AB üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezleri kurmak istiyor

Avrupa Birliği, AB üyesi olmayan ülkelerde geri gönderme merkezleri kurmayı planlıyor. Avrupa Parlamentosu temsilcileri ve üye ülkelerin hükümetleri bu konuda uzlaşmaya vardı. Ancak merkezlerin nerelerde kurulabileceği henüz belirsiz. Söz konusu adım, 12 Haziran’da tamamen yürürlüğe girecek olan AB iltica reformunun bir tamamlayıcısı niteliğinde. Basın, planın uygulanabilirliğini ve temel haklarla uyumluluğunu irdeliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
tagesschau.de (DE) /

Çözüm olmaktan çok uzak

AB yanlış beklentiler yaratmamalı, diyor tagesschau.de:

“Hiç değilse daha hangi engellerin aşılması gerektiğini açıkça belirtmeli - muazzam maliyetlerden hiç söz etmiyoruz bile. Almanya zaten yoğun biçimde ortak devletler arıyor. Ancak somut taahhütler eksik. Ve bunlar verilse bile: AB Temel Haklar Ajansı, planlanan merkezlerin hukuk dışı alanlara dönüşmemesi için süreci yakından inceleyecektir. ... Tüm bunlar hayata geçirilse bile: Her sürenin bir sonu var - menşe ülkelerce geri alınmaları kabul edilmeyen, reddedilmiş sığınmacılar bu merkezlerde sonsuza kadar kalamaz. Sonuç olarak AB, işbirliğine yanaşmayan bu devletlere yönelik baskıyı artırmalı. Bu da şu anlama geliyor: Bu karar henüz bir çözüm değil.”

El Periódico de Catalunya (ES) /

Temel haklar korunmalı

El Periódico de Catalunya şöyle yazıyor:

“Geri Gönderme Yönetmeliği ve Avrupa Göç ve İltica Paktı, Avrupa göç politikasında yeni bir aşamaya girildiğine işaret ediyor. ... Her iki reform da AB’nin 2015 göç krizinden bu yana yaşadığı zorluklara, özellikle de geri gönderme kararlarının sadece yüzde 27’sinin uygulanmasına yanıt niteliğinde. ... Mevzubahis geri gönderme kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı değil, bunun nasıl ve hangi güvencelerle yapılacağı. Bir hukuk devleti hem hukuka riayet etmek hem de temel hakları korumak zorundadır. ... Yeni Avrupa göç çerçevesi ancak bu denge sağlanırsa etkili ve meşru olabilir.”

Le Courrier (CH) /

Trump karşıtlığı iddiası boş

Le Courrier yanlış bir gidişata karşı uyarıyor:

“Bu sıkılaştırmalar, insan hakları konusunda tarihsel bir gerileme teşkil ediyor. Yeni sistem, savaş, kıtlık ya da iklim değişikliği nedeniyle kaçmaya zorlanan insanlar için bir kale olarak Avrupa’ya erişimi daha da tehlikeli hale getirecek. ... Sığınmacılara yönelik bu yeni saldırılar, Brüksel’deki sağ ve aşırı sağ fraksiyonların ittifakının bir meyvesi. Böylece, büyük burjuva partilerinin aktif katılımıyla AB’nin kalbinde gerici ve ırkçı siyasetin ilerleyişini gözler önüne seriyorlar. Bu da Donald Trump’ın neofaşist rejimine karşı bir koruma kalkanı işlevi gören Avrupa mitini çürütüyor.”

Le Soir (BE) /

Adaletsizlik ve keyfilik riski

Le Soir uyarıyor:

“Kulağa hoş gelen bir tabir olan ‘geri gönderme merkezleri’, ille de bir suç işlememiş olsalar da sınır dışı edilenlerin kapatıldığı hapishaneleri gizleyen birer kılıf aslında. ... Gözlerden uzak, denetimsiz, anavatanlarıyla hiçbir bağları bulunmadan ve tamamen belirsiz, hatta umutsuz itiraz yollarıyla unutulup gitmeyecekleri nasıl garanti edilecek? Son derece gerçek bir adaletsizlik ve keyfilik riski söz konusu. Tüm bunlar muhtemelen çok sınırlı sonuçlar uğruna yapılıyor. Hedef, bugün zayıf kalan geri gönderme politikasının etkinliğini artırmak. Ancak tüm uzmanlar, bu başarının ancak menşe ülkelerle yürütülecek -şu an mevcut olmayan- gerçek bir işbirliği sayesinde mümkün olacağında hemfikir.”

Delo (SI) /

Daha da sağa kayıldı

Delo’ya göre AB’nin sığınma politikası giderek sağcılaşıyor:

“Gelecekte, süreçteki insanların haklarından ziyade geri gönderme politikasının etkinliğine daha fazla dikkat edilecek. Ayrıca bu kişiler daha uzun süre gözaltına alınabilecek. Reddedilen sığınmacıların uzak üçüncü ülkelerdeki merkezlere sınır dışı edilmesine ilişkin yasal bir zemin oluşturulması, her halükârda Avrupa siyasetinde köklü bir değişime işaret ediyor. Göç konularında bir zamanlar Avrupa sağının daha sert kanadı tarafından savunulan görüşler, artık siyasi ana akımın parçası haline geldi. ”

Frankfurter Rundschau (DE) /

Umut kırıcı bir durum

Göçle mücadelede belli ki artık hiçbir tabu kalmamış, diyor Frankfurter Rundschau öfkeyle:

“Afganistan’daki insanlık dışı Taliban ile işbirliği mi? Yapılması gereken bu. Libya gibi rejimlere itibar kazandırmak mı? Yeter ki sığınmacılarımızı alsınlar. Çocukların ve ailelerin korunması mı? O kadar da önemli değil. İnsanları hiçbir bağları olmayan ülkelerde alıkoymak mı? Hiçbir suç işlememiş insanları hapsetmek mi? Başka yolu yok. Ve son olarak: Aşırı sağcı AfD ile işbirliği mi? Birlik partileri (CDU/CSU) açısından belli ki artık bu da sorun değil. AB organlarının aldıkları kararlardan anlaşılan bunlar. İnsan haklarından ve hukukun üstünlüğünden yana olanlar için umut kırıcı bir durum.”