PISA araştırması: Avrupa okumayı, yazmayı ve hesaplamayı unutuyor mu?
91 ülkeden 15 yaşındaki 760 bin gencin katıldığı 2025 PISA Araştırması’nın sonuçları salı günü yayınlandı. Matematik, okuma ve fen bilimleri performansları küresel ortalamada bir kez daha düştü. Avrupa’da Estonya, İrlanda, Polonya ve İsviçre gibi ülkeler iyi sonuçlar elde ederken, Almanya’da durum hiç olmadığı kadar kötü. Basın, nedenleri ve sonuçları tartışıyor.
Yetişkinler de artık neredeyse hiç okumuyor
Tageblatt, Lüksemburg’daki çocukların özellikle okuma becerilerinde daha da geride kalmasının nedenlerinden birinin kötü örnekler olduğunu vurguluyor:
“Bu ülkedeki her yetişkin, buna kendi payına düşen katkıyı yapıyor; kimi daha fazla, kimi daha az ... . Bir makale okumaktansa sosyal medyada video izlemeyi tercih ediyoruz. Üç kaynağı araştırıp kendi fikrimizi oluşturmak yerine, ne kadar aptalca olursa olsun her soruya yapay zekânın bir cevap uydurmasına izin veriyoruz. Bunların hepsi bizi çabadan kurtarıyor, ancak uzun vadede aklımıza mal oluyor. Giderek daha az hanenin gazete aboneliği var ve giderek daha az yetişkin düzenli kitap okuyor - oysa çocuklarımıza örnek olan biziz. Evde yetişkinler neredeyse hiç okumuyorsa, çocukları neden yapsın?”
Temel görevlere odaklanmalı
İsviçreli öğrenciler hâlâ Avrupa’nın en iyileri arasında sayılsalar da onların da seviyesi düşüyor. Le Temps bu yüzden temel yetkinliklere dönülmesini istiyor:
“Bugün her üç genç İsviçreliden biri gerekli temel bilgilerden yoksun. Bunun değişmesi şart. Kanton Eğitim Müdürleri Konferansı bu konuyu ele almaya başladı bile. Şunu vurguluyorlar: Okuma, yazma ve matematik (yeniden) öncelik kazanmalı. Ama bunu söylemek yetmez. Bu mesaj sınıflara kadar ulaşmalı. Ve bir de parlamentolara: Her yükü -ilk yardım kursları, beslenme, İsviçre Almancası vs.- okulların sırtına bindirmeye son vermeli ve temel görevlerine odaklanmalarını sağlamalıyız.”
Öğretmenler de sorumlu
Die Zeit’a göre her şey kötü koşullara bağlanarak kolaya kaçılmış oluyor:
“Tek bir öğretmen çok şey başarabilir. Dinleyerek, gerçekten ilgi göstererek, bireyi dikkate alan bir ders işleyerek. ... Kimse öğretmenlerden kendi dayanma sınırlarını aşmalarını, daha az tatil yapmalarını, ayrıcalıklarından vazgeçmelerini beklemiyor, kimse öğretmenleri karalasınlar diye insanları kışkırtmıyor. Ancak PISA anketi kapsamında Alman öğrencilerin yalnızca yüzde 56’sı öğretmenlerinin her bir öğrencinin öğrenme süreciyle ilgilendiğini söylüyorsa, bu çok yetersiz. Demek ki öğrencilerin neredeyse yarısı öğretmenleri için pek de önemli olmadıkları hissine sahip. Almanya’daki her öğretmenler kurulu en geç yarın, kendilerine şu soruyu soracakları bir toplantı düzenlemeli: PISA bize dair ne söylüyor?”
Polonya için hem merhem hem acı reçete
Tygodnik Powszczechny, Polonya’nın PISA sonuçları iyi olsa da bazı zayıf yönlerin de bulunduğunu belirtiyor:
“Hiç değilse gidişat kötü görünmüyor; yeniden özgüven depolayabiliriz. Neredeyse kırk yıldır mitleştirilen Batı’nın peşinden koşan bir ülkede, Polonya’nın -hem de eğitim gibi önemli bir alanda- Almanya, Fransa, İspanya veya İtalya’yı bir kez daha açık ara geride bıraktığını gösteren bir tablo etki yaratmalı. ... Ancak somut yetkinliklerin ölçümünün ötesinde, okulun insanlar için bir yaşam alanı olarak değerlendirildiği her alanda kötü sonuçlar alıyoruz. Polonya’da 15 yaşındaki öğrenciler, kendilerini okul topluluklarının bir parçası olduklarını diğer ülkelerdeki yaşıtlarına nazaran daha nadiren hissediyor.”
Entelektüel gerileme bizi yok ediyor
La Vanguardia distopik bir etkiye karşı uyarıda bulunuyor:
“Gençlerin kendi hayat yollarını çizmesi ve daha kültürlü, daha adil bir toplum olma yolunda gidilmesi için vazgeçilmez olan entelektüel becerilerin kaybı, özgürlük karşıtı ya da otoriter siyasi güçlerin yükselişine paralel ilerliyor. Bu da karanlık bir geleceğin habercisi. Eğitim sistemi güçlendirilmeli, bütçe değişimlerinden ya da tasarruf tedbirlerinden korunmalı. Gençler ayrıca dijital dünyada da daha iyi bir korumaya ihtiyaç duyuyor. ... PISA sıralamalarında daha da gerilemek, kendi kendimizi yok etmek anlamına gelir.”
İki dilli eğitim sistemine geri dönüş yok
Letonya’daki öğrencilerin yalnızca yüzde 59’u okuma anlama alanında olumlu bir sonuç elde etti. Neatkarīgā bu sonucu Rusça’nın 2023'te eğitim dili olmaktan çıkarılması bağlamında ele alıyor:
“Bazı siyasetçilerin bu araştırmayı, anadilden farklı bir dilde eğitim verilmesinin çocukların genel eğitim düzeyini düşürdüğünü ve bu nedenle iki dilli eğitime en azından kısmen geri dönülmesi gerektiğini savunmak için kullanacağından kuşku yok. Çocukların pahasına siyasi çıkar elde etmeye yönelik bu tür girişimlerin üzerine en sert şekilde gidilmeli. Tek tip eğitim sisteminden geri dönüş yok ve asla da olmayacak. Devlet şu mesajı net vermeli: Çocuklarının Letonca öğrenmesini teşvik etmek yerine engelleyen ebeveynler, onların geleceğine zarar veriyor.”