Ukrayna Savaşı: Avrupa şimdi arabuluculuk yapmalı mı?
Rusya Şubat 2022’den bu yana Ukrayna’nın geneline karşı kapsamlı bir saldırı savaşı yürütürken, çeşitli müzakere girişimleri bugüne kadar çatışmaların sona ermesini sağlayamadı. Ukrayna, Rusya’daki hedeflere yönelik saldırılarını artırıyor ve Rus ekonomisi giderek daha fazla zayıflık emareleri gösteriyor. Yorumcular, Avrupa’nın müzakereler için inisiyatif alması adına şu anın uygun zaman olup olmadığını irdeliyor.
AB fırsatı kaçırmamalı
De Morgen’e göre Moskova’nın sergilediği zayıflık belirtilerinden istifade edilebilir:
“Rusya’da giderek daha fazla uzmanın tasvir ettiği hayal kırıklığı ve umutsuzluk atmosferi, bir ölçüde komünizmin son dönemlerinde 70’li ve 80’li yıllardaki gerontokrasiyi hatırlatıyor. ... Eğer durum buysa, Avrupa Birliği bu fırsatı kaçırmamalı. Ukrayna üzerine yürütülen barış görüşmelerinde müzakere masasındaki yerini istemeli. ... Ayrıca Putin sonrası döneme de kapsamlı biçimde hazırlanmalıyız ve dolayısıyla, kendisi savaş tarihinin çöplüğünü boylar boylamaz kiminle müzakere etmemiz gerekeceğini şimdiden belirlemek en doğrusu olacaktır.”
Moskova herkesi birbirine düşürebilir
NRC köşe yazarı Caroline De Gruyter, Avrupa’nın fazla bölünmüş olduğunu ve Putin tarafından oyuna getirilebileceğini düşünüyor:
“Avrupa Putin’le müzakere etmemeli: Çünkü kendi içinde hemen her konuda bölünmüş durumda. Kremlin’den gelecek tek bir hamleyle 27 üye devlet yeniden yüksek sesle gıdaklayarak kümesin içinde uçuşmaya başlayabilir. Putin hiç acımadan onları birbirine düşürebilir. Bunun da Ukrayna’ya hiçbir faydası olmaz. ... 2027 yılında İspanya, Fransa, Polonya ve İtalya’da seçimler yapılacak. Dolayısıyla, Avrupa siyasetinde kartlar bir kez daha yeniden karılacak. Avrupa’nın iyi bir müzakere ortağı olamayacağının ve fazla büyüklenmemesi gerektiğinin bir diğer nedeni de bu.”
Almanya boyun eğebilir
İşin sonunda Rusya’yı gerçek bir baskı altına alma cesareti sergilenemeyebilir, diye yazıyor Polityka:
“Rus ekonomisi gerçekten de çöküşe doğru ilerliyor. ... Avrupa sabrını korursa, ekonomik kriz Kremlin rejiminin sert tutumunu yumuşatabilir ve taviz vermeye yatkınlığını tamamen değiştirebilir. Ancak bu senaryo mutlaka gerçekleşmeyebilir. Kremlin Batı’yı -örneğin ekonomik argümanlara duyarlı olan Almanları- Rusya’nın ekonomik bakımdan göçmesi gibi bir dehşet senaryosuyla tehdit edebilir. Buna paralel olarak, Rusya’da yaşanacak bir krizin Avrupa için de risk teşkil edeceği öne sürülebilir. Ve en nihayetinde de çözüm olarak şu önerilebilir: Tek yapılması gereken Rusya’ya açılmak.”
Putin zafere hâlâ inanıyor
Corriere della Sera müzakereleri manasız buluyor:
“Ukrayna’nın insansız hava araçlarının caydırıcı etkisine ve Putin’in daha az talepte bulunmasına umut bağlayanlar hüsrana uğrayacak. Rusya Devlet Başkanı, Donald Trump’ın önceden Kiev’in fikrini almadan bölgenin halen onların ellerinde bulunan kısmının devredilmesi konusunda Anchorage’da kendisine vadettiklerini sahada elde edebileceğine ikna olmuş durumda. Arzu edilen her ne kadar Ukrayna’daki savaşa siyasi ve diplomatik bir çözüm bulunmasıysa da başta Avrupa olmak üzere Batı’nın bunu engellediğini ve Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatmak istediğini yineleyerek dün bu tavrını açıkça ortaya koydu.”
Rus muhalefeti sürece dahil edilmeli
Rus iş insanı Mihail Hodorkovski, Echo tarafından alıntılanan bir Telegram gönderisinde, Avrupa’nın sürgündeki Rus muhalefetini faaliyetlerine dahil etmesini gerektiğini söylüyor:
“Putin rejimi yalnızca Ukrayna ya da yalnızca Rusya yurttaşları için bir tehdit oluşturmuyor. Tüm Avrupa güvenlik sistemi için bir tehdit teşkil ediyor. Dolayısıyla demokratik, barışçıl ve hukuk devleti ilkelerine bağlı bir Rusya için mücadele edenler, Avrupa’nın doğal müttefikleridir. Tam da bu yüzden tek seferlik bir temasa değil, Avrupa Parlamentosu ile kalıcı bir işbirliği mekanizmasına ihtiyacımız var: düzenli diyalog, somut çözümler üzerinde ortak çalışma ve çıkarlarımızın örtüştüğü konularda siyasi eşgüdüm.”