Burnham’ın büyük planları: Acaba doğru yol bu mu?

Büyük Britanya’nın gelecekteki muhtemel başbakanı Andy Burnham hükümet sisteminde kapsamlı bir yeniden yapılanma planladığını açıkladı. Buna göre yerel yönetimlerin su tedariki ve diğer kamu hizmetleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması, yaşam maliyeti kriziyle mücadele etmesi ve sosyal konut inşasını desteklemesi öngörülüyor. Basın, bunun doğru yol olup olmadığını irdeliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
The Daily Telegraph (GB) /

Sosyalist müdahalecilik

The Daily Telegraph uyarıyor:

“Bir sonraki muhtemel başbakan, devletin özel sektörün yatırım kararlarını yönlendirdiği, büyük ölçekli sosyal konut inşası dönemine geri dönmek istiyor. Hatta kamu hizmeti veren işletmelerin devletleştirileceği sinyalini verdi. Ülkenin mevcut sorunlarından 1980’li ve 1990’lı yıllardaki sanayisizleşmeyi sorumlu tutuyor; ancak ekonominin tam da bu dönemde büyüdüğünü ve Manchester gibi kentlerin refahının temellerinin bu yıllarda atıldığını kabul etmiyor. Margaret Thatcher, 1979 yılında iktidara sosyalist müdahaleciliğin sonuçlarını gidermek amacıyla gelmişti. Burnham ise şimdi tam da bu çizgiye yeniden dönmek istiyor.”

The Guardian (GB) /

Bölünmeye karşı hoş bir alternatif

The Guardian hayli etkilenmiş görünüyor:

“Burnham’ın konuşması, Büyük Britanya devlet yapısına dair anayasal ademi merkezileşmeye, devletin fiyat kontrolüne, yeniden sanayileşmeye ve Almanya Anayasası’nı model alan bir asgari yaşam standardına dayanan farklı bir tablo çiziyor. Aynı zamanda güçlü bir kamu altyapısı ve yerel düzeyde onurlu yaşam temelinde, mesleğe nitelikli geçiş imkânı sunan güvenli bir yurt vaadiyle cazip bir sosyal demokrat öneri sunuyor. Bu vizyon ülkeyi birleştirebilir. Büyük Britanya’yı bölmek isteyenlerin görüşleriyle keskin bir tezat oluşturuyor.”

Frankfurter Rundschau (DE) /

Başarı garantisi olmayan bir ilerici popülizm

Frankfurter Rundschau, Burnham’ın pazartesi günkü konuşmasından ve yayınladıklarından şu sonucu çıkarıyor:

“Çok kısa özetlemek gerekirse Burnham, kurtuluşu öncelikle gücün bölgeselleştirilmesinde -ülkede herkesin anladığı İngilizce şekliyle ‘Devolution’da- görüyor. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda için faydalı olduğu kanıtlanan bu yaklaşım İngiltere’ye de yol gösterebilir. ... Yazılı bir anayasa, çoğunluk sistemi yerine nispi temsil, bir tür federal konsey ve İngiltere’nin kuzeyinin kapsamlı, iklim nötr bir şekilde yeniden sanayileştirilmesi - tüm bunlarla ‘Devolution’un daha da desteklenmesi öngörülüyor. Kulağa fazla teorik ve fazla üstenci gelebilir, ancak Burnham cana yakın ve icraatçı tarzıyla bunu ortadan kaldırıyor. ... Burnham’ın popülizmi, yapıcı ve ilerici olduğu için bu anlamda sol bir nitelik taşıyor. Ama elbette bu bir başarı garantisi sunmuyor.”