Ankara'da NATO zirvesi: İttifak yeniden mi şekilleniyor?

Avrupa basını, bugün Ankara’da başlayan NATO Zirvesi’ni merakla takip ediyor. Gözler ise yalnızca Avrupa’da konuşlu birliklerinin ve silahlarının bir kısmını geri çeken ABD’ye çevrilmiş değil. İleride daha Avrupalı bir yapıya kavuşacak bir NATO’da liderlik rolünü kimin üstlenmesi gerektiği sorusu da önemli gündem maddelerinden.

Tüm alıntıları göster/kapat
Le Soir (BE) /

Avrupa’nın iyi niyetleri yetmiyor

Le Soir, Avrupa’nın savunma politikası vaatlerini artık eyleme dökmesini istiyor:

“Avrupalı devlet ve hükümet liderleri çabalarını artırmak zorunda kalacak. ABD, bilhassa Avrupa’dan birliklerini çekerek giderek daha fazla geri planda kalacağının sinyalini veriyor. ... Üstelik bu durum, istihbarat servislerinin 2030’a kadar bir veya daha fazla NATO üyesine yönelik olası bir Rus saldırısına karşı uyarıda bulunmasına rağmen gerçekleşiyor. Üstelik Ukrayna’daki savaş tüm şiddetiyle devam ederken. … Avrupalılar daha bir yıl önce askeri harcamalarını ve yatırımlarını artırma taahhüdünde bulunup savunma sanayilerini geliştirme planlarını ilan etseler de bu iyi niyetlerin hayata geçmesi oldukça yavaş ilerliyor. … FCAS havacılık projesinin de gösterdiği üzere, Avrupa başkentleri arasındaki koordinasyon ya gecikiyor ya da tamamen başarısızlığa uğruyor.”

Helsingin Sanomat (FI) /

Sorun yalnızca ABD değil

Helsingin Sanomat, Avrupa merkezli NATO’nun birliği konusunda endişeli:

“Avrupa genelinde savunma harcamalarını artırma yönündeki isteklilik artmış olsa da NATO’yu Avrupalılaştırma süreci çatışmasız geçmeyecek. Trump’ın değişken ittifak politikası, Erdoğan’ın otoriter yönetimi ve NATO ülkelerinin Ukrayna’ya verilecek destek konusundaki farklı tutumları, Avrupa için de ortak bir güvenlik politikası oluşturma güçlüğünün yalnızca bir bölümünü ortaya koyuyor. Rusya kaynaklı uzun süreli tehdit nedeniyle NATO’nun doğu kanadı endişe yaratıyor. Finlandiya açısından sorun yalnızca ABD değil; tüm Avrupa devletlerinin ortak savunma için hem siyasi hem de askeri sorumluluk üstlenip üstlenmeyeceği de belirsizliğini koruyor.”

Süddeutsche Zeitung (DE) /

Yeni merkez Almanya

Eski NATO öleli çok oldu, diyor Süddeutsche Zeitung:

“Bunu da herkes biliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin çekilişi başladı ve bu durum en azından kısmen geri döndürülemez. ... Mesele çoktan beri daha adil bir yük paylaşımı olmaktan çıkmıştı. Karşılıklı yardımlaşmanın büyük ölçüde Avrupalılar tarafından sağlanması gerekecek. ABD’nin rolü bilhassa nükleer alanda vazgeçilmezse de giderek artan bir oranda yalnızca güvence sağlayıcısı olmakla sınırlı kalacak. Bu modelin işleyip işleyemeyeceği, ABD’nin haricinde esasen tek bir üyeye bağlı: Almanya. Bu da gayet basit bir biçimde eleme yönteminden kaynaklanıyor. Büyüklük, ekonomik güç ve coğrafi konum temel alındığında, yeni NATO’nun merkezi olabilecek alternatiflerden geriye yalnızca Almanya kalıyor.”

SRF (CH) /

Erdoğan'dan güç gösterisi

SRF muhabiri Sebastian Ramspeck, Türkiye Cumhurbaşkanı hem içeride hem de dışarıda güçlü adam imajı sergiliyor, diyor:

“Erdoğan, zirveyi güç gösterisi için kullanıyor. Türkiye, hızla büyüyen bir savunma sanayiine ve NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip; ayrıca Akdeniz’den Karadeniz’e geçişi de kontrol ediyor. Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapabilen az sayıdaki ülkeden biri oldu. İçeride ise bu güç gösterisine baskılar eşlik ediyor: Zirveden kısa süre önce Türkiye’de Erdoğan’ı eleştirenler gözaltına alındı, gösteriler yasaklandı ve muhalif medyanın zirveye katılımı engellendi.”

Phileleftheros (CY) /

Türkiye'ye dikkat

Phileleftheros uyarıyor:

“Türkiye, tam üye olamayacağını bilmesine rağmen Avrupa perspektifine ilgisini sürdürüyor. ... Ancak bu yönde adımlar atmak için dahi tutumunu değiştirmesi ve Kıbrıs meselesinde uzlaşı sağlamaya yönelik çaba göstermesi gerekiyor. ... Dolayısıyla, AB Dış İlişkiler ve Savunma Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın geçtiğimiz hafta Ankara’da Türkiye’yi ‘güvenlik, göç ve enerji konularında önemli bir ortak ve AB aday ülkesi’ olarak nitelendirmesi şaşırtıcıydı. Bu tür açıklamaların pek faydası dokunmuyor. Aksine, Ankara’yı geri adım atmama konusunda cesaretlendiriyor. İstedikleri gerçekten bu mu?”

