Trump’ın ‘Barış Kurulu’ dünyayı böler mi?

ABD Başkanı Donald Trump, pek çok devleti "Barış Kurulu" projesine katılmaya davet etti. Görünüşe göre bu kurulun yalnızca Gazze’deki durumla ilgilenmesi değil, aynı zamanda çatışma çözümü için daimi bir organ olarak kullanılması da amaçlanıyor. Özellikle Vladimir Putin ve Aleksandr Lukaşenka gibi isimlerin de katılma ihtimali büyük tartışma yarattı. Yorumcular, BM’nin kalıcı şekilde zayıflatılması tehlikesine karşı da uyarıda bulunuyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
La Stampa (IT) /

Herkes coşkuyla katılmıyor

La Stampa, Trump’ın yeni girişimini temkinle karşıyanlar da olduğunu belirtiyor:

“Uluslararası tanınma arayışındaki pek çok ülkenin lideri -örneğin Arnavutluk Başbakanı Edi Rama- ABD’nin davetini derhal kabul ederken, bazı üst düzey isimler tereddüt sergiliyor. ... ‘İstikrarlı bir barışın inşası’ için davet edilenler arasında Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Lukaşenka ve Putin gibi figürler bulunurken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi pek de demokratik olmayan diğer isimleri hiç saymıyoruz bile. Arjantinli Javier Milei ve Macar Viktor Orbán gibi Trump’a yakın siyasetçiler onaylarını şimdiden verirken, Londra gibi ABD’nin geleneksel müttefikleri tereddütte.”

Polityka (PL) /

Her şeye zenginler karar verecek

Polityka'ya göre Trump'ın Barış Kurulu distopik bir perspektif sunuyor:

“Trump'ın, Güvenlik Konseyi dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in tüm yapısına özel ve ticari bir alternatif yaratarak, savaş sonrası dönemin çok taraflılığını yok etmek istediğine şüphe yok. ... Nihayetinde muhtemelen tüm dünyayı kapsayacak böyle bir sistemin tepesinde, daha zayıf devletlerin ya da bölgelerin kaderine karar veren kral-CEO ve imparator-milyarder Trump duracak. ... Etrafında ise en az kendisi kadar zengin insanlardan oluşan, ancak tek işi onun fikirlerini onaylamak olan bir denetim kurulu bulunacak.”

taz, die tageszeitung (DE) /

Çok uzun soluklu olmaz

Taz, Trump'ın derdinin barış olmadığına emin:

“Trump'ın asıl niyeti -sürpriz- ne zamandır gözüne batan BM dahil olmak üzere eski dünya düzenini yıkıp yenisini inşa etmek. Üstelik kendi mutlak liderliğinde. Bu konseyde son söz başkana -yani elbette Trump'a- ait. Hangi devletlerin üye olabileceğine ve hangilerinin üye kalabileceğine de o karar veriyor. ... En olası senaryo şu: Barış Kurulu -şayet hayata geçirilirse- kendiliğinden dağılıp gidecek. Çünkü günün sonunda, gerçekten katılan devletlerin ortak noktası çok az olacak ve salt kurucusunun egosuyla ayakta duran bir dünya düzeni uzun ömürlü olmayacak. En azından umut edilen bu.”

El País (ES) /

ABD küresel hâkimiyet forumu

El País, Trump'ın uluslararası etkisini ABD başkanlığı döneminin ötesine taşımak istediğini yazıyor:

“Daimi üyelik için, bir milyar dolarlık bir tür giriş ücreti ödemek gerekiyor. Fransa ve Norveç gibi bunu reddeden ülkeler, alışıldık sonuçlarla karşılaşmayı beklemeli: örneğin Fransız şaraplarına ve şampanyalarına uygulanacak yüzde 200 gümrük vergisi gibi. ... Trump'ın Kurul'daki görevi, uzatma imkânı bulunacak şekilde artık Beyaz Saray'da olmayacağı 2030'da sona eriyor. ... Bu da girişimin, Trump markasının uluslararası siyasetteki etkisini kalıcılaştırmaya hizmet edecek bir platform olarak kullanılacağını düşündürüyor. Sözde Barış Kurulu, mevcut uluslararası kurumların şahsi ve ücrete tabi bir ikamesidir ve tek bir adama hizmet etmektedir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung (DE) /

BM zayıflatılmak isteniyor

Frankfurter Allgemeine Zeitung'a göre mesele son derece ciddi:

“Başta Barış Kurulu, Gazze Şeridi'ndeki barış sürecine eşlik etmek üzere kurulacaktı. Ancak tüzüğün giriş bölümü, Trump'ın niyetinin paralel bir örgüt kurarak Birleşmiş Milletler'i zayıflatmak olduğuna dair hiç şüphe bırakmıyor. Bu durum, Trump'ın 'Barış Kurulu' önemli güçlerden kabul görmese dahi zaten kırılgan olan uluslararası düzeni daha da aşındırabilir. Şurası muhtemel: Rusya ve Çin, Trump'a boyun eğmeye pek hevesli olmayacaklardır. Ve Avrupalılar da buna 'hayır' demeli.”

24tv.ua (UA) /

Saldırı savaşı engel olmuyor

Gazeteci Vitali Portnikov, 24tv.ua’da öfkeli gözüküyor:

“Putin’in işlediği tüm suçlarına ve Beyaz Saray ne kadar baskı yaparsa yapsın Ukrayna'daki savaşı bitirme konusundaki bariz isteksizliğine rağmen Trump, Kremlin’in şefini uluslararası meselelerde hâlâ ortak olarak görüyor. Dört yıldır süren acımasız savaştan sonra bile Putin, asıl görevi savaşın devamı değil barışın tesisi olması gereken Barış Kurulu’na davet ediliyor. Modern dünyanın en büyük demokratik devletini yöneten ve bugün bu tür kurumları kuranların ahlakından anlamamız gereken tek şey bu.”