Hindistan ile serbest ticaret anlaşması ne getirecek?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e göre, AB ile Hindistan arasında üzerinde uzlaşılan serbest ticaret anlaşmasıyla, ikili ticaretin yüzde 90’ında gümrük vergilerinin kaldırılması veya düşürülmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, Avrupalı ihracatçılar yılda 4 milyar avroya varan vergi yükünden tasarruf edecek. Medya, ortaklığın dünya siyasetindeki önemine ve buna bağlı risklere ışık tutuyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Keskisuomalainen (FI) /

Gümrük politikası dünya ekonomisini sarsıyor

Keskisuomalainen, AB’nin ABD’den büsbütün farklı bir ekonomi politikası izlediğini yazıyor:

“Trump’ın gümrük politikası şimdiden Avrupa’nın dünyanın diğer bölgeleriyle ticari ilişkilerini yoğunlaştırmasına sebebiyet verdi. ... AB, ticaret anlaşmalarıyla rekabet gücünü artırmak ve düşük gümrük vergileri elde etmek istiyor. Birleşik Devletler gelecekte bir gümrük adasına dönüşebilir. ABD ekonomisinin gümrük vergileri kalkanı ardında nasıl gelişeceğini zamanla göreceğiz. AB ise farklı bir yol seçti. Düşük gümrük vergileri hedefliyor ve açık pazar ekonomisinden faydalanmak istiyor. … Küresel ekonomi büyük bir dönüşümden geçiyor. Bu da önümüzdeki aylarda ve yıllarda büyük sürprizlere yol açabilir.”

Handelsblatt (DE) /

Avrupa ABD'den daha akıllıca davranıyor

Handelsblatt, ABD’den gelen eleştirilere yanıt veriyor:

“Maliye Bakanı Scott Bessent, ABD gümrük vergileriyle Hindistan’ı Rusya’yla petrol ticareti yapmaktan vazgeçirmeye çalışırken, Avrupa’nın Hindistan ile yeni ticaret kapıları açmasından yakınıyor. ... ABD’nin bu yaklaşımı yetersiz kalıyor. İster beğenin ister beğenmeyin: Hindistan, dış politikadaki bağımsızlığı DNA’sına işlemiş bir ülke. Dolayısıyla, Yeni Delhi’deki hükümetin Amerikalıların baskısına boyun eğeceği ve Rusya ile petrol ticaretini sonlandıracağı beklentisi hiçbir zaman gerçekçi olmamıştı. Avrupa’nın daha akıllıca davrandığını söyleyebiliriz. AB, kendisine şantaj yapıldığı hissini vermek yerine Hindistan’a eşit düzeyde ortaklık öneriyor.”

Večernji list (HR) /

Brüksel dişlerini gösteriyor - ancak dostça gülümseyerek

Večernji list’e göre Hindistan ile yapılan anlaşma, Avrupa’nın son zamanlarda dünya siyasetinde önemli bir faktöre dönüştüğünü kanıtlıyor:

“AB diğer jeopolitik aktörlerden farklı da olsa sonunda bir jeopolitik aktör gibi davranmaya başladı. Avrupalı liderler gürültü koparmıyor, tehdit etmiyor, sosyal medya paylaşımlarında gösteriş yapmıyor ve başkalarına saygıyla yaklaşıyor. Ancak AB’nin sesini yükseltmemesi ya da yumruğunu masaya vurmaması, onun yeteneksiz veya beceriksiz olduğu anlamına gelmiyor. Avrupa’nın güç gösterisine ihtiyacı yok. Ukrayna, MERCOSUR, Grönland ve Hindistan ile yapılan anlaşma bunu açıkça ortaya koyuyor ve tüm bunlar net bir stratejiye işaret ediyor. AB, adım adım ABD ile Çin arasında üçüncü bir kutup olarak konumlanıyor.”

Weltwoche (CH) /

2030'dan önce hiçbir şey değişmeyecek

Weltwoche, gerçeklere bakınca geriye pek de bir şey kalmadığından yakınıyor:

“AB’nin Hindistan ile ticareti, Avrupalıların toplam mal trafiğinin yalnızca yüzde 2,5’ini oluşturuyor. Şimdi de yüzde 50’lik bir artış bekleniyor. Kulağa harika gelse de bu durumda bile oran ancak yüzde 3,75 olacak. Hammadde ve tarım gibi hassas meseleler tedbiren kapsam dışı bırakıldı. Geri kalanı da henüz garanti değil. Ayrıntılar ve hukuki detaylar üzerine yıllar sürecek görüşmeler yapılacak. Ve sonunda elbette AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu’nun onayı gerekecek. 2030’dan önce hiçbir şey değişmeyecek. Kesin olan şu ki, Hindistan bu işten daha avantajlı çıkan taraf. Tekstil ve deri ürünleri AB’ye daha da fazla akacak.”

Blog Damijan (SI) /

AB'yi bekleyen sanayi göçü tehlikesi

Ekonomi profesörü Jože P. Damijan, kendi blogunda bazı olumsuz sonuçlara karşı uyarıyor:

“Sanayi ürünlerinde gümrük vergilerinin düşürülmesi, Avrupa’daki durgunluk, katı düzenlemeler, güvensiz tedarik, aşırı yüksek enerji fiyatları ve çok yüksek işgücü maliyetleri koşulları altında, Çin’in 2001 yılında DTÖ üyesi olmasının ardından Amerikan sanayii üzerinde yarattığına benzer bir etkiye, yani Avrupa’da sanayi göçüne ya da sanayi üretiminin büyük ölçüde Hindistan’a kaymasına yol açabilir. ... Muazzam sayıda fazla ucuz işgücüne, güvenilir tedarike ve düşük enerji fiyatlarına (Rus doğalgazı ve petrolü sayesinde), büyük bir iç pazara, gevşek çevre mevzuatına ve merkezi bölgesel ve küresel pazarlara açık erişime sahip bir ülkeye.”