Reflex (CZ) /

Çekya yeterince çabalamıyor

Reflex, Çekya’nın Ankara’da NATO’daki yükümlülüklerini ihmal ettiği suçlamalarıyla yüzleşmek zorunda kalacağı endişesi taşıyor:

“Zirvede yanıt aranan temel soru, Avrupa’nın ABD’den gelen desteğin azalacağı beklentisi karşısında güvenliğini nasıl güçlendirmek istediği. Bu durum, üye devletlerin savunma için ne kadar harcadığıyla doğrudan bağlantılı. Çekya ve Andrej Babiš hükümeti buna tatmin edici bir yanıt vermiyor. Nedenleri basit: Savunma için çok az para harcıyoruz ve bu nedenle Avrupa’nın güvenliğine çok az katkıda bulunuyoruz. ... Andrej Babiš zirvede özellikle öne çıkmak isterse, muhtemelen Donald Trump ve Emmanuel Macron ile birlikte fotoğraf veya video çekilmeye çalışacak. ... Oysa bu son derece yetersiz. Üstelik Çek Cumhuriyeti’nin savunmasını ve güvenliğini de güçlendirmez.”

De Morgen (BE) /

Ortak velayet meselesi düşünülmeli

De Morgen’e göre ilişkileri netleştirecek bir konuşmanın vakti geldi:

“Bu zirvede NATO 3.0’ın nasıl görüneceğine ve zor zamanlarda kimin ne yapacağına dair netlik sağlamak hem Avrupalı NATO üyelerinin hem de ABD’nin çıkarına. Hâlâ birleşik ve güçlü bir ittifak varmış izlenimi yaratmaktan vazgeçelim; bunun yerine, gerektiği yerlerde boşanma sürecine dair net bir takvimin çıktığı ve hâlâ mümkün olan konularda ortak çabaların sürdürüldüğü en uygun mesafeli ilişkiyi yürütmeyi hedefleyelim.”

El Periódico de Catalunya (ES) /

Daha fazla ödeyen daha fazlasını isteyebilir

El Periódico de Catalunya, Avrupa’nın NATO’daki değişen rolünü yorumluyor:

“Avrupalı NATO ülkeleri savunma harcamalarını artırdı. 2025 yılında Avrupalıların askeri harcamaları yüzde 20 yükseldi, bu oran da Çin’dekinden çok daha fazla ve Ukrayna’daki savaşa rağmen Rusya’dakinin üç katı. ... İki kilit meselede Avrupa’nın tutumu baskın çıktı: Ukrayna ve İran. Dolayısıyla, Ankara Zirvesi’nden daha güçlü bir şekilde Avrupa eksenli, daha çok kutuplu ve kurallara daha fazla riayet eden bir ittifak çıkmalı. Daha fazla ödeyen daha fazlasını isteyebilir.”

Le Temps (CH) /

Gelişmeler pasif bir şekilde kabullenilmesin

AB muhabiri Valérie de Graffenried, Le Temps’da Avrupa’nın daha özgüvenli bir rol üstlenmesini istiyor:

“Birlik görünümünü korumak uğruna her türlü hırstan vazgeçmek gerçekten sürdürülebilir bir strateji mi? Avrupa, transatlantik ilişkileri düzenli olarak baltalayan Donald Trump’ın öngörülemezliği karşısındaki kırılganlığını artık gizleyemiyor. Üstelik sıklıkla, gelişmeleri pasif bir şekilde kabullenmekle yetindiği izlenimi veriyor. Ancak NATO’nun asıl sorunu sadece Donald Trump’la nasıl başa çıkılacağı değil. Dayanışmasının, güvenilirliğinin ve caydırıcılığının tek bir ABD başkanının kaprislerine bağlı olmadığını da göstermeli.”

Corriere della Sera (IT) /

Meloni kolay hedef

Corriere della Sera’ya göre zirvede İtalya Başbakanı’nın işi hiç kolay olmayacak:

“Giorgia Meloni, NATO zirvesinde zor ve çifte bir sınavla karşı karşıya. ... Tüm Avrupalı devlet ve hükümet liderleri gibi onun da öncelikle Donald Trump’la yüzleşmesi gerekecek. Diplomatlar -başta da Amerikalılar- Başkan’ın bir sonraki tuhaf ve pervasız çıkışının ne olacağını bekliyor. İran’la girilen çatışmada kendisini desteklemediğini iddia ettiği müttefiklere sert çıkışması ve savunmaya çok az harcama yaptığını düşündüğü hükümetleri de eleştirmesi muhtemel. Meloni hükümeti her iki kategoriye de giriyor ve bu yüzden -Pedro Sánchez yönetimindeki İspanyol hükümetiyle birlikte- Trump’ın öfkesine bilhassa maruz kalabilir.”

24tv.ua (UA) /

Kiev’in daha güçlü füze savunmasına ihtiyacı var

24tv.ua, Kyiv’in NATO zirvesinden en önemli beklentilerinden birinin balistik tehditlere karşı savunmasının güçlendirilmesi olduğunu yazıyor:

“Birkaç ayda bir yeni yardım paketlerini tartışmak artık yetmiyor - bunun yerine uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var. Ortak silah üretimi, modern hava savunma sistemlerinin geliştirilmesine yönelik lisanslar, Patriot füzelerinin üretiminin artırılması ve savunma sanayii için yeni finansman mekanizmaları - tüm bunlar Ukrayna’nın Rus saldırgana karşı savaşta salt ayakta kalmasına değil, ona ağır yenilgiler yaşatmasına ve kendi şehirlerini korumasına da yardımcı olabilir. Başkente yönelik son büyük saldırı, Rus balistik füzelerini savuşturmadaki sorunlarımızı faş etti - dolayısıyla, destek olmazsa bu iş yürümez.”