirisinde bulunuyor:
“Yolları protestocu işçilerle kesişen ileri yaşlarda çevreci TEMA gönüllüleri, saygın bir öğretim üyesi, sosyal medyada görüş açıklayan bir gazeteci tutuklandı. Muhalif bilinen gazeteler ve kanallardan gazeteciler zirveyi izleyemeyecekler. ... Elbette tedbirsiz kalınmasın, ama 2026 Türkiyesi'nde, üyelik için asgari şartın demokrasi olduğu bilinen bir örgütün toplantısında, herkese 'şüpheli' muamelesinin uygun görülmesi hiç hoş değil.”
Trump’ın sorumluluktan kaçmasına izin vermemeli
Eski AB Komiseri Paolo Gentiloni, La Repubblica’da Avrupa’nın yaklaşan zirvede taleplerde bulunması gerektiği konusunda uyarıyor:
“Zirveye katılanlar, [ABD’nin] Avrupalılara kendi savunmalarının sorumluluğunu üstlenmeleri yönündeki çağrısını kesinlikle görmezden gelemeyecektir. Buna eski güzel günlerin anılarına dalarak karşılık vermek sorumsuzluk olur. Tek makul yanıt, Avrupa’nın çok daha fazla ağırlık kazandığı yeni bir NATO yapısı için çalışmaktır. ... Avrupa devletleri askeri harcamalarını artırdığına göre, Avrupalı devlet ve hükümet liderleri müttefik ABD’den, NATO’nun 5. maddesinde yer alan caydırıcılık ilkesini yeniden teyit etmesini ve her şeyden önce Moskova ile Kiev arasında izlediği ‘tarafsızlık’ tutumundan vazgeçmesini talep etmelidir. ”