Salzburger Nachrichten (AT) /

Jeopolitik önem artışı

Salzburger Nachrichten, AB’nin Hindistan ile yapılan anlaşmadan muazzam faydalar sağlayacağını vurguluyor:

“Faydası ve sembolik etkisi, uzun vadede MERCOSUR Anlaşması’nı gölgede bırakabilir. Hindistan pek çok nedenden ötürü cazip bir ortak: Salt ekonomisi küresel çapta en yüksek büyüme oranlarından birine sahip devasa bir pazar olduğu için değil, aynı zamanda dünyanın en kalabalık ülkesiyle işbirliği yapan herkes jeopolitik açıdan otomatikman ağırlık kazanacağı için de. Böyle bir pakt, AB’nin giderek zorlaşan bir ortamda kendi değerlerini savunmasına da yardımcı olabilir.”

Der Standard (AT) /

AB'nin sonu gelmedi

Der Standard, Hindistan ve Latin Amerika ile yapılan ticaret anlaşmalarını memnuniyetle karşılıyor:

“Avrupa’da sağ ve aşırı sağ partilerin yararlandığı ve Beyaz Saray’dan da destek gören bir anlatı var. Diyorlar ki: AB çöküşe doğru gidiyor. ... Hindistan ile AB arasındaki anlaşma ve nihayete erdirilen MERCOSUR Anlaşması sayesinde Avrupa kendine yeni müttefikler ve yeni pazarlar buluyor. Aynı zamanda Trump’ınkine alternatif bir anlatı sunuyoruz: İşbirliği iki kazanan çıkarabilir. Avrupa’nın hasımlarına daha kararlı bir şekilde karşı durmak, dostlara el uzatmak: Evet, bu yeni dünya düzeninde işler böyle yürüyebilir.”

Le Monde (FR) /

Yakında ruh eşi de olacaklar

Siyaset bilimci Christophe Jaffrelot, Le Monde’da AB’nin Hindistan’ın demokratik gerilemesini görmezden geldiği eleştirisinde bulunuyor:

“Hindistan giderek özgürlük karşıtı olmasına rağmen, Avrupalılar ülkeyi hâlâ ‘dünyanın en büyük demokrasisi’ olarak görmeyi sürdürüyor. ... Sadece dini azınlıkların ayrımcılık ve gündelik şiddetin hedefi olmaya devam etmesi ve sivil toplumun hükümet tarafından kontrol edilmesi değil, seçim hilelerine dair ikna edici kanıtların sunulmuş olması da söz konusu. … AB’nin bu konularda sessiz kalması, Trump’a direnmek için realpolitiğin muhtemelen bir norma dönüşmesinin yanı sıra Avrupa’nın ve Avrupa Parlamentosu’nun ideolojik ağırlık merkezinin kaymasından da kaynaklanıyor. ... Dolayısıyla, AB ile Hindistan arasındaki yakınlaşma, uzun vadede ideolojik ortak müştereklere de dayanabilir.”

Süddeutsche Zeitung (DE) /

Postkolonyal tevazuya ihtiyaç var

Süddeutsche Zeitung, tüm farklılıklara rağmen Avrupa’nın Hindistan’ı pas geçemeyeceğini vurguluyor:

“Avrupalı demokratlar bu konuda hayale kapılmasın. Başbakan Narendra Modi hükümeti, geleneksel Hindu değerleri temelinde ‘kültürel milliyetçilik’ olarak sattığı bir ‘Önce Hindistan’ politikası izliyor. ... Modi ve Vladimir Putin iyi anlaşıyor. Hindistan, Putin’in ucuz petrolünü alıyor. Eylül ayında da 65 Hint askeri Rusya’da bir askeri tatbikata katıldı. Bu Avrupalıların hoşuna gitmeyebilir, ama şu an çok fazla öfkelenmenin bir yararı yok. ... Ders vermelerle ve postkolonyal küstahlıkla bu iş yürümez. Hindistan, şu an güçlükle doğrulmaya çalışan bir dev. Artık kimsenin kendisini küçük düşürmesine izin vermeyecektir.”

Ziarul Financiar (RO) /

Romanya köprübaşı olabilir

Ziarul Financiar hayli umutlu:

“Yenilenebilir enerji, ilaç, bilgi teknolojileri ve elektronik alanlarında faaliyet gösteren Hintli firmalar zaten Ukrayna'da ve Moldova Cumhuriyeti’nde aktifler. Komşu ülke Romanya, Hintli ve Rumen firmaların bu iki ülkeyi birlikte kalkındıracakları bir köprübaşına dönüşebilir. Dolayısıyla, illa 100 Rumen şirketin Yeni Delhi’ye yerleşmesi gerekmiyor; 100 Hintli şirketin liman kenti Köstence’ye ya da A7 otoyolu üzerindeki şehirlere gelmesi yeterli. Romanya’nın ekonomi stratejisi net ve basit: Hindistan ile kurulacak ve 2030’a kadar Hindistan’ın Avrupa’daki kapısı ve köprübaşı olmamızı sağlayacak bir ortaklık. Bunu başarabiliriz!”