NATO krizi: İttifak hâlâ kurtarılabilir mi?

ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında çarşamba günü gerçekleşen görüşme, ittifaktaki çatlakları onarmaya yetmedi. Rutte buluşma sonrasında yaptığı açıklamada, Avrupalıların İran Savaşı’na destek vermeyi reddetmesinin Trump’ı “açıkça hayal kırıklığına uğratmış” olduğunu söyledi. Trump’ın -uzun bir aradan sonra- Grönland meselesini yeniden gündeme getirmesi ise dikkat çekti.

Tüm alıntıları göster/kapat
La Repubblica (IT) /

ABD askerlerinin çekilmesi siyasi baskı yaratır

La Repubblica, Beyaz Saray’ın Avrupa’da konuşlandırılmış ABD birliklerini başka yerlere kaydırabileceği iddialarını irdeliyor:

“Böyle bir karar, hem savunma politikaları hem de ekonomi açısından ağır sonuçlar doğurur. Potansiyel bir şok olur. Üstelik, kaydırılacak birliklerin seçimi şüphesiz tamamen siyasi kriterlere, ‘dost’ ve ‘düşman’ ülke algısına göre yapılacaktır. Bu da milyarderin gözünde kendisine iyi niyetli davranmayan ülkeleri askersiz bırakacaktır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin dünkü Washington ziyareti bu yüzden yepyeni bir anlam kazanmış sayılır. Örgütün başı, Atlantik’in iki yakası arasında yaşanan ihtilafı yatıştırmak için elinden geleni yaptı.”

Ukrajinskyj Tyschden (UA) /

Trump'ın tehdit politikasının faturası

Ukrajinskyj Tyschden, NATO krizinden Trump’ı sorumlu tutuyor:

“İran Savaşı, Batı dünyasının sözde birliğinin bir yanılsama olduğunu doğruladı - artık pratikte de; zira Trump bunu retorik düzeyde zaten uzun süredir açıkça dile getiriyordu. ‘Kolektif Batı’ maceracının yardımına koşmadı ve neredeyse hiçbir maliyeti olmayacak önlemleri [ABD uçakları için uçuş izni] göstere göstere sabote etti. ... Trump bu kadar büyüklenmemeli ve kâh Danimarka’yı kâh Kanada’yı tehdit etmemeliydi. Gümrük vergileriyle oynamamalı, NATO’dan ayrılma tehdidinde bulunmamalı ve en nihayetinde, aslında desteğine güvendiği kesimleri oldu bittilerle karşı karşıya bırakmamalıydı - sırf sonrasında gücenmişi oynamak için bunları yapmamalıydı.”

De Standaard (BE) /

Rutte de ittifakın yoluna taş koyuyor

De Standaard, NATO Genel Sekreteri’nin Trump’a yaranmaya çalışarak ittifaktaki suları durultmaktan başka her şeyi yaptığından yakınıyor:

“İran'a saldırıları savunarak ve hatta Trump’ın şikâyetlerine katılarak ittifak üyelerine meydan okumaya devam ediyor. ... NATO’nun Hürmüz Boğazı’nı açmaya ‘yardımcı olabileceği’ yönündeki vaadi, ittifakın temel gayesini göz ardı ediyor. Oysa bu gaye, müttefiklerin topraklarını düşman saldırılarından korumaktan ibarettir. Örgütün tüzüğü bu hususta son derece açıktır. Savunma amaçlı olmayan güç kullanımına yalnızca BM kararı çerçevesinde izin verilir.”

Echo24 (CZ) /

Avrupalılar aslında ne kadar güvenilir?

Echo24, ittifakın karşılıklı yardım yükümlülüğünün işleyişine dair şüpheli:

“NATO’nun gücü her zaman, bir üyeye saldırılmasının herkese karşı savaşı tetikleyeceği gerçeğinden gelmiştir. Bu varsayım olmadan, Kuzey Atlantik Antlaşması sadece bir kâğıt parçasından ibarettir. Trump açıkça müttefiklerini aktif olarak savunmayacağını ilan ederse, ABD’nin resmen ayrılmasına gerek kalmadan NATO’nun sonu gelmiş demektir. Trump’ın bu tür sözlerinin ardında durma becerisinden hiç şüphe yok. Ama İspanyollar Estonya için ciddi ciddi savaşa girer mi? Peki ya Fransa? Andrej Babiš, Tallinn uğruna seferberlik emri verir mi? Belki de bu soruları sormamak daha iyi, zira verilecek dürüst bir cevap NATO’yu tamamen tarihe gömebilir.”

Lidové noviny (CZ) /

Ukrayna’nın üyeliği şimdi daha da önemli

Köşe yazarı Jaroslav Veis, Lidové noviny’de Ukrayna’nın NATO üyeliğini savunuyor:

“Trump, ABD’nin ittifaktan ayrılacağı tehdidini giderek artırıyor. Her zamanki gibi yalnızca saçmaladığına ve işin buraya varmayacağına dair bahse girmezdim. ... Umarım diğer NATO üyeleri -yalnızca Avrupa’nın en tecrübeli ordusuna değil gelecekteki savaşlar için en iyi donanıma da sahip ülkelerden biri olan- Ukrayna’yı bir an önce aralarına katmanın yolunu bulurlar. AB üyeliği ise daha sonra gerçekleşebilir. Tıpkı bizde olduğu gibi. ”