Saksonya-Anhalt: AfD anketlerde yüzde 40’ın üzerinde

Mayıs başında Saksonya-Anhalt’ta yapılan bir ankette, ilk kez katılımcıların yüzde 40’tan fazlası eyalet seçimlerinde AfD’ye oy vermek istediklerini belirtti. Yapısal olarak zayıf olan eyalette seçimler 6 Eylül’de yapılacak olsa da net bir AfD çoğunluğu ihtimali şimdiden medyayı düşündürmeye başlamış gözüküyor: Peki sağ popülistlerin gördüğü ilginin sebebi ne ve siyasi rakipleri buna nasıl karşı durabilir?

Tüm alıntıları göster/kapat
Gazeta Wyborcza (PL) /

Perspektifsizliğin kazananları

Gazeta Wyborcza, ekonominin aksadığı ve nüfusun azaldığı yerlerde AfD’nin büyük ilgi gördüğüne dikkat çekiyor:

“Alman halkındaki karamsar ruh hali, artan yükler ve ülkedeki ekonomik durgunluğun sebep olduğu belirsizlikten etkileniyor. Saksonya-Anhalt’ta ise tablo bilhassa kasvetli. Eyalet güçlü bir nüfus kaybı yaşıyor ve tüm Almanya’daki en yaşlı nüfusa (ortalama 46 yaş) sahip. ... AfD, bu dalgayı kullanarak bölgede iktidara gelmeyi hedefliyor ve bu da neredeyse kesin. Parti seçimlerde çoğunluğu elde edemese bile, AfD’nin yer almadığı bir koalisyonun kurulması imkânsız görünüyor.”

Süddeutsche Zeitung (DE) /

Beyaz bir sayfa özlemi

Süddeutsche Zeitung’a göre, AfD’nin anketlerde ulaştığı rekor seviye daha en kötüsü değil:

“Asıl vahim olan, devletin görevlerini yerine getirdiğine, modern bir ulaşım ve altyapı sağladığına, nitelikli okul ve eğitim hizmetleri sunduğuna dair güvenini kökten yitirmiş (ya da artık çok az güveni kalmış) o yüzde 82’lik kesim. Güncel vaziyete yönelik bir hüsran değil, aksine mevcut yapılar içinde artık hiçbir şeyin daha iyiye gitmeyeceğine dair hissedilen bir kesinlik bu. Saksonya-Anhalt’ta 36 ve Federal Cumhuriyet’te 77 yıldır işleyen demokratik siyasetin sınırına ulaştığına dair bir kesinlik. AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki alametifarikası olan beyaz bir sayfa özlemini besleyen de işte bu çaresizlik hissi.”

Der Spiegel (DE) /

Yeniden gerçek siyasi tartışmalara dönmeliyiz

Sosyolog Nils C. Kumkar, Der Spiegel için konuk yazar olarak kaleme aldığı makalesinde partilerin çatışmaları daha açık bir şekilde yürütmesi gerektiğini belirtiyor:

“Örneğin sosyal politika üzerine kıyasıya tartışılırken, AfD’nin muhtemelen sunabileceği pek az bir katkı olur. Ve diğer partiler arasında ciddi bir yön tayininin belirdiği noktalarda, AfD’nin hayırcı tutumu belirgin ölçüde daha az cazip hale gelir. Ancak yeni denklemler, beklenmedik ve aykırı olana -yani kişinin kendi siyasi kanaatlerine ters düşmesi muhtemel gelişmelere- karşı açık olmayı gerektiriyor. ... İlkesel çatışma cesareti göstermeyi beklemek büyük bir beklenti olsa da AfD’ye karşı tek gerçekçi reçete bu gözüküyor.”

Népszava (HU) /

Macaristan reçetesini uygulamalı

Viktor Orbán’ın iktidardan indirilmesi aşırı sağla mücadelede model olabilir, diyor Népszava:

“Elbette her ülke farklı, ancak Macaristan örneği bulaşıcı olabilir: Genç ve orta kuşaklar ile büyük ve küçük şehirler arasındaki dayanışmanın yanı sıra geleneksel partilerin rolünün gözden geçirilmesi, milliyetçi popülizmi durdurmaya imkân tanıyabilir. Hegel’e göre tarihten çıkarılacak en önemli ders, insanın ondan hiçbir şey öğrenmediğidir. Ama belki de bazen öğreniyordur.